10. Hukuk Dairesi 2023/4723 E. , 2023/6056 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/647 E., 2023/46 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/286 E., 2021/436 K. Taraflar arasındaki asıl dava kurum işleminin iptali, birleşen dava itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vek…
**10. Hukuk Dairesi 2023/4723 E. , 2023/6056 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/647 E., 2023/46 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/286 E., 2021/436 K. Taraflar arasındaki asıl dava kurum işleminin iptali, birleşen dava itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı asıl dava dilekçesinde; oğlunun trafik iş kazası neticesinde vefat ettiğini, bunun üzerine kurum tarafından kendisine ölüm aylığı bağlandığını, kendisinin kuruma başvuru yaparak kendisine iş kazası kolundan aylık bağlanması gerektiğini beyan ettiğini, kurumun kabul ettiğini ancak kendisinden ölüm aylığını kestiklerini ve bugüne kadar aldığı aylıkları iade etmesini istediklerini, dava sonuçlanıncaya kadar kurumun icra takibine geçilmemesi hususunda ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu beyan ederek, kurumun işleminin iptali ile tarafına bağlanan aylığın aynen devamına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; ilgili yasalara göre ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanması bunların bağlanan aylıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabii çalışmaması ve bu kuruluşlardan gelir veya aylık almamaları şartına bağlı olduğunu. Bu sebeple ödenen aylığın kesildiği ve iadesinin talep edildiğini, buna dair icra takibi başlatıldığını borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takibin devamına %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; kurumun gerçekleştirdiği işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, iddialara ilişkin kayıt ve belgelerin celbedilmesini, kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davanın kabulü halinde kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Asıl dosya ve birleşen dosya ile açılan davaların ayrı ayrı kısmen kabul kısmen reddi ile, Davalı -birleşen dosya davacısı kurum tarafından davacı - birleşen dosya davalısı aleyhinde başlatılan ... Anadolu 5. İcra müdürlüğünün 2015/10074 Esas sayılı dosyasındaki takibin 39.928,85 TL üzerinden devamına, Asıl dosya ve birleşen dosyadaki fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Birleşen dosyadaki icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı/birleşen dava davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen hadisede ölüm ve iş kazası sigortaları birleşmekte olduğundan, bu sigortalardan bağlanacak olan aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümünün, eksik olanın yarısının ise müvekkile bağlanacağı; başka bir ifade ile her iki sigorta kolundan da davacının hak sahibi olduğunu, mahkeme kararında 20.11.2009 tarihinden itibaren ödenen 39.928,85 TL'nin müvekkilden tahsili yönünde karar vermişse de müvekkilden (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) bu bedelin maksimum yarısı talep edilebileceğini, davacıya ölüm sigortasından ve iş kazası sigortasından ayrı ayrı maaş bağlanması ve bu maaşlardan yüksek olanının tam, düşük olanının yarısı şeklinde de maaş miktarlarının belirlenmesi gerektiğini, davacının her iki sigorta kolundan da hak sahibi olduğunun açık olduğunu, huzurdaki davada 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 63 üncü maddesinin uygulanması gerektiğini, davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini talebi ile ... Anadolu 13. İş Mahkemesinde 2013/448 Esas sayı ile açtığı dava sırasında, maddi zararın doğru hesap edilebilmesi bakımından ve iş kazası sigortası kolundan gelir hak etmesi sebebi ile davacının davalı kuruma müracaat etmesi ve tahsis talebinde bulunması gerektiğini, aynı hususta daha evvel de müracaatta bulunulduğu, ancak kurum tarafından 02.12.2009 tarih ve 14399649 sayılı yazı ile kabul görmediği, iyi niyetli zenginleşen olan müvekkilden, talep konusu edilen tutarın tahsil edilemeyeceği hususunun açık olduğunu, davacının ölüm sigortası kolundan ölüm aylığını hak ettiği, aynı zamanda iş kazası sigortası kolundan da ölüm gelirini hak ettiği, olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 506 sayılı Kanun'un 92 nci maddesi gereği, bu aylık ve gelirlerden yüksek olanının tamamının, eksik olanının ise yarısının davacıya ödenmesinin gerekeceğin, diğer taraftan mahkeme kararında birleşen ve asıl dava yönünden ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken tek dava gibi hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; başlatılan icra takibindeki borca ilişkin olarak, davacı/birleşen dava davalısı 3811317553 tahsis numarası ile aylık almakta iken, 9/90323 numaralı Kurum dosyasından aylık bağlanması nedeniyle 4958 sayılı Kanunla 506 sayılı Kanun'un 24 ve 69 uncu maddelerinde yapılan değişiklikle 06.08.2003 (dahil) tarihi itibariyle ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanması, bunların 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi çalışmaması ve bu kuruluşlardan gelir veya aylık almamaları şartına bağlandığını, bu kanuna istinaden 3/1317553 numaralı Kurum dosyasından almış olduğu aylıklarının kesildiğini, 01.09.2008-19.09.2014 tarihleri arasında kendisine ödenen aylıkların tahsili için de 5510 sayılı Kanun gereği işlem yapıldığını, mahkemece dosya üzerinde eksik yapılan inceleme ile mezkur şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Anadolu 19. İş Mahkemesinin 18.11.2021 tarih, 2019/286 Esas- 2021/436 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı ... vekili vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı/birleşen dava davalısı ... vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelmeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. Davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelmeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada davacıya vefat eden oğlundan iş kazası kolundan ölüm geliri bağlanması üzerine ölüm aylığının kesilerek borç çıkarılması işleminin iptaline, birleşen davada ise itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. Anne ve babaya gelir bağlanmasını düzenleyen ve davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre, ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanması için, ana ve babanın geçiminin sigortalı tarafından sağlanması gerekir. Anılan maddede, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile yapılan değişiklik sonucu, “geçiminin sigortalı tarafından sağlanması” koşulu kaldırılarak, “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanun'a göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan anne ve babaya gelir bağlanacağı” belirtilmiştir. 3. 506 sayılı Kanun'un 92 nci maddesinde ise; "Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir." hükmü mevcuttur. 4. Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun'un 96’ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise, bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir. 3. Değerlendirme 1.Dosya kapsamı incelendiğinde; 19.08.2008 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalı Murat Oygur’un hak sahibi annesi ...’a 29.12.2008 tarihli tahsis talebine istinaden 01.09.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, bu defa sigortalı Murat Oygur'un vefatı ile sonuçlanan olay hakkında yapılan tahkikat neticesinde düzenlenen 23.09.2009 tarih ve 93240/İNC/33 sayılı İnceleme Raporu ile olayın iş kazası olduğunun değerlendirildiği, davacı/birleşen dava davalısının Kurumdan iş kazası sebebiyle ölüm geliri talebi ise Pendik Sosyal Güvenlik Merkezinin 02.12.2009 tarihli yazısı ile, davacıya daha önce 3811317553 tahsis numarası ile ölüm aylığı bağlandığından 5510 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin (d) fıkrası gereğince ölüm geliri bağlanamayacağı bildirilerek reddedilmiştir. 2. Davacı/birleşen dava davalısının devam eden tazminat davası nedeniyle 19.06.2014 tarihinde davalı Kuruma müracaat ederek, iş kazası sebebiyle vefat eden sigortalı oğlundan dolayı yeniden ölüm geliri talebinde bulunduğu, Kurum tarafından davacı/birleşen dava davalısının talebi kabul edilerek kendisine 20.08.2008 (vefat tarihi) tarihinden geçerli olmak üzere 12.08.2014 tarihinde ölüm geliri bağlanmasına karar verildiği, 20.08.2008-19.09.2014 tarihleri arasında birikmiş ölüm gelirinin 20.741,87 TL olarak hesaplanarak, davacı/birleşen dava davalısına banka aracılığıyla ödendiği ve birikmiş ölüm gelirleri davacı/birleşen dava davalısı tarafından 21.01.2015 tarihinde tahsil edildiği anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından 05.12.2014 tarihli yazısı ile, davacıya ölüm geliri bağlandığı gerekçesiyle 3811317553 tahsis numarası ile daha önce bağlanan ölüm aylığının 01.09.2008 tarihi itibariyle kesilerek, 01.09.2008-19.09.2014 tarihleri arasında ödenen ölüm aylıkları sebebiyle davacıya 48.131,22-TL. yersiz ödeme borcu çıkarıldığı ve söz konusu Kurum alacağının 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi gereğince takip ve tahsiline karar verildiği, davacı/birleşen dava davalısının 17.12.2014 tarihinde yaptığı itirazının ise davalı Kurumca kabul edilmediği görülmüştür. 3. Asıl davada davacı tarafça ölüm aylığının kesilerek kendisine borç çıkarılması yönündeki Kurum işleminin iptali isteminde bulunulmuş, birleşen dava ise davalı ... tarafından davacıya ödenen ölüm aylıkları sebebiyle çıkarılan yersiz ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemenin asıl dava ve birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin yaptığı değerlendirme, eksik incelemeye dayanmakta olup hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. 4. Zira yukarıda değinilen maddi ve hukuki bilgiler dahilinde, asıl dava yönünden 506 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine göre, ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanması için, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmama ve buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almama koşulu bulunduğundan, aynı Kanun'un 92 nci maddesi kapsamında davacı/birleşen dava davalısına vefat eden oğlundan dolayı, uzun vadeli sigorta kollarından ölüm aylığı bağlandığından ayrıca gelir bağlanması istenemez, dolayısıyla davalı Kurumun ölüm aylığını kesmesi yönündeki işlemi isabetsiz olup, bu yönde Kurum işleminin iptaline ve buna bağlı olarak ölüm aylığından dolayı borç çıkarılması işleminin iptaline karar verilmesi gerekir. 5. Birleşen dava yönünden ise, davacı/birleşen dava davalısına ölüm aylığı alması sebebiyle iş kazasına bağlı olarak yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca gelir bağlanamayacağı anlaşıldığından davalı ... tarafından kendisine ödenen ölüm aylıkları sebebiyle borç çıkarılması işlemi hatalı olup, davalı ... tarafından ancak davacı/birleşen dava davalısına bağladığı gelirler 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi kapsamında kaldığından 20.08.2008 tarihinden itibaren iş kazası kolundan bağlanan ölüm gelirleri istenebilir. 6. Asıl ve birleşen davanın yukarıdaki bentlerde açıklanan kapsamda değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece hatalı değerlendirme ile davacı/birleşen dava davalısına bağlanan ölüm aylığının kesilerek borç çıkarılması ve kendisine iş kazasından dolayı gelir bağlanmasına yönelik işlemleri usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.