Başvuru, konutu terk etmemeye ilişkin adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması, söz konusu tedbire dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; konutu terk etmemeye ilişkin adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması, söz konusu tedbire dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/12/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve bu kararda incelenen iddia dışında kalan iddiaların kabul edilemez olduğuna, incelemeye konu iddia yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve ekleri ile başvurucu hakkındaki soruşturmayı yürüten soruşturma makamından temin edilen ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı (Batı Başsavcılığı) tespit edilemeyen bir tarihte, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) avukat yapılanması içinde yer aldıkları ve böylece sözü edilen silahlı terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla aralarında başvurucunun da bulunduğu bazı avukatlar hakkında soruşturma başlatmıştır. 11/12/2018 tarihli sulh ceza hâkimliği kararıyla şüphelilerin ve müdafilerinin dosyayı inceleme ve dosyadaki belgelerden örnek alma yetkileri kısıtlanmıştır. Sulh ceza hâkimliğinden alınan kararlarla, başvurucunun cep telefonuyla kurduğu iletişimler belli bir süre tespit edilip dinlenmiş, kayda alınmış ve telefonunun sinyal bilgileri değerlendirilmiştir. Buna göre;i. Başvurucu 29/5/2019 tarihinde saat 17 sıralarında Av. A.S.G. ile 39 saniye görüşmüştür. Görüşmede, bir şüphelinin ifadesinin alınması sırasında ne yapılacağı konusunda A.S.G.ye “... [İ]ddiaları kabul etmiyoruz, yapacak bir şey yok zaten ifade alınırken değil mi?” diye sormuştur. A.S.G. de kendisini doğrulamıştır.ii. Başvurucu 16/9/2019 tarihinde saat 33 sıralarında A.S.G. ile bazı duruşmalar ve bir kişinin vergi dairesiyle ilgili bir işi hakkında 92 saniye konuşmuştur. Bir sanığın etkin pişmanlığıyla ilgili olarak A.S.G.ye “Fazla söylenecek bir şey yok. Yanımızda hani konuştuğumuz şeyleri tekrarlayacağız, değil mi? O da biliyor zaten.” ve “Hani konum itibarıyla bilebileceklerini söylediğini ... tamam.” demiştir. A.S.G. de kendisini teyit etmiştir. iii. Başvurucu 23/9/2019 tarihinde saat 05 sıralarında K. isimli biriyle 154 saniye görüşmüştür. K.ya bir tutukluya yaptığı ziyaret ve bu kişiyle ilgili yapılacak tutukluluk incelemesi hakkında bilgi verip S. isimli bir avukatın telefon numarasını söylemiştir.iv. Başvurucu 30/9/2019 tarihinde saat 57 sıralarında Av. F.T. ile 410 saniye görüşmüştür. F.T. Karaman’ın Ermenek ilçesindeki bir davayla veya davalarla ilgili olarak vekâletname verenlerin isimleri ile bir idari davaya dair başvurucudan brifing almış ve bir gerekçeli kararı göndermesini istemiştir. Görüşme sırasında konuşma üslubu konusunda taraflar arasında tartışma çıkmış ve F.T. başvurucuya “Sınırınızı bilmeniz lazım bu noktada.” demiştir.v. 10/10/2019 tarihinde saat 38 sıralarında başvurucu, S. adına kayıtlı bir cep telefonuna bir adresin bilgisini içerir mesajlar göndermiştir.vi. Başvurucu 17/10/2019 tarihinde saat 42 sıralarında Ç. ile 220 saniye konuşmuştur. Konuşma A.S.G.ye Ç.nin ulaşamaması ve A. isimli kişinin devam edip etmemesiyle ilgilidir (Devam edilen şeyin ne olduğu anlaşılamamıştır.).vii. Başvurucu 29/10/2019 tarihinde saat 01 sıralarında A.S.G. ile 99 saniye konuşmuştur. Görüşme sırasında A.S.G. sonraki gün şehir dışında olacağını, bir başka avukatın da bir başka şehre gideceğini söyleyip yetki belgesini elektronik posta ile göndereceğini belirterek başvurucudan idari yargıda yapılacak iki duruşmaya katılmasını rica etmiştir. viii. 8/11/2019 tarihinde saat 40 sıralarında başvurucu, A.S.G. ile 185 saniye görüşmüştür. Görüşme bir kişinin verdiği vekâletnamede A.S.G.nin isminin olup olmaması, A.S.G. için yetki belgesi düzenlenip düzenlenmediği ve alınacak ödemeyle ilgili kesilecek makbuzun (Anlaşıldığına göre serbest meslek makbuzu kastediliyor.) nasıl düzenleneceği hakkındadır. Bu konuşmadan sonra başvurucu konuşulan meselenin açıklığa kavuşturulması için aynı gün saat 43 sıralarında Y.Ü. ile 101 saniye konuşmuştur.ix. 12/11/2019 tarihinde saat 21 sıralarında S.B. ile 33 saniye görüşen başvurucu, S.B.ye almayı isteyip istemediğini sormuş; S.B. de onu taşıyamayacağı için cumartesi günü alacağını söylemiştir (Neden bahsedildiği anlaşılamamıştır.).x. Başvurucu 18/12/2019 tarihinde saat 32 sıralarında A.S.G. ile yaklaşık 97 saniye görüşmüştür. Bu görüşme sırasında A.S.G. başvurucudan bir soruşturmayla ilgili bir yazıyı alıp alamadığını sormuş ve silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile ilgili olduğu anlaşılan bir dava dosyasını incelemesini istemiştir.xi. Başvurucu 27/12/2019 tarihinde saat 37 sıralarında Mu.Ç. ile 50 saniye konuşmuştur. Görüşme içeriğinden başvurucunun daha önce Mu.Ç.ye yanında çalıştırmak için birini sorduğu, Mu.Ç.nin de başvurucunun telefon numarasını o kişiye vermek için başvurucunun rızasını aldığı anlaşılmıştır. Görüşmeye göre çalışacak kişi başvurucuyu arayacaktır.xii. Başvurucu 8/1/2020 tarihinde saat 38 sıralarında S.K.G. ile 383 saniye görüşmüştür. Başvurucuyu Ç.nin ismini vererek arayan S.K.G. özetle eşinin meslekten çıkarılmış bir hâkim olduğunu, eşinin durumunun da kendisiyle aynı olduğunu, haklarındaki yargılamaların beraatle sonuçlandığını, bu kararların kesinleştiğini ve avukatlık ruhsatını almayı beklediğini anlatmıştır. Başvurucu, birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla durumu değerlendireceklerini söylemiştir.xiii. Başvurucu 15/1/2020 tarihinde saat 33 sıralarında O. adına kayıtlı telefona adres bilgisi göndermiştir.xiv. 4/2/2020 tarihinde saat 15 sıralarında başvurucu, S.Y. adına kayıtlı bir cep telefonuna bir adres bilgisini içeren mesaj göndermiştir. Bahsi geçen soruşturma kapsamında sulh ceza hâkimliğinden alınan bir karara istinaden A.S.G.nin cep telefonuyla kurduğu iletişimler de dinlenip kayda alınmıştır. Buna göre A.S.G. 24/7/2019 tarihinde saat 11 sıralarında başvurucu ile konuşmuştur. Bu konuşmada A.S.G. başvurucudan Ankara ile alakalı olarak birinin görüşmek istediğini bildiren ve İngiltere’de avukatlık yapan F. isimli kişiyle telefonda acil olarak konuşmasını ve görüşmek isteyen kişiye randevu vererek onunla konuşmasını istemiştir. Kolluk görevlileri, söz konusu görüşmenin örgüt üyesi olup yurt dışına kaçan kişilerin Ankara ile ilgili bir konu olduğunda A.S.G. ve başvurucuyla irtibata geçtiklerinin delili olduğunu değerlendirmiştir. Batı Savcılığı 14/1/2020 tarihinde, soruşturma görevinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Ankara Başsavcılığı) ait olduğu gerekçesiyle bir fezleke düzenlemiş ve soruşturma evrakını Ankara Başsavcılığına göndermiştir. Hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçundan iddianame düzenlenen bir şüpheli, başvurucunun 2011-2012 yıllarında anılan silahlı terör örgütüyle iltisaklı bir yurtta belletmenlik yaptığına ilişkin beyanda bulunmuştur. Başvurucunun cep telefonuyla kurduğu iletişimlerin tespitine ilişkin tutanaklar Ankara Başsavcılığının talimatı uyarınca kolluk görevlileri tarafından analiz edilmiş, başvurucunun kurduğu iletişimlerle diğer şüphelilerin kurduğu iletişimlerin ortak noktaları tespit edilmiştir. Yapılan analizlere göre başvurucu; A.S.G. ile 28/1/2019-27/9/2019 tarihleri arasında 109 kez ve toplamda 451 saniye, S.B. ile 21/3/2019-16/9/2019 tarihleri arasında 10 kez ve toplamda 751 saniye görüşmüştür. Başvurucunun müdafi veya vekil olarak görev yaptığı davaların dosyaları ile Gelir İdaresi Başkanlığından alınan veriler kolluk görevlilerince karşılaştırılmış ve başvurucu ile müvekkilleri arasında para hareketi olmadığı saptanmıştır. Kollukça yapılan değerlendirmeye göre başvurucunun 23/9/2019 tarihinde K. isimli kişiyle yaptığı görüşmede ceza infaz kurumunda ziyaret ettiğini söylediği kişi Av. H.K.dır ve bu kişi örgütün hukuk yapılanması içinde söz sahibidir. Zira bir soruşturma kapsamında ifadesi alınan Y.U., aldığı talimat üzerine bilgisayardan GBT kontrolü için açacağı ofisi kiralamak amacıyla 2013 yılında H.K.dan yardım aldığını hatta ofisin sabit IP’li internet aboneliğinin H.K.nın bir çalışanının üzerine yapıldığını beyan etmiştir. 11/9/2020 tarihinde 50-55 saatleri arasında başvurucu ikamet ettiği konutta yakalanarak gözaltına alınmış, başvurucunun konutu ile aracında arama yapılmış ve konutunda bulunan bir SIM karta, iki dizüstü bilgisayara, bir cep telefonuna ve iki tablet bilgisayar ile üç adaptöre el konulmuştur. Ankara Başsavcılığı 13/9/2020 tarihinde; aralarında başvurucunun da bulunduğu, haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle soruşturma yürütülen bazı avukatların adli kontrol tedbirleri kapsamında yurt dışına çıkmama yükümlülüğüne tabi tutulmalarına karar verilmesini istemiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği aynı gün Ankara Başsavcılığının talebi doğrultusunda karar vermiştir. Gözaltı sürecinde yapılan COVID-19 testinin pozitif çıkması üzerine başvurucu 14/9/2020 tarihinde gözaltından salıverilmiştir. Hastalığı nedeniyle başvurucuya 28/9/2020 tarihinde yedi günlük, 5/10/2020 tarihinde ise on dört günlük istirahat raporu verilmiştir. Başvurucu 21/10/2020 tarihinde saat 10’da ifade vermek üzere müdafii ile Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Şube Müdürlüğüne gitmiştir. Kolluk görevlilerince başvurucunun rahatsızlığı nedeniyle kendisine verilen istirahat raporunda yazılı sürenin sona ermesi sonrasında yakalandığına ilişkin tutanak düzenlenmiştir. Başvurucu, kolluk görevlileri tarafından müdafiinin nezaretinde alınan ifadesinde özetle 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan silahlı bir darbe teşebbüsünün ardından 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname gereği kapatılan Özel Fatih Üniversitesinde tam burslu olarak öğrenim görse de 2017 yılında Hacettepe Üniversitesinden mezun olduğunu, ailesiyle ikamet ettiği konutu aynı zamanda avukatlık bürosu olarak kullandığını ifade edip örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmemiştir. Başvurucunun sorulara verdiği cevaplara göre; - Başvurucu, A.S.G.nin yanında işe başlamadan önce birçok iş başvurusu yapmış ama bu başvurulara ya cevap verilmemiş ya da olumsuz cevap verilmiştir.-A.S.G.nin yanında özel hukuk davalarını takip etmek üzere 2019 yılı Şubat ayı ile 2020 yılı Mayıs ayı arasında çalışan başvurucu, çalışması karşılığında A.S.G.den aylık almıştır. A.S.G.ye verilen vekâletnamelerin bazılarında başvurucunun ismi de yer almıştır. Bazen de başvurucuya A.S.G. tarafından yetki belgesi verilmiştir. Böylece başvurucu, A.S.G.nin yetişemediği bazı duruşmalara girmiştir. Dosyalara A.S.G. hâkim olduğu için ne yapması gerektiğini başvurucuya A.S.G. söylemiştir. Başvurucu, A.S.G.den aylığı genelde elden almıştır fakat COVID-19 küresel salgını sırasında başvurucunun aylığı banka hesabına yatırılmıştır. - Başvurucu, adının da yer aldığı vekâletnamelerin sunulduğu dava dosyalarının çoğundan haberdar değildir. Dosyalar başvurucuya ait olmadığı için başvurucu, bahse konu dosyalar nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişilerden para almamıştır. Durumu fark etmesinden sonra, UYAP’ta müdafi olarak kayıtlı olduğu birçok dosya için istifa dilekçesi göndermiştir. - F.yi genel ağ üzerinden bulmuşlardır. Başvurucu bu kişiyi şahsen tanımamaktadır ve Ankara Anlaşması çerçevesinde vize veya çalışma izni alınabilmesi için A.S.G.nin bir müvekkilinin isteği üzerine bilgi almak maksadıyla bu kişiyle görüşmüş olabilir. Bu kişi kendilerine kimseyi yönlendirmemiştir. - Başvurucunun bizzat takip ettiği fazla dosya yoktur. Bu dosyalardan ancak üç dört tanesi FETÖ/PDY ile ilgilidir. Başvurucu, vekilliğini üstlendiği kişilerden ücretini bazen elden almış, bazen de başvurucunun ücreti banka hesabına yatırılmıştır. - Başvurucu; İ.yi (İ.G.) A.S.G.nin eşi olması, S.B.yi ise bu kişinin bir süre A.S.G.nin bürosunda staj yapması nedeniyle tanımıştır ancak başvurucunun S.B. ile samimiyeti yoktur. Tespit edilen telefon görüşmelerine ait kayıtlardaki bazı kişiler başvurucunun arkadaşı ve/veya meslektaşı ya da yakınıdır. Geriye kalanlar başvurucunun veya A.S.G.nin işi gereği tanıdığı kişiler ya da müvekkilleri ya da bu kişilerin yakınları olabilir.- Başvurucu A.S.Ü.yü ve Y.Ü.yü tanımamaktadır. Başvurucunun A.S.Ü ile Ankara dışında aynı baz istasyonu çevresinde bulunmasının nedeni il dışında katıldığı bir duruşma olabilir. Başvurucunun Y.Ü. ile görüşmesi bir özel hukuk davasındaki vekâlet ücretine ilişkindir. - Mu. Ç. A.S.G.nin bir müvekkilidir. Başvurucu ona büroda çalışacak bir kişiyi sormuş olabilir. - Başvurucunun S.K.G. ile görüşmesini A.S.G. istemiştir. S.K.G. sonrasında büroda çalışmamıştır.- S.Y.ye adres bilgilerini Ankara’daki bir icra dosyası için çıkarılacak vekâletname için göndermiştir. Başvurucu, O.yu hatırlamamaktadır. O. genel ağdan büroya ulaşan bir yabancı olabilir. - K. , A.S.G.nin müvekkili olan H.K.nın babasıdır. Başvurucunun bu kişiyle yaptığı görüşmede bahsi geçen kişi S.B.dir. Başvurucunun S.B. ile ilişkisi yalnızca iş ilişkisidir. K., H.K. hakkında bilgi almak için S.B.nin telefonunu istemiş olabilir. - Başvurucu F.T. ile birlikte çalışmamıştır. Başvurucunun F.T. ile görüşmesi Ermenek’te yaşanan maden kazasıyla ilgili davaya ilişkindir. Başvurucunun hatırladığına göre A.S.G. söz konusu davada vekildir. - S., başvurucunun müvekkili H.Ö.nin eşidir. Başvurucu, bir iş davası için büroya geleceğinden S.ye adres bilgisi göndermiştir.- Ç., A.S.G.nin bir müvekkilidir. Ç. hakaret ve yaralama suçuyla ilgili bir davanın tarafıdır. - Başvurucunun S.B. ile yaptığı konuşmada bahsi geçen şey, hijyenik kadın pedidir. Soruşturma dosyasına sunduğu belgelere göre başvurucu, 2018 yılında genel ağ üzerinden birçok yere öz geçmişini gönderip iş başvurusu yapmıştır. Bu başvurulardan ikisine olumsuz cevap verilmiştir. 2020 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında UYAP’ta müdafi olarak kayıtlı olduğu birçok dosya için istifa dilekçesi göndermiştir ve 19/8/2020 tarihinde ikamet ettiği dairede avukatlık faaliyetine başlamıştır. A.S.G. başvurucunun hesabına 30/4/2020 tarihinde 750 TL yatırmıştır. Başvurucu ifadesi sonrasında mevcutlu olarak Ankara Başsavcılığına sevk edilmiştir. Aynı gün Ankara Başsavcılığı; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinden (Hâkimlik) başvurucunun adli kontrol tedbiri kapsamında konutunu terk etmemeye ilişkin yükümlülüğe tabi tutulmasını talep etmiştir. Ankara Başsavcılığına göre yurt dışına kaçan örgüt üyeleri Ankara ile ilgili bir konu olduğunda başvurucuya ulaşmaktadır. Başvurucu, A.S.G.nin yönlendirmesi ile şüphelilerin ifade verdikleri sırada hazır bulunmaktadır ve yapılacak savunmaları A.S.G. belirlemektedir. Başvurucunun avukatlık faaliyetini H.K. yönlendirmektedir. Meslekten çıkarılmış hâkimler ile çalışan ve bu şahısları işe almak için görüşmeler yapan başvurucu, A.S.G. ve S.B. ile irtibatlıdır; ayrıca 62 şüphelinin görüştüğü 131 farklı kişiyle bağlantılıdır. Aynı soruşturma dosyasında şüpheli olan biriyle (A.S.Ü.) Ankara dışında bir kez, farklı günde aynı baz istasyonu çevresinde bulunmuştur (Bu husus söz konusu talep yazısında “1 farklı bazda 1 farklı günde dosya şüphelisi olan 1 farklı şahısla baz birlikteliği” şeklinde ifade edilmiştir.). Avukatlık yaptığı 76 davadan 70’i FETÖ/PDY ile ilgilidir ve yargılanan şahısların yaptığı herhangi bir ödeme başvurucunun banka kayıtlarına yansımamıştır. Dolayısıyla başvurucunun eylemleri, doğal avukatlık faaliyetleri dışındadır ve başvurucu, örgüt lehine diğer şüphelilerle birlikte aynı yapılanmanın içindedir. Bununla birlikte tutuklama tedbiri ölçülü değildir. Bu sebeple başvurucunun adli kontrol tedbirine tabi tutulması yeterlidir. Hâkimlik, dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda Ankara Başsavcılığının talebini kabul ederek başvurucunun elektronik kelepçe takılarak konutunu terk etmemeye ilişkin yükümlülüğe tabi tutulmasına karar vermiştir. Başvurucu, müdafii aracılığıyla adli kontrol kararına itiraz etmiştir. İtirazında özetle soruşturma dosyasında suç unsuru bulunmadığını, dinleme kayıtlarında avukatlık mesleğinin ifasıyla ilgili hususların yer aldığını, çağrı olmadan ifadeye gittiğini, kendisinin ve müdafiinin savunması alınmadan adli kontrol kararı verildiğini, konutu terk etmeme şeklindeki yükümlülüğün ölçülü olmadığını ve bu yükümlülük nedeniyle mesleğini yapamaz duruma geldiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun itirazı, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 2/11/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 1/12/2020 tarihinde bu başvuruyu yapmıştır. Hâkimlik 28/1/2021 tarihinde, başvurucu ile müdafiinin adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına veya tabi olunan yükümlülüğün değiştirilmesine yönelik talebine ve Cumhuriyet savcısının adli kontrol tedbirinin değiştirilmesine ilişkin olumlu görüşüne istinaden konutu terk etmeme şeklindeki yükümlülüğü kaldırmış ancak adli kontrol tedbiri kapsamında başvurucunun hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yükümlülüğüne tabi tutulmasına karar vermiştir. Bir süre sonra başvurucunun mesleği de gözetilerek yapılacak başvuruların aralığı değiştirilmiştir. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma henüz sonuçlandırılmamıştır. A. Konutu Terk Etmemeye İlişkin Adli Kontrol Tedbiri Yönünden İlgili kanun maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ilgili maddesi ve konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları, Anayasa Mahkemesinin Esra Özkan Özakça ([GK], B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-52) kararında yer almaktadır. Bununla birlikte Yargıtay Ceza Dairesinin (Ceza Dairesi) konuya temas eden bazı kararlarına da değinilmelidir. 16/2/2015 tarihli ve E.2014/13444, K.2015/2705 sayılı kararda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki maddenin (1) numaralı fıkrasında yazılı hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdiği kararlar veya yaptığı işlemler nedeniyle tazminat davalarının ancak devlet aleyhine açılabileceğine ilişkin düzenlemeye işaret edilerek uzun süre uygulanan adli kontrol tedbirinin (3 yıl 6 ay 18 gün süreyle her gün 00-00 saatleri arasında karakola başvurarak imza atma) seyahat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aşarak davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığı, davacı hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin bir aşamadan sonra ölçüsüz hâle geldiği, davacı yararına makul oranda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. 22/2/2021 tarihli ve E.2019/13827, K.2021/1802 sayılı kararda da kaldırılmasına rağmen konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol kararının bir süre daha uygulanması nedeniyle davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 7/10/2022 tarihli ve E.2021/4456, K.2022/6818 sayılı kararda ise hakkındaki beraat kararı kesinleşen kişi lehine, adli kontrol, arama ve elkoyma tedbirlerinin uygulanması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi yerinde bulunmuştur. Ne var ki;i. 1/3/2021 tarihli ve E.2019/2337, K.2021/2077 sayılı kararda adli kontrol nedeniyle hâkimlerin ve Cumhuriyet savcılarının özel amaçla davrandığına ilişkin olarak dosya kapsamı itibarıyla bir delil bulunmadığı ve hukuki sorumluluğu gerektirecek bir eylemin de söz konusu olmadığı dikkate alınarak adli kontrol tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle açılan tazminat davasının reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır. ii. 29/11/2021 tarihli ve E.2020/1747, K.2021/8300 sayılı kararda adli kontrol tedbiri uygulanmasının 5271 sayılı Kanun’un maddesinde tazminat sebebi olarak düzenlenmediği, 24/5/2022 tarihli ve E.2021/1184, K.2022/3996 sayılı kararda ise adli kontrol işlemlerinin 5271 sayılı Kanun’un maddesine göre tazminata konu edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. iii. Haksız adli kontrol tedbiri nedenine dayalı tazminat davasıyla ilgili 13/6/2022 tarihli ve E.2021/745, K.2022/4616 sayılı kararda ise davanın 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının eylemlerinden ötürü tazminat talebine ilişkin olduğu belirtilerek talep hakkında karar vermeden önce tazminata konu edilen eylemlerle ilgili olarak hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında adli veya idari soruşturma yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise akıbetinin ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiği ifade edilmiştir.B. Hâkim Önüne Derhâl Çıkarılma Güvencesi Yönünden AİHM’e göre Sözleşme’nin maddesinin (3) numaralı fıkrasındaki bir hâkim veya kanunla adli görev yapmaya yetkili kılınmış sair bir kamu görevlisinin önüne hemen çıkarılmaya ilişkin gereklilik, hâkimin karar vermeden önce huzuruna getirilen kişiyi dinlemesini gerektirir (Schiesser/İsviçre, B. No: 7710/76, 4/12/1979, § 31; De Jong, Baljet ve Van den Brink/Hollanda, B. No: 8805/79; 8806/79; 9242/81, 22/5/1984, § 51; Nikolova/Bulgaristan [BD], B. No: 31195/96, 25/3/1999, § 49; Aquilina/Malta [BD], B. No: 25642/94, 29/4/1999, § 50; avukatın tutuklamayla ilgili duruşmaya dâhil edilmemesinin Sözleşme’nin maddesinin (3) numaralı fıkrasının ihlaline olan katkısı için ayrıca bkz. Lebedev/Rusya, B. No: 4493/04, 25/10/2007, §§ 83-91). Hâkim önüne derhâl çıkarılma, tutuklamanın derhâl ve kendiliğinden yargı denetimine tabi tutulmasını temin edip gözaltının ilk aşamasında en yüksek düzeyde olan kötü muamele riskine ve kolluk kuvvetleri ile diğer yetkililere verilen yetkilerin kötüye kullanılmasına karşı etkili koruma sağlamayı amaçlar (Aquilina/Malta, §§ 47-49; Ladent/Polanya, B. No: 11036/03, 18/3/2008, § 72).