1. Hukuk Dairesi 2025/5728 E. , 2025/5302 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2214 E., 2023/1200 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/272 E., 2021/81 K. Bölge Adliye Mahkemesinin davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı süresi içinde davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yap…
1. Hukuk Dairesi 2025/5728 E. , 2025/5302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2214 E., 2023/1200 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/272 E., 2021/81 K. Bölge Adliye Mahkemesinin davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı süresi içinde davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ..., dava konusu 21... parsel sayılı “kargir 3 dükkan” vasıflı taşınmazın ... ... adına kayıtlı iken vasiyeti üzerine 13.07.1967 tarihinde davalı adına tescil edildiğini, murisin vasiyetnamesinin Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1961/104 Esas, 1963/48 Karar sayılı kararıyla tenfiz edildiğini, bu kararın dayandığı veraset ilamının Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesinin 1961/922 Esas, 1962/ 1277 Karar sayılı mirasçılık belgesi olduğunu, babası olan murisi ... tarafından hatalı veraset ilamının iptali için açılan davada Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/550 Esas, 1970/640 Karar sayılı kararı ile anılan mirasçılık belgesinin iptal edildiğini, muris ...’in dava konusu taşınmazı ... Okulu vakfına bağışlamadığını, bağış yapıldığında davalı okulun vakıf statüsünde olmadığını, cemaat vakıflarına bırakılan taşınmazların kendi namlarına tescil edilebileceğine dair hüküm bulunduğunu, davalı adına oluşturulan tapu kaydının geçersiz tenfiz işlemine dayalı olduğundan yolsuz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile veraset ilamı gereğince ... ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, aşamada ... ... terekesine ... tereke temsilcisi olarak atanmış, tereke temsilcisi davaya dahil olmuştur. II. CEVAP Davalı vekili; davacının aktif dava ehliyeti olmadığını, mirasçılar adına hareket edebilmesi için tereke temsilcisi olması gerektiğini, davalı okulun 1953 yılından bu yana Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıtlı cemaat vakfı olduğunu, dava konusu taşınmaza vasiyetname yoluyla davalının mirasçı nasbedildiğini, iyi niyetli malik olduklarını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2017 tarih, 2012/117 Esas ve 2017/409 Karar sayılı kararıyla; vasiyetnamenin bir kısım yanlış mirasçılar huzurunda açılıp okunduğu ve MK'nın 538. maddesine göre mirasçılık belgesi düzenlendiği ancak bu işlemlerde davalıya atfedilecek bir kusur olmadığı gibi davacı tarafın murislerinden ... Pilikoğlu'nun 1975 yılında kesinleşen karar ile gerçek mirasçıları ortaya çıkardığı fakat iptal davası açma hakkını kullanmadığı, o tarihten itibaren 37 yıl geçtiği, davalı iyi niyetli kabul edildiğinden 10 yıllık sürenin de geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2019 tarih, 2018/834 Esas ve 2019/1089 Karar sayılı kararı ile; iddianın ileri sürülüş biçiminden ve içeriğinden eldeki davanın yolsuz tescil nedenine dayalı olduğu kural olarak yolsuz tescil nedenine dayalı olarak açılan davaların hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman için açılacağı gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davalının sıfatına göre sunması gereken belgeleri değil de mansup mirasçılar için aranılan belgeler ile vasiyetnameye konu taşınmazın tescilini sağladığı, bu hali ile kaydın yolsuz tescil niteliğinde olduğu, ayrıca vasiyetin açılması ve okunmasına ilişkin kararda davalının kendisine kazandırma yapılan musaleh olduğu, vasiyetnamenin mirasçı atanmasına ya da naspına ilişkin olmadığı, davalının musaleh oluşuna ilişkin Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesince de tespit yapıldığı, bu tespite rağmen hatalı olarak davalıya atanmış mirasçılık vesikası verildiği, tescil bir musaleh tarafından istenildiğinden öncelikle ilgili Asliye Hukuk Hakimi tarafından ve 1668 sayılı Tapu Sicil Nizamnamesine göre mahkemece verilmiş tescil icrası için yazılan bir müzekkere ile işlemin yapılması gerektiği, yani ilgili Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş ve tescilin icrasını gerektirir bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunduğu, bu hali ile davalı lehine oluşturulan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, ayrıca vasiyetin açılmasına ilişkin kararın da murisin hatalı veraset ilamına dayandığı, ketmedilen mirasçıya vasiyatnamenin tebliğ edilmediği, vasiyetnamenin iptali davası açma haklarının tüm mirasçılara tanınması gerektiği, oysa bu usulün de yerine getirilmediği, vasiyetname tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Yasa'nın 541. maddesine göre işlem yapılmadığı, vasiyetin tespitine ilişkin kararın tenfize yönelik bir karar olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, Kadıköy 1. Asliye Hukuk Hakimliğinin 1968/550 Esas , 1970/640 Karar sayılı kararı ile Kadıköy 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 1962 gün ve 961/962 Esas, 962/1277 Karar sayılı hasımsız veraset belgesinin iptaline karar verildiği ve terekenin payının toplam 4 pay kabul edilerek 2 tam mülkiyet ve 1 intifanın murisin eşi davalı ...'na, diğer payların ise davacı muris ...'na verildiği, yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki hissesi oranında taleple bağlılık ilkesi gereğince yalnızca davacı mirasçılar adına tescili gerektiği; YHGK'nun 1994/2-301 Esas, 1994/422 Karar ve 22.06.1994 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı göz önüne alınarak hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iptaline karar verilen mirasçılık belgesindeki mirasçılar ... ve ...’un veya mirasçılarına husumet yöneltilmeden Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.7.1970 Tarih, 1968/550 Esas, 1970/650 Karar sayılı kararı ile 15.12.1962 tarihli mirasçılık belgesinin iptaline karar verildiğini, mirasçılık belgesinin iptali için açılan davada, husumetin tüm mirasçılara tevcih edilmemiş olması sebebiyle hukuken geçerli ve karara dayanak olabilecek yeni bir mirasçılık belgesi bulunmadığını, davacılara Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.1962 tarih, 1961/922 Esas, 1962/1277 Karar sayılı mirasçılık belgesinde isimleri geçen mirasçılar da hasım gösterilerek dava açması için süre verilmesi gerektiğini, ayrıca verasetnamenin iptali davasının davalıya da ihbar edilmesi veya davalıya da husumet yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle iptal kararının davalı yönünden kesin hüküm teşkil etmediğini, muris ...’in gerçek mirasçılarının eşi ... ve yeğenleri ...’in oğlu ... ve ... oğlu ... olduğunu, davacıların mirasçı olmadıklarını ve bu nedenle de aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, muris ...’in yeğenleri ...’in oğlu ... ve ... oğlu ...’in ne zaman ve nasıl vatandaşlıktan çıkarıldığı tespit edilmeden ve vatandaşlıktan çıkarıldıkları doğru olsa dahi sonrasında hangi vatandaşlığa geçtikleri ve bu ülke ile Türkiye arasında mütekabiliyet koşullarının oluşup oluşmadığı incelenmeden hukuka aykırı olarak karar verildiğini, kararın eksik incelemeye dayandığını, bu nedenle davalıya da hasımlı veraset ilamı alması için süre verilmesi gerektiğini, davalı adına oluşan tescilin iptal edilen veraset ilamı esas alınarak yapılmadığını, 28.11.2017 tarihli duruşmada davanın ketmi verese hukuki nedenine dayandığının belirtildiğini, taleple bağlılık ilkesi uyarınca sadece bu neden üzerinden inceleme yapılabileceğini, dava dilekçesinde veya yargılama aşamasında vasiyetnamenin geçersiz olduğunun ileri sürülmediğini, taşınmazın iptal edilen veraset ilamı esas alınarak davalı adına tescil edilmediğini, vasiyetnamenin açılıp okunmasından sonra Kadıköy 2. Sulh Hukuk Hakimliğince düzenlenen ve davalının mirasçı olduğunu gösteren mirasçılık vesikasının iptali için dava açılmadığı gibi davalı adına oluşan tescilin dayanakları arasında yer alan mirasçılık vesikasının geçersiz olduğunun da ileri sürülmediğini, davacı tarafın vasiyetnameye itiraz etmediklerini, davalının atanmış mirasçı olduğunu, murisin terekesinde vasiyetnameye konu taşınmaz dışında taşınmaz bulunduğunun kanıtlanamadığını, davacıların anneleri ...’ndan gelen taşınmazları terekedeki taşınmazlar olarak bildirdiklerini, davalının miras alacaklısı olması halinde de tescil için tüm belgeleri dosyaya sunduğunu, yolsuz tescil bulunmadığını, taşınmazın davacılar adına tescil edilmesinin de doğru olmadığını, TMK’nın 712. maddesi uyarınca taşınmazın mülkiyetinin davalıya geçtiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve eksiğin tamamlatılması ile getirtilen kayıtlardan; muris ... ...’nun 07.08.1961 tarihinde öldüğü, Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.1962 tarih, 1961/922 Esas, 1962/1277 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre geride murisin eşi ... ile ölü kardeşi ...’in oğlu ... ile ölü kız kardeşi ...’in oğlu ...’un mirasçı olarak kaldığının belirlendiği, murisin 06.02.1959 tarihli vasiyetnamesi ile dava konusu 21... parsel sayılı taşınmazdaki 10571040/11197440 payının tamamını davalıya vasiyet ettiği, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.07.1963 tarih, 1961/104 Esas, 1963/48 Karar sayılı kararı ile vasiyetnamenin açılıp okunduğu ve “musaleyh” (...) ... Okulu’na MK’nın 538. maddesi gereğince mirasçılık vesikası verilmesine karar verildiği, Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1961/104 Tereke sayılı dosyasında da yukarıdaki karara binaen 16.10.1963 tarihli “mirasçılık vesikası” düzenlendiği ve dava konusu taşınmazdaki 10571040/11197440 payın anılan karar ve mirasçılık vesikası uyarınca 13.07.1967 tarihinde davalı adına tescil edildiği, davacının babası olan ... tarafından açılan davada Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.07.1970 tarih, 1968/550 Esas, 1970/640 Karar sayılı kararı ile Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.1962 tarih, 1961/922 Esas, 1962/1277 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline karar verildiği ve tereke 4 pay kabul edilerek 2 tam mülkiyet ve 1 intifanın murisin eşi ...'ya, diger payların ise davacının murisi ...'a verilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.12.1970 tarih, 5614/6496 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4722 sayılı Kanun’nun 17. maddesi uyarınca mirasçılık ve mirasın geçişi murisin ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. Muris ..., 07.08.1961 tarihinde tarihinde ölmüş olup murisin ölüm tarihi itibariyle 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (MK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. MK’nın “Malların itası” başlıklı 538. maddesinde “Vasiyetnamede mirasçı nasbedilmiş olup ta hakları kanuni mirasçılar yahut tarihi mukaddem bir tasarruf ile lehlerine teberru vaki olanlar tarafından sarahaten itiraza uğramayan kimseler, tebliğ tarihinden itibaren bir ay geçtikten sonra mirasçılık sıfatları hakkında ellerine resmi bir vesika verilmesini, sulh hakiminden isteyebilirler. Her nevi butlan ve miras sebebi ile istihkak davaları hakkı mahfuzdur.” ve “Lehine muayyen şey vasiyet edilen kimse” başlıklı 541. maddesinde “Kendisine muayyen bir şey vasiyet edilen kimse, bu vasiyeti ifa ile mükellef olan varsa ona, yoksa kanuni ve mansup mirasçılara karşı dava ikamesi hakkına maliktir. Bu hak davası, vasiyetçinin hilafını kasdettiği vasiyetnameden anlaşılmadıkça vasiyet olunan şeyi teslim ile mükellef olan kimsenin mirası kabul ettiği veya reddedebilmek hakkının sakıt olduğu tarihten başlar. Lehine vasiyet yapılana karşı kendilerine terettüp eden borçları ifa etmeyen mirasçılar aleyhine, vasiyet edilen muayyen şeylerin tesellümü davası ikame edileceği gibi vasiyet olunan şey her hangi bir tasarrufu icra ise maddi tazminat davası dahi ikame olunabilir.” düzenlemelerine yer verilmiş olup murisin vasiyetname içeriği dikkate alındığında davalının atanmış mirasçı olmadığı ve vasiyet alacaklısı olmasına rağmen atanmış mirasçılar için düzenlenen mirasçılık vesikası ile dava konusu taşınmazı adına tescil ettirdiği gözetildiğinde davalı adına oluşan tescilin yolsuz olduğu kabul edilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gibi Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.07.1970 tarih, 1968/550 Esas, 1970/640 Karar sayılı kararının Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.12.1970 tarih, 5614/6496 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği dikkate alınarak sonuca gidilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi uyarınca, hüküm sonucu kısmında; istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği ve hakimin doğru sicil oluşturma görevi gözetilerek usul hükümleri uyarınca infazda tereddüt yaratmayacak biçimde hüküm oluşturulması gerekmektedir. Somut olayda; davanın muris ... mirasçılarından ... tarafından açıldığı ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris ... ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, muris ...’in ölümü ile Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.1962 tarih, 1961/922 Esas, 1962/1277 Karar sayılı, derecettan geçerek kesinleşen hasımlı veraset ilamı ile geride ... ... ile ...'nun kaldığı, ...’nın 2003 yılında öldüğü, geride İstepan ve ...’ın mirasçı olarak kaldığı; ...'nun 1990 yılında öldüğü ve geride ..., ... ve ...’ın mirasçı olarak kaldığı, ...’ın aşamada ölümü ile geride ..., ... ve ...; ...’ın aşamada ölümü ile geride ... ve ...’ın mirasçı olarak kaldığı, ... ve ... mirasçılarının da davaya dahil oldukları ve karar başlığında asli müdahil olarak gösterildikleri, aşamada ... ... terekesine ...’ın tereke temsilcisi olarak atandığı, tereke temsilcisinin de davacı vekiline vekaletname vererek davaya dahil olduğu, İlk Derece Mahkemesince “...21 Ada, 15 Parsel deki davalı vakıf adına olan hissenin 1/2'sinin iptali ile dosyada mevcut ... ...'nun Kadıköy 1. AHM'nin 1968/550 Esas, 1970/640 Karar sayılı veraset ilamındaki sadece davacı mirasçılar adına miras hisseleri 1/2 oranı kadar tapuya tesciline, kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına” şeklinde hüküm kurulduğu görülmekte olup anılan hükümde muris ...’in hangi mirasçıları yönünden davanın kabul edildiği açıkça belirtilmediği gibi mirasçıların pay oranları da belirtilmeksizin infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmiştir. Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen hususlara dikkat edilmek suretiyle HMK'nın 297. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacı ve asli müdahillerden alınmasına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.