Başvuru, haksız yakalama ve gözaltına alma işlemlerinden doğan manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada yeterli tazminata hükmedilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tazminat miktarı belirlenirken toplantı hakkına müdahale edildiğinin dikkate alınmaması nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; haksız yakalama ve gözaltına alma işlemlerinden doğan manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada yeterli tazminata hükmedilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tazminat miktarı belirlenirken toplantı hakkına müdahale edildiğinin dikkate alınmaması nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsünden sonraki süreçte kamu görevinden çıkarılan başvurucu, iddiasına göre başvuruya konu olayın gerçekleştiği tarihte Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesidir. Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine Bakırköy Kaymakamlığı 7/4/2017 tarihinde; kamu güvenliği ile esenliğinin korunması amacıyla 16/4/2017 tarihinde yapılacak halk oylamasına ilişkin propaganda süresince KESK üyelerinin Bakırköy Cumhuriyet (Özgürlük) Meydanı’nda basın açıklaması yapmasını ve benzeri etkinliklerde bulunmasını yasaklamıştır. Sözü edilen yasaklama kararı 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun maddesinin (Ç) fıkrasına dayandırılmıştır. Karardan anlaşıldığına göre KESK üyeleri haftanın belirli günlerinde meydanda yaklaşık beş saat süren eylemler yapmakta ve siyasi partilerin sesli yayın düzenlerini bozarak gerginliğe sebebiyet vermektedir. Aralarında başvurucunun da olduğu on iki kişiden oluşan bir grup KESK üyesi ile eski üyesi, 8/4/2017 tarihinde saat 00 sıralarında Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’na girmek istemiş ancak polisin engeliyle karşılaşmıştır. Polislerce düzenlenen tutanağa göre; - Yasaklama kararı grup üyelerine okunduğu gibi grup üyelerinin kararı görüp okuması da sağlanmıştır ancak “Direne direne kazanacağız.”, “Kahrolsun faşizm.”, “İşimizi geri alacağız.” ve “Baskılar bizi yıldıramaz.” şeklinde sloganlar atan grup üyeleri birbirlerine kenetlenmiş ve dağılmamakta ısrar etmiştir. Grup üyelerini dağıtmak için polis kademeli olarak güç kullanmıştır. Sonuç olarak grup üyeleri saat 08 sıralarında kelepçelenerek gözaltına alınanların bindirildiği araca alınmıştır.- Grup üyelerinin yanlarında getirdiği poşetlerin içinde “Haksız hukuksuz ihraçlara hayır”, “İşimizi geri alacağız”, “KHK zulmüne son”, “Öğretmenim, öğrencilerimi geri istiyorum”, “İşimizi geri alacağız”, “Emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız” ve “Zafer direnen emekçilerin” yazılı pankartlar, dövizler ve el ilanları bulunduğu saptanmıştır. - Saat 30 sıralarında Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda toplanıp sloganlar atan ve polisin uyarılarına rağmen dağılmamakta ısrar eden dört kişi de gözaltına alınmıştır. - Saat 41 sıralarında telefonla görüşülen nöbetçi Cumhuriyet savcısı; şüpheliler hakkında kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünde dağılmamakta ısrar etme suçu nedeniyle işlem yapılması, poşetteki eşyanın sahiplerine teslim edilmesi ve soruşturma evrakının ikmal edilerek gönderilmesi yönünde polise talimat vermiştir. Başvurucunun gözaltına alınması nedeniyle saat 52’de adli rapor alınmıştır. Polis, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun maddesinde düzenlenen direnme suçu nedeniyle hakkında yürütülen soruşturma kapsamında başvurucunun ifadesini almak istemiş fakat başvurucu, susma hakkını kullanmıştır. Saat 22’de gözaltından çıkışı nedeniyle hakkında adli rapor düzenlenen başvurucu, polis karakoluna götürülmüş ve ilerleyen saatlerde serbest bırakılmıştır. Serbest bırakma zamanı polis tutanaklarında yer almamaktadır. Aralarında başvurucunun da yer aldığı şüpheliler hakkında direnme suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. İddianamede, şüphelilerin yasaklama kararına rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak amacıyla diğer şüphelilerle meydanda toplandıkları ve kolluk görevlilerinin yaptığı ihtarlara rağmen meydana ilerlemek istedikleri belirtilmiştir. Yargılamayı yapan Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi, eylemin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında olduğu ve suç teşkil etmediği gerekçesiyle sanıkların beraatine karar vermiştir. Aleyhine kanun yoluna başvurulmadığı için anılan karar 26/2/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu 10/6/2020 tarihinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesine dayanarak İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) tazminat davası açmıştır. Manevi tazminat olarak 000 TL talep eden ve hakkında verilen beraat kararının 26/2/2020 tarihinde kesinleştiğini belirten başvurucu, dava dilekçesinde özetle şu iddialarda bulunmuştur:- Kamu görevinden çıkarılmış bazı sendika üyelerine yönelik etkinlik kapsamında, ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullandığı sırada yakalanarak gözaltına alınmış ve bir sonraki gün gecenin ilerleyen saatlerinde serbest bırakılmıştır. Yapılması planlanan basın açıklaması, kolluk müdahalesi nedeniyle yapılamamıştır. Kanuna aykırı toplantıda ve gösteri yürüyüşünde dağılmamakta ısrar etme suçunu işlediği iddiasıyla yargılanmış ve beraat etmiştir. - Yakalama ve gözaltı işlemleri nedeniyle mağdur edilmiştir. - Kişinin haksız bir şekilde yakalanarak özgürlüğünden yoksun bırakılması kişilik haklarını zedeleyen ağır bir ihlaldir. Dolayısıyla hükmedilecek manevi tazminat, diğer tazminat sebepleriyle hükmedilene kıyasla daha fazla olmalıdır. Ceza Mahkemesi 22/9/2020 tarihinde başvurucuya 100 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu, anılan karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Başvuruda dile getirdiği iddialara göre kamunun kusuru ile gözaltına alınıp hakkındaki yargılama neticesinde beraat etmesi nedeniyle belirlenen manevi tazminat miktarı yetersizdir. Başvurucunun istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince esastan reddedilmiştir. Buna ilişkin karar başvurucu vekilince 3/5/2021 tarihinde öğrenilmiş, başvuru 11/5/2021 tarihinde yapılmıştır. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir.