Başvuru, iptal davasında verilen kararda yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerinin dayanak alınması, konuyla ilgili ve yeterli gerekçelere yer verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; iptal davasında verilen kararda yürürlükte olmayan yönetmelik hükümlerinin dayanak alınması, konuyla ilgili ve yeterli gerekçelere yer verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların bir kısmı İzmir'in Karaburun ilçesinde ikamet ettiklerini, bir kısmı da ikamet etmemekle birlikte ilçe sınırları içinde mülk sahibi olduklarını beyan etmektedir. Özel bir şirket, İzmir'in Karaburun ilçesi Haseki-Sarpıncık-Kızılcadağ mevkiinde rüzgâr enerji santrali (RES) kurmak üzere 19/2/2014 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvuruda bulunmuş; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptığı inceleme sonucu 13/1/2015 tarihinde proje için "Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu." şeklinde karar vermiştir. ÇED kararından haberdar olan başvurucular 26/2/2015 tarihinde işlemin iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine İzmir İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde; proje hakkında kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığını, bölgede faal olan veya faaliyete alınacak diğer santrallerle birlikte ortaya çıkacak olumsuz etkinin daha da arttığını, proje bazında önemsenmeyen bu etkilerin tüm projelerin etkileri bir araya geldiğinde son derece önemli hâle geldiğini ifade etmiştir. Başvurucular ayrıca halkın katılımı toplantısının yapılmadığını, proje kapsamında kurulacak türbinlerin yaşam alanlarına çok yakın olduğunu, gölge titreşimi, tozlanma, gürültü ve erozyon etkisi yönlerinden yapılan tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, mera, tarım, orman, birinci derece doğal sit ve zeytinlik sahaları üzerinde planlandığını, inşaat ve işletme faaliyeti nedeniyle ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin yok edildiğini, raporda elektromanyetik dalgaların sınır değerlerinin hesaplanmadığını, projeden etkilenecek kuş türleri bakımından yaşanacak risklere yönelik ciddi bir çalışmanın yapılmadığını belirtmiştir. Yatırımcı şirket de davaya müdahil olarak katılmıştır. İdare Mahkemesi 6/7/2015 tarihinde proje alanına yönelik olarak keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Elektrik mühendisliği, çevre mühendisliği ve biyoloji bölümü öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetince hazırlanan raporda;- Proje bölgesinde maki elementleri (yastık oluşturan veya çalı formundaki bitkiler), kültür alanları (zeytin ağaçları, bağ, bahçe tarım alanları), kıyı kesimlerde fok üreme alanları, mikroflora (mikroskopik canlılar, mantarlar, bakteriler vb.) habitat sınıflarının belirlendiği, çevrede zeytin ağaçları içeren özel mülklerin ve yerleşim alanlarının bulunduğu,- Karaburun Yarımadası'nın ortasından iki kuş göç yolunun geçtiği, her yıl 000 civarında kuşun ziyaret ettiği İzmir Kuş Cenneti'ne bu göç yolları üzerinden ulaşıldığı, proje bölgesi dağlık ve tepelerden oluştuğundan bölgede kuş göç darboğazlarının olma ihtimalinin bulunduğu, bu yolların kesin olarak belirlenmesi için ilkbahar ve sonbaharda kuş göç hareketlerinin gözlemlenmesi gerektiği ancak projede böyle bir tespitin mevcut olmadığı,- Bölgenin gerçek flora-fauna varlığını belirlemek için birbirini takib eden dört mevsim gözlenmesi ve numune alınması gerektiği, projenin 2013 yılında yapılan ekosistem değerlendirme raporunda sadece Ekim ve Kasım aylarında gözlem yapıldığı belirtildiğinden yapılan gözlemlerin yeterli olamayacağı,- Planlanan rüzgâr santrallerinin teknik şartlara uygun tasarlandığı ancak teknik bir projenin hayata geçmesi için ekolojik olarak kabul edilebilir olması gerektiği, yarımadada bulunan mevcut rüzgâr türbinlerinin kümülatif olarak çevre etki değerleri dikkate alındığında zaten yarımadanın büyük bir alanını kaplamış olan rüzgâr santralleri var iken yeni bir projenin daha bu alanda faaliyete geçmesi ile özgün, bakir alanlar içeren ve oldukça zengin bir biyoçeşitliliği barındıran yarımadada yaşayan canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağı belirtilmiştir. İdare Mahkemesi dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunu inceleyerek 22/10/2015 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline hükmetmiştir. Karar gerekçesinde projenin yer aldığı yarımadanın doğal yapısı, coğrafi konumu ile mevcut rüzgâr türbinlerinin kümülatif olarak çevre etki değerleri dikkate alındığında yeni bir projenin bu alanda faaliyete geçmesinin özgün, bakir alanlar içeren ve oldukça zengin bir biyoçeşitliliği barındıran yarımadada yaşayan canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanı bırakmayacağı sonucuna varılarak dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Anılan karar davalı Bakanlık ve müdahil şirket tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi 29/3/2016 tarihli kararıyla öncelikle başvuruculardan Habibe Ayşe Danacı, Fatma Akyol, Tümay Teker ve Şerif Akçay'ın isimlerinin ilk dava dilekçesinde yer almadığını, dilekçe ret kararı üzerine yenilenen dava dilekçesinde ilk defa isimlerine yer verildiğini bu durumun bu kişilere davacı sıfatı kazandırmayacağını ve söz konusu kişiler bakımından davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığını belirterek adı geçen kişilerin davacı konumundan çıkarılmasına karar vermiştir. Daire, diğer davacılar yönünden ise işin esasını incelemiş ve İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın kesin olarak reddine oyçokluğuyla hükmetmiştir. Kararda, bilirkişi raporundaki tespitlere ve müdahil şirketin rapora itiraz kapsamında bu tespitlere yönelik cevaplarına yer verilmiştir. Buna göre müdahil şirketin kuşların göç hareketleriyle ilgili olarak proje kapsamında hazırlanan ve Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan ekosistem değerlendirme raporu, peyzaj onarım planı ve ornitolojik-ekolojik değerlendirme raporuna göre türbinlerin inşa aşamasından başlayarak iki sene süreyle göç dönemlerinde en az on beşer gün izleme suretiyle faaliyetin kuşlar üzerindeki etkilerini araştıracağını, düzenli olarak altı aylık raporlar hazırlayacağını, faaliyetin üremesi muhtemel türler ve göçmen türler üzerinde tehlike oluşturacağının tespiti durumunda türbinleri bu türlerin üreme ve göç döneminde durduracağını, gerekli görülmesi hâlinde sökeceğini taahhüt ettiği ifade edilmiştir. Ayrıca şirketin yaban hayatı izleme programı ve izleme raporlarını yetkili kurumlara sunacağını, hazırlanan nihai peyzaj onarım planı raporu ile ornitolojik-ekolojik değerlendirme raporunda belirtilen tüm öneri ve tedbirler ile izleme sırasında ve sonucunda istenecek tüm ilave tedbirleri alacağını beyan ederek bilirkişi raporundaki eleştirilerin soyut nitelikte olduğu ve bilimsel herhangi bir temelinin bulunmadığı şeklinde yanıt verdiği açıklanmıştır. Şirketin son olarak ÇED Raporu Genel Formatı'nda birden fazla proje bulunması hâlinde kümülatif etki değerlendirme çalışmasının zorunlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı, projenin RES Projesi olduğu ve doğal rüzgârdan enerji üretiminin gerçekleştirileceği, ayrıca 3 m/sn.den düşük, 25/m/sn.den yüksek rüzgâr hızlarında türbinlerin devre dışı kaldığı, topoğrafik yapı itibarıyla mevcut ve planlanan RES'lerin tepelerde ve sırtlarda bulunması, projelerin ve türbinlerin birbirlerine olan uzaklıklarının fazla olması sebebiyle kümülatif değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği şeklinde cevap verdiği belirtilmiştir. Dairenin bu verilerden hareketle oluşturduğu kararın gerekçesi şöyledir:"Buna göre; temyize konu İdare Mahkemesi kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Karaburun Yarımadasında yer alan proje dışındaki diğer mevcut RES santrallerinin, yarımadanın büyük bir kısmını kapladığı, yeni yapılacak santrallerin de devreye girmesiyle rüzgar türbinlerinin kümülatif olarak çevresel etkileri dikkate alındığında, canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağı belirtilmiş ise de;yukarıda yer verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde proje sahiplerine gerçekleştirmeyi planladıkları projenin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerini, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemleri içeren ÇED raporu hazırlatılması yükümlülüğü getirilmiş olup, EK 3'te yer alan Genel Formatta projenin olası çevresel etkilerinin alanda mevcut ve/veya planlama aşamasında olan diğer projelerin çevresel etkileri ile değerlendirilmesine dair kümülatif etki çalışması yapılması yönünde bir yükümlülük öngörülmemektedir.Öte yandan; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki diğer tespitlerin, soyut ve genel nitelikte birtakım çekince ve öngörülere dayandığı, raporda yer verilen hususlarla ilgili hangi önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu, hangi hususların, hangi açıdan tehlike arz ettiği, ÇED Raporunun hatalı veya yetersiz olduğuna ilişkin, proje yerinde yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlere yer verilmediği görülmektedir.Bu durumda; Mahkeme kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin, uyuşmazlık konusu 'ÇED Olumlu' kararına esas ÇED Raporunun hatalı veya eksik olduğunu ortaya koyabilecek mahiyette, somut ve teknik verilerle desteklenmemiş olması, bilirkişi raporunda, soyut ve genel nitelikte birtakım çekince ve öngörülere yer verilmiş olması, anılan raporda eksiklik olarak belirtilen hususların ise ÇED Raporunu kusurlandırmaya yeterli olmaması karşısında, yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine uygun olarak hazırlanan ÇED Raporuna dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, bu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır." Karara katılmayan üye, temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Nihai karar, başvurucular vekiline 16/6/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 18/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. İzmir İdare Mahkemesinin 22/10/2015 tarihli iptal kararı üzerine revize edilen Sarpıncık Rüzgâr Enerji Santrali Projesi için bu kez 20/11/2015 tarihli ÇED olumlu kararı tesis edilmiştir. Başvurucuların sözü edilen işlemin iptali istemiyle açtıkları dava İzmir İdare Mahkemesinin 2/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkeme karar gerekçesinde; Danıştay Ondördüncü Dairesinin 29/3/2016 tarihli kararıyla İdare Mahkemesi kararının bozulduğunu ve davanın reddine karar verildiğini, dolayısıyla 13/1/2015 tarihli ÇED olumlu kararının hukuki varlığını koruduğunu, bu hâliyle dava konusu ÇED olumlu kararının alınmasına dayanak teşkil eden İdare Mahkemesi kararında belirtilen eksikliklerin mevcut olmadığını, hukuka uygun olduğu yargı kararı ile belirlenen ÇED olumlu kararının revize edildiğinden bahisle alınan dava konusu ÇED olumlu kararında da hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Temyiz edilen karar Danıştay Ondördüncü Dairesinin 4/7/2017 tarihli onama kararıyla kesinleşmiştir. Başvurucular bunun üzerine 11/9/2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Birinci Komisyonu, 2017/34611 bireysel başvuru numarasıyla incelenen başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna 4/6/2018 tarihinde karar vermiştir. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Tanımlar” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: “Bu Kanunda geçen terimlerden;Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,…Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, …İfade eder.” 2872 sayılı Kanun'un “Çevresel etki değerlendirilmesi” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımı şöyledir:"Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler.Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2008 tarihli Yönetmelik) “Tanımlar ve kısaltmalar” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...ç) Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası: Bu Yönetmeliğin EK-III’ünde yer alan Genel Formatı esas alınarak hazırlanan dosyayı,d) Çevresel etki değerlendirmesi genel formatı: Gerçekleştirilmesi planlanan, bu Yönetmeliğin EK-I listesinde yer alan projelerin özelliklerini, yerini, olası etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan Çevresel Etki Değerlendirmesi başvuru dosyası hazırlanması sırasında esas alınacak bu Yönetmeliğin EK-III’ündeki genel formatı, ... ifade eder." 2008 tarihli Yönetmelik'in EK-III'ündeki Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı'nın ilgili bölümleri şöyledir:"...Bölüm III: Proje yeri ve etki alanının mevcut çevresel özellikleriÖnerilen proje nedeniyle kirlenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, (atmosferik koşullar) iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (EK-V’deki Duyarlı Yöreler listesi de dikkate alınarak) ve yukarıdaki faktörlerin birbiri arasındaki ilişkileri de içerecek şekilde açıklanması.Bölüm IV: Projenin önemli çevresel etkileri ve alınacak önlemler1- Önerilen projenin aşağıda belirtilen hususlardan kaynaklanması olası etkilerinin tanıtımı. (Bu tanım kısa, orta, uzun vadeli, sürekli, geçici ve olumlu olumsuz etkileri içermelidir.)a) Proje için kullanılacak alan,b) Doğal kaynakların kullanımı,c) Kirleticilerin miktarı, (atmosferik şartlar ile kirleticilerin etkileşimi) çevreye rahatsızlık verebilecek olası sorunların açıklanması ve atıkların minimizasyonu.2- Yatırımın çevreye olan etkilerinin değerlendirilmesinde kullanılacak tahmin yöntemlerinin genel tanıtımı.3- Çevreye olabilecek olumsuz etkilerin azaltılması için alınması düşünülen önlemlerin tanıtımı. ..." 3/10/2013 tarihli ve 28784 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2013 tarihli Yönetmelik) “Tanımlar ve kısaltmalar” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bu Yönetmelikte geçen; ...ç) Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası: EK-3’te yer alan Genel Formatı esas alınarak hazırlanan dosyayı,d) Çevresel etki değerlendirmesi genel formatı: Gerçekleştirilmesi planlanan, EK-1’de yer alan projelerin özelliklerini, yerini, olası etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan ÇED başvuru dosyası hazırlanması sırasında esas alınacak EK-3’teki genel formatı, ... ifade eder." 2013 tarihli Yönetmelik'in “Yürürlükten kaldırılan yönetmelik” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." 2013 tarihli Yönetmelik'in “Geçiş süreci” kenar başlıklı Geçici maddesi şöyledir:"(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce, ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası Valiliğe ya da Bakanlığa sunulmuş projelere başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır." 2013 tarihli Yönetmelik'in EK-3'ündeki Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı'nın ilgili bölümleri şöyledir:"...Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel ÖzellikleriProje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, mimari ve arkeolojik miras, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (EK-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleriBölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak ÖnlemlerProjenin;a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesib) Sera gazı emisyonların belirlenmesi ve iklim değişikliğine etkileric) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemlerç) İzleme Planı (inşaat dönemi) ..." 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin (2014 tarihli Yönetmelik) “Yürürlükten kaldırılan yönetmelik” kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) 3/10/2013 tarihli ve 28784 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." 2014 tarihli Yönetmelik'in “Geçiş süreci” kenar başlıklı geçici maddesi şöyledir:"(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce, ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanıtım Dosyası Valiliğe ya da Bakanlığa sunulmuş projelere bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır."