Başvurucu, hakkında açılan ceza davasında yeterli araştırma yapılmaksızın cezalandırılması, aynı eylemlere katılan diğer sanıklara uygulanandan farklı ve daha ağır bir cezayı gerektiren madde uyarınca cezalandırılması ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle Anayasa’nın 10. , 36. , 38. ve 40. maddelerinde düzenlenen ayrımcılık yasağının, adil yargılanma hakkının, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, iddia et
Başvurucu, hakkında açılan ceza davasında yeterli araştırma yapılmaksızın cezalandırılması, aynı eylemlere katılan diğer sanıklara uygulanandan farklı ve daha ağır bir cezayı gerektiren madde uyarınca cezalandırılması ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle Anayasa’nın , , ve maddelerinde düzenlenen ayrımcılık yasağının, adil yargılanma hakkının, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, iddia ettiği ihlallere dayanarak yargılamanın yenilenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 1/2/2013 tarihinde Adana Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/6/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 17/9/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlık tarafından 25/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 3/12/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu tarafından, Bakanlık görüşüne herhangi bir karşı beyanda bulunulmamıştır. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP kanalıyla erişilen belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Üzerine atılı eylemlerden dolayı 21/5/1992 tarihinde başvurucu hakkında gıyabi tutuklama kararı verilmiştir. Başvurucu ve diğer dört sanık hakkında, 1992 yılında Seyhan Belediyesi şantiyesine ait mala zarar verme ve gasp eylemlerinden ( suçlama) dolayı ve başvurucuya yönelik ayrıca Y. isimli kişinin öldürülmesine katılması ( suçlama) nedeniyle 29/12/1998 tarihinde dava açılmıştır. Başvurucunun, devlet topraklarından bir kısmını ayırmak amacıyla silahlı faaliyette bulunmak suçundan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir. Başvurucu ve diğer bazı sanıklara yönelik, ölüm ve yaralamaya neden olmak, silahlı ve bombalı saldırıda bulunmak, havalanan iki uçağa ateş açmak, öldürme ve yaralama eylemlerine katılmak suçundan ( Suçlama) başka bir ceza davası daha açılmıştır. Başvurucunun eylemlerinin, 765 sayılı mülga Kanun’un maddesine uyduğu belirtilmiştir. Yargılamaya Adana Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.1998/641 sayılı dosyasında başlanılmış, başvurucu yönünden her iki dava, sonrasında Adana Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK madde ile görevli) E.2004/414 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Başvurucu, 6/11/2007 tarihinde Alanya’da yakalanmış ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca tutuklanmıştır (yol tutuklaması). Adana Ağır Ceza Mahkemesi önüne 29/2/2008 tarihinde getirilen başvurucu; suçlamaları reddetmiş, tehdit edilmesinden dolayı kaçtığını ve yakalanana kadar sahte kimlikle yaşadığını belirtmiştir. Başvurucu, kendisine okunan belgelerden aleyhinde olanları kabul etmemiştir. Mahkeme, 29/2/2008 tarihi ile 15/12/2009 tarihleri arasında toplam 23 duruşma yapmıştır. Tutukluluğun gözden geçirilmesine ilişkin 9 duruşma dışında, duruşmalar arasında 1 veya 2 aylık süreler bulunmaktadır. En uzun duruşma aralığı ise 25/7/2008 ile 14/10/2008 tarihleri arasında geçen 2 ay 20 günlük süredir. 15/4/2008 tarihli duruşmada, maktul Y.nin kardeşi E.Y.nin tanık olarak dinlenmesine ve “ suçlama” kapsamında Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan sanıkların ifadelerinin dosyaya getirilmesine karar verilmiştir. 22/1/2009 tarihli duruşmada, E.Y.nin adresinin tespit edilememesi nedeniyle adres araştırması yapılması ve talep edilen sanık ifadelerine dair Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazının akıbetinin beklenmesi kararlaştırılmıştır. 16/4/2009 tarihli duruşmaya kadar maktul Y.nin kardeşi E.Y.nin tanık olarak dinlenmesi amacıyla araştırma yapılmıştır. Başvurucu vekilinin 16/4/2009 tarihinde hazır ettiği tanık E.Y., ağabeyini vuran kişinin başvurucu olmadığını, katilin uzun boylu olduğunu söylemiştir. 6/5/1992 tarihli teşhis tutanağının okunması üzerine, o dönemde 12 yaşında bulunduğunu, olayın etkisi ile benzetmiş olabileceğini, ağabeyini vuran şahsın kesinlikle başvurucu olmadığını söylemiştir. 2/6/2009 tarihli duruşmada talep edilen ifadeler dosyaya konulmuştur. Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasını sunmasından sonra başvurucu vekili süre talep etmiş ve Mahkeme bir sonraki duruşmayı 14/8/2009 tarihine bırakmıştır. Başvurucu vekili, 14/8/2009 tarihli duruşmaya ilişkin mazeret dilekçesi sunmuş, 22/10/2009 tarihli bir sonraki duruşmada esas hakkındaki savunmayı hazırlamak için tekrar süre talep etmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 15/12/2009 tarihli ve E.2004/414, K.2009/303 sayılı kararıyla, başvurucu hakkında isnat olunan eylemler sabit görülerek başvurucunun 765 sayılı mülga Kanun’un maddesi gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Mahkeme; olaylara ilişkin tutanak ve raporları, sanık ifadelerini, E.Y.ye yaptırılan teşhise dair tutanağı ve Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesinin kararını dayanak göstermiştir. Mahkeme, Suçlamaya konu olaylarla ilgili başka bir dosyada yargılanan sanık A.A.nın, başvurucunun PKK terör örgütünün askerî kanadında olduğunu belirttiğini ve yine aynı olay nedeniyle yargılanan sanıkların, başvurucunun bu eyleme katıldığına dair ifade verdiklerini not etmiştir. “ suçlama” yönünden ise aradan uzun zaman geçmiş olması, başvurucu ve örgüt korkusu nazara alınarak maktulün kardeşi E.Y.nin duruşmada verdiği ifadesine değil, olayın akabinde sıcağı sıcağına yapmış olduğu teşhis ve beyana itibar edilmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi, toplanan deliller ve dosya muhteviyatı itibarıyla başvurucunun inkâra yönelik savunmalarına itibar etmemiş, başvurucunun savunmalarının dosya muhteviyatı ve delillerle örtüşmediği ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, sabit kabul edilen eylemler ışığında, başvurucu vekilinin beraat ve zaman aşımı yönündeki talepleri de Mahkeme tarafından kabul edilmemiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi, aynı dosyada yargılanan ve haklarındaki yakalama kararı henüz infaz edilemeyen sanıklar H.A., Z.O., B. ve Ş. yönünden ise tefrik kararı vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 10/11/2010 tarihli ve E.2010/10961, K.2010/11548 sayılı ilamıyla “ suçlamaya” dair iddianame okunmaksızın başvurucunun sorguya çekilmesi ve 14/8/2009 tarihli tutanağın zabıt katibi tarafından imzalanmaması gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararına uyan Adana Ağır Ceza Mahkemesi eksiklikleri tamamlamış, 26/4/2011 tarihli ve E.2011/34, K.2011/104 sayılı kararıyla başvurucunun bir önceki karardaki gibi cezalandırılmasına hükmetmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 24/9/2012 tarihli ve E.2012/4523, K.2012/9730 sayılı ilamıyla Mahkeme kararı onanmıştır. Yargıtay ilamı 9/1/2013 tarihinde ilk derece mahkemesi kalemine ulaşmıştır. Başvurucu, nihai karardan 15/1/2013 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir. Başvurucu 1/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 765 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:1 - Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene,2 - Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,…… geçmesile ortadan kalkar.” 765 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar.Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.” 765 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir Devletin hakimiyeti altına koymağa veya Devletin istiklalini tenkise veya birliğini bozmağa veya Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmağa matuf bir fiil işliyen kimse ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasile cezalandırılır.” 765 sayılı mülga Kanun’un maddesi şöyledir:“Her kim, 125, 131, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum olur.Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır.”