4. Hukuk Dairesi 2017/3928 E. , 2018/2465 K. "" MAHKEMESİ : .... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/12/2015 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla ve sosyal medyadaki paylaşım nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla manevi tazminat istenmesi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 14/02/2017 günlü kararın davacının başvurusu üzerine istinaf…
**4. Hukuk Dairesi 2017/3928 E. , 2018/2465 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : .... Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/12/2015 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla ve sosyal medyadaki paylaşım nedeniyle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla manevi tazminat istenmesi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 14/02/2017 günlü kararın davacının başvurusu üzerine istinaf incelemesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair verilen 06/07/2017 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Davacı, ... Gazetesi'nin 20/09/2015 tarihli nüshasında ve internet sitesinde, davalı tarafından kaleme alınan "..." başlığıyla yayınlanan köşe yazısında ve davalının attığı tweetlerde kullanılan cümlelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, eleştirmenin yasaya aykırı olmadığını, topluma malolan kişilerle siyasal ve idari yaşam içinde yer alan kişilerin geçmişlerinin, davranışlarının, kişiliklerinin toplumu ilgilendirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur . Mahkemece, köşe yazısı ve tweet bir bütün olarak güncel ve gerçeğe uygun olup ağır eleştiri sınırları içerisinde kaldığı ve davacının topluma mal olmuş bir kişi olarak kendisine yönelik sert ve ağırda olsa eleştirilere katlanması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davacının milletvekilliği de dahil olmak üzere çeşitli aktif siyasi görevlerde bulunduğu, davalının ise gazeteci olduğu, dava konusu edilen paylaşım ve köşe yazısının tamamen siyasi konulara ilişkin olup yayınlanmalarında kamu yararı bulunduğu, davalının eleştirilerini dile getirirken ağır olarak nitelendirilebilecek ifadeler kullanmış olmasına rağmen davacının kişilik haklarını değil siyasi tavır ve davranışlarını hedef aldığı düşünüldüğünde, bu şartlar altında davalının ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir demokratik bir toplum için gereklilik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, basın yoluyla ve sosyal medyada kullanılan ifadeler nedeniyle kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.