Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4500 E. , 2024/6189 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4500 Karar No : 2024/6189 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bo
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4500 E. , 2024/6189 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4500 Karar No : 2024/6189 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... Konfeksiyon Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2006 ila 2010 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının, 04/03/2009 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketteki hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı dikkate alındığında, ... takip numaralı ödeme emri içeriği Ağustos 2010 dönemine ait katma değer vergisinden, ... ve ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği Nisan 2010 dönemi gecikme zammı ile Eylül 2009 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezasından,... takip numaralı ödeme emrinin 1, 6, 13 ila 18. sıralarında yer alan 2009 yılına ait özel usulsüzlük cezası ile Nisan, Temmuz ve Eylül 2009 dönemlerine ilişkin amme alacağından sorumlu tutulamayacağı, ... takip numaralı ödeme emrine konu 2008 yılına ait özel usulsüzlük cezasına ait ihbarname asıl borçlu şirkete 25/12/2009 tarihinde, ... takip numaralı ödeme emrinin 4 ila 6. sırasında yer alan Ekim 2008 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası ve katma değer vergisini içeren ihbarnamenin ise 29/12/2013 tarihinde ilanen tebliğ edildiği belirtilmekle birlikte söz konusu ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilmeden öce şirketin bilinen adresinde bulunamadığına ilişkin durumun 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 102. maddesinde öngörüldüğü şekilde saptanmadığı dolayısıyla ortada usulüne uygun olarak kesinleşmiş amme alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceğinden söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığı, 13 takip numaralı ödeme emrinin 1 ila 3, 7 ila 18, 22 ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin 1 ila 3, 15 takip numaralı ödeme emrinin 2 ila 4 sıralarında yer alan amme alacaklarının 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ait olduğu, limited şirket ortaklarının 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ait vergi borçları bakımından hisseleri devretmeleri neticesinde sorumlulukları sona ereceğinden, davacının ... ila ... takip numaralı ödeme emirlerinin bahse konusu kısımlarından sorumlu tutulamayacağı, ...takip numaralı ödeme emrinin 4 ila 6. sırasında yer alan Aralık 2008 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile ... takip numaralı ödeme emrinin 5, 7 ila 12 sıralarında yer alan 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ve cezaları içeren ihbarnamelerin, 213 sayılı Kanun'un tebligatla ilgili düzenlemeleri yerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21.maddesi uyarınca tebliğinin usulsüz olduğu, 13 takip numaralı ödeme emrinin 19 ila 21. sırasında yer alan Eylül 2008 dönemine ilişkin haksız vergi iadesi alacağı ve cezasına ait ihbarnamenin ise söz konusu ihbarnameye ilişkin sorgu fişinde 31/12/2012 tarihinde asıl borçlu şirkete elden tebliğ edildiği belirtilmekle birlikte, bu ihbarnamenin ve tebliğ alındısının Mahkemelerince verilen ara kararlarına rağmen dosyaya ibraz edilmediği, söz konusu alacakların tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ise tüzel kişiliği sona erdikten sonra tebliğ edildiği böylece ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin ise 5, 7 ila 12 sıralarındaki amme alacaklarının zamanaşımına uğradığı, ... takip numaralı ödeme emri içeriği Mart 2009 dönemine ait katma değer vergisi ve vergi ziyaı cezasına ilişkin ihbarnamenin ise asıl borçlu şirketin tüzel kişiliği sona erdikten sonra asıl borçlu şirkete ilanen tebliğ edildiği, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, bu tarihten sonra, adı geçen şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili hukuken olanaklı olmadığından, söz konusu ihbarnamenin tebliğinin usulsüz olduğu dolayısıyla değinilen amme alacağının da zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6183 sayılı sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesi uyarınca ödeme emrine karşı açılacak davalarda sadece böyle bir olmadığı, kısmen ödendiği ve zamanaşımına uğradığının iddia edilebileceği, asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmemiş olmasının borcun ortadan kalkması sonucunu doğurmayacağı, vergi borçlarından sorumluluk bakımından hisse devirinin ticaret siciline kaydının yapılmasıyla hüküm ifade edeceği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 04/03/2009 tarihli hisse devir sözleşmesiyle hisselerin tamamını devrederek ortaklıktan ayrıldığı, bu hususun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, dava konusu ödeme emirlerine konu amme alacağının zamanaşımına uğradığı, asıl borçlu şirketin 18/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği, sahte fatura kullandığından bahisle açılan davada beraat ettiği, dava konusu ödeme emirlerine konu alacağın dayanaklarının belirtilmediği, ortak olmadığı döneme ait borçtan sorumlu tutulamayacağı, asıl borçlu şirket adına tanzim olunan ihbarnamelerin ve ödeme emirlerinin şirketin vefat eden kanuni temsilcisinin adresinde tebliğe çıkarıldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına, asıl borçlu ... Konfeksiyon Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2006 ila 2010 yıllarına ilişkin kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla dava konusu ödeme emirleri düzenlenmiştir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin 1 ila 3, 10 ila 18, 25. sıra numarasında yer alan 2007 yılına ait amme alacaklarının 24/12/2012 tarihinde, 26. sırada yer alan 2007 yılına ait amme alacağının 16/12/2012 tarihinde, ... takip numaralı ödeme emrinin 1 ila 3. sıra numarasında yer alan 2008 dönemine ait amme alacaklarına ait ihbarnamelerin ise 29/12/2013 tarihinde gerçekleşen ilanla tebliğ edildiğine dair ihbarname sorgu evraklarının gönderildiği, ... takip numaralı ödeme emrinin 7 ila 9 sırasında yer alan 2007 dönemine ait, 22 ila 24. sırasında yer alan 2006 dönemine ait, ... takip numaralı ödeme emrinin ise 2 ila 4. sırasında yer alan 2008 dönemine ait amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnameler için 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21.maddesi uyarınca düzenlenen ve şirkete tebliğ edilemediği hususunu içeren tutanak üzerine ... takip numaralı ödeme emrinin 7 ila 9, 22 ila 24. sırasında yer alan kamu alacakları için 19/12/2012 tarihinde, ... takip numaralı ödeme emrinin ise 2 ila 4. sırasındaki kamu alacakları için ise 30/12/2013 tarihinde tebliğ evrakı mahalle muhtarına bırakılmak ve tesellüm belgesi asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim adresinde kapıya yapıştırılmak suretiyle gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan (06/06/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766 sayılı Kanun değişikliği öncesinde şirketten tahsil imkanı bulunmayan) amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunanların böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında itirazda bulunabileceği hükmüne yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirmeyle ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği, 94. maddesinde, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenlere veya temsilcilere yapılacağı, tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının kafi olduğu, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı, 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, bu işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyetin taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı, 104. maddesinde ilanın ne şekilde yapılacağı kurala bağlanmış olup 101. maddesinde ise bilinen adresler sayılmak suretiyle gösterilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu ... ila ... takip numaralı ödeme emirleri, ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... ila ..., ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin 2 ila 4. sıralarında yer alan kamu alacağı haricindeki kısmı ve ... takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun görülmüştür. Ortakların şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzel kişiliğin (şirketin) varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulması icap eder. Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan söz konusu yasal düzenleme karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından kaynaklanan sorumluluklarının kalkacağından söz edilemeyecektir. Dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin 1 ila 3, 10 ila 18, 25, 26. sıralarında, ... takip numaralı ödeme emrinin 1 ila 3. sıra numarasında yer alan amme alacaklarına ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilmeden önce şirketin bilinen adresinde bulunamadığına ilişkin durumun 213 sayılı Kanun'un 102. maddesine uygun şekilde saptanmadığı dikkate alındığında, ilanen tebliğ şartlarının oluşmadığı, ... takip numaralı ödeme emrinin 7 ila 9, 22 ila 24. sırasında, ... takip numaralı ödeme emrinin ise 2 ila 4. sırasında yer alan amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnameler 7201 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde tebliğ edilmeye çalışılmış ise de 213 sayılı Kanun'da, vergilendirme ile ilgili hüküm ifade eden bilimum vesikalar ve yazıların hangi esaslara göre tebliğ edileceği belirlenmiş olup vergilendirme ile ilgili hüküm ifade eden vesika ve yazıların tebliğinde 7201 sayılı Kanun hükümleri değil 213 sayılı Vergi Usul Kanununu hükümleri uygulanacağı dolayısıyla söz konusu tebliğinin 213 sayılı Kanun'un 94. maddesindeki usule uygun olduğundan söz edilemeyeceği dikkate alındığında, ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... ila ..., ...ila ...., ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin 2 ila 4. sıralarında yer alan kamu alacağının zamanaşımına uğradığı sonucuna varıldığından Vergi Mahkemesince söz konusu ödeme emirlerinin belirtilen kısımlarının yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; ... ila ... takip numaralı ödeme emirleri, ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... ila ..., ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin 2 ila 4. sıralarında yer alan kamu alacağı haricindeki kısmı ve ... takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Kararın; ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... ila ..., ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin 2 ila 4. sıralarında yer alan kamu alacağına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 26/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)- KARŞI OY : 6183 saylılı Kanunun 35.maddesinde "Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 4/6/2008 tarihinde kabul edilen 6.6.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766/3 md.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 4/6/2008 tarihinde kabul edilen 6.6.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5766/3 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmü yer almaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemesi gereğince, limited şirket ortağının şirketin ödenmemiş vergi borcundan dolayı sorumluluğu ortaklık payına bağlı olduğundan, olay tarihinde limited şirket ortağının anılan Kanun'un 35. maddesine göre takibi için, şirketin vergi borcunun doğumu anında değil, vergi borcunun şirketten tahsil imkanı bulunmadığının tesbiti anında ortak sıfatını taşıması gerekmektedir. Nitekim, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine 06/06/2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5766 sayılı Kanun'la eklenen fıkra hükmü ile limited şirket ortağının şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları öngörülmüştür. 5766 sayılı Kanun'un gerekçesinde de, 06/06/2008 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile limited şirket ortakları yönünden müteselsil sorumluluğun getirildiği, böylece hisse devri yapan ortağın borcunu ödemesinin sağlanacağı, diğer yandan da devralan şahısların limited şirket hissesinin değerini borçluluk durumunu da gözönüne alarak belirlemesine imkan verileceği vurgulanmıştır. Buna göre, limited şirket ortakları şirketteki hisselerini devretmiş olsalar dahi şirketin ödenmemiş vergi borçlarından dolayı 06/06/2008 tarihinden sonraki dönemler için şirket hisselerini devralan ortakla birlikte müteselsilen sorumlu olacaklardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 28/04/2011 tarih ve E:2009/39, K:2011/68 sayılı kararı ile 5766 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi "Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte henüz tahsil edilmemiş, ancak daha önceki bir dönemde doğmuş ve ödenmesi gereken hale gelmiş kamu alacaklarına da uygulanması öngörülmek suretiyle Kanun hükümlerinin geriye yürütülmüş olduğu, buna göre, amme alacağının sorumluluğunun tespitinde alacağı doğuran olayın gerçekleştiği zamanın değil, Kanun'un yürürlük tarihi itibariyle borcun halen tahsil edilmemiş olmasının esas alındığı, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi adına vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte, bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulmasının hukuk devletinin bir gereği olduğu, Kanun'un değişmeden önceki hükümlerine göre şirket ortağı olan veya hisse devri yolu ile ortaklığı bırakan şahıslar ile kanuni temsilcilerin faaliyetlerini ve konumlarını o tarihte yürürlükte olan kurallara göre sahip oldukları ve üstlendikleri sorumluluk çerçevesinde belirlemelerinin doğal olduğu, bu şahıslardan sonraki yıllarda getirilecek sorumluluğa göre konumlarını belirlemelerinin ve ticari faaliyetlerini sürdürmelerinin beklenemeyeceği, düzenlemeden beklenen kamu yararının, kamu alacaklarında ilgililerinin sorumluluklarını arttırarak ve müteselsil sorumluluk getirerek daha hızlı ve daha yüksek oranda tahsilâtın sağlanması olduğunun anlaşıldığı, buna karşı bireylerin, 5766 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce doğmuş ve ödenmesi gereken kamu alacağından sorumlu oldukları dönemde öngörülmeyen sorumluluklar ile yükümlü tutulmalarının, diğer bir anlatımla geçmişe yönelik sorumluluklarının arttırılmasının bireylerin hukuka olan güven duygusunu zedeleyeceği ve hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmayacağı, 5766 sayılı Kanun’da esas olarak bir kamu alacağı ile ilgili bireylerin sorumluluklarını arttıran ve müteselsil sorumluluk getiren düzenlemelerin, Kanun'un geçici 1. maddesi ile yürürlük tarihi itibari ile tahsil edilmemiş alacaklara da uygulanmasının hukuk kurallarının geriye yürütülmesi anlamına geleceği ve Anayasada yer alan hukuk devleti kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmayacağı" gerekçesiyle Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edilmiştir. Mevzu bahis ihtilafta, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda limited şirket ortağının 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere ait vergi borçları bakımından hisseleri devretmesi neticesinde sorumluluğu sona ereceğinden, mezkur tarihten önce şirket hisselerinin devri neticesinde şirket ortaklığı sona eren davacı, dava konusu ödeme emri içeriğindeki amme borçlarından sorumlu tutulamayacaktır. Bu durumda; hisse devri ile ortaklığı sona eren davacı 06/06/2008 tarihinden önceki vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağından dava konusu ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ...., ... ila ..., ... ila ...., ... takip numaralı ödeme emrinin ... ila ..., ... takip numaralı ödeme emrinin 2 ila 4. sıralarında yer alan kamu alacağına ilişkin kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının belirtilen kısmına katılmıyorum.