DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1582 E. , 2024/2439 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1582 Karar No : 2024/2439 TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): ... 2- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ:Daire Başkanı Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/12/2023 tarih ve E:2023/9348, K:2023/7324 sayılı kararının davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esastan temyizen incelenerek bo…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1582 E. , 2024/2439 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1582 Karar No : 2024/2439 TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): ... 2- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ:Daire Başkanı Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/12/2023 tarih ve E:2023/9348, K:2023/7324 sayılı kararının davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esastan temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Testi Zorunluluğu" konulu 20/08/2021 tarih ve 13441 sayılı Genelgesi'nin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/12/2023 tarih ve E:2023/9348, K:2023/7324 sayılı kararıyla; Davanın, İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Testi Zorunluluğu" konulu 20/08/2021 tarih ve 13441 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açıldığı, Dava açıldıktan sonra dava konusu Genelge'nin davalı idarenin "PCR Testi Zorunluluğu" konulu 15/01/2022 tarih ve 22954 sayılı Genelgesi ile tüm hükümleri ile uygulamadan kaldırıldığının görüldüğü, Bu durumda, dava konusu Genelge yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 649,90-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ancak kanunla yapılabilecek (kanunla yapılsa dahi Anayasa'ya aykırı olacağı) temel insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan düzenlemelerin davalı idare tarafından genelge ile düzenlendiği, hiçbir idari makam ve mercinin salgını önlemek ve toplum sağlığını korumak için bile olsa yetki sınırlarının dışına çıkarak ancak kanunla yapılabilecek bir düzenleyici işlemi genelge gibi bir işlemle tesis edemeyeceği, davalı idarenin, davaya konu tedbir ve kısıtlamaların, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunda salgının seyri dikkate alınarak geliştirilen önerilerin Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı kabinesinde görüşülerek kararlaştırılmasından sonra hayata geçirildiği, Genelge ile düzenlenen PCR zorunluluğunun kabinede görüşülerek karara bağlandığı, davaya konu Genelge'nin bu hususun tatbiki olduğu savunmasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğu, konunun Cumhurbaşkanlığı kabinesinde görüşülerek karara bağlanmış olmasının davalı idarenin kaynağını yasadan veya Anayasa'dan alan bir yetkiyi kullanma hakkına, yetkisine sahip olduğu anlamına gelmediği, Anayasa'nın Cumhurbaşkanına bile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenleme yapma vetkisi vermediği, Anayasa'nın ikinci kısmının birinci bölümünde yer alan kişi hakları ve ödevleri konusunda davalı idarenin düzenleme yapmaya hakkı ve yetkisi olduğu yönündeki savunmasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğu, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yararın varlığı ya da kanunun verdiği yetkinin kullanıldığı savunmasının da haksız ve maddi temelden yoksun olduğu, davaya konu idari işlemin sebebi ve amacının kamu yararı olmadığı, gerçek amacın aşı olmak istemeyen kişileri aşı olmaya zorlamak olduğu, sosyal mesafenin korunduğu şehirlerarası seyahatlerde PCR testi istenmesinin amacı ve mantığının başka türlü yorumlanamayacağı, bulaşma ihtimalinin binlerce kez daha fazla olduğu şehiriçi toplu ulaşımda gerçekleştirilmeyen bir uygulamanın bulaşma ihtimalinin neredeyse hiç olmadığı şehirler arası toplu ulaşımda gerçekleştirilmesinin tamamen aşı olmayan kişileri cezalandırmaya yönelik olduğunu gösterdiği, bu bakımdan sebep ve amaç unsurları yönünden kamu yararını değil de aşı olmayan vatandaşları yasaya ve Anayasa'ya açıkça aykırı kısıtlamalarla belirli bir davranışta bulunmaya zorlama amacı güden idari işlemin bu yönlerden de iptali gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderini takdir edeceğinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ise herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılmaksızın konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden Daire kararının aleyhlerine hükmedilen yargılama giderine ilişkin kısmı ile lehlerine hükmedilmeyen vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, davacının temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra salgınla mücadelede en güçlü unsurun gönüllülük esasına göre yürütülen aşılama faaliyeti olduğu gerekçesi ile 19/08/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde, salgının ülkemizdeki seyri, aşılama faaliyetinde kat edilen mesafe, yerli aşı geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve aşılama faaliyetine yönelik toplumun bazı kesimlerinde gözlenen tereddüt konuları Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiş, bu kapsamda İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Testi Zorunluluğu" konulu 20/08/2021 tarih ve 13441 sayılı Genelgesi yürürlüğe konulmuş, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biridir. Şu kadar ki, yargısal denetim resen yapılan bir denetim olmayıp, usulüne uygun bir başvuru koşuluna bağlıdır. Bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için, iptali istenilen idari işlem ile davacının bir menfaat ilişkisinin bulunması yeterli görülmekte olup; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, dava açmaya yetecek bir menfaat ilişkisinden söz edilebilmesi için bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedirler. Dava konusu düzenlemenin Koronavirüs salgını sürecine ilişkin olarak tesis edildiği ve salgının yayılmasının engellenmesine yönelik birtakım tedbirler içerdiği, Koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirlerin salgının sona ermesi ile birlikte ortadan kalktığı/kaldırıldığı (tedbirlerin süreli olması halinde kendiliğinden, süreli olmaması halinde ise salgının sona ermesi ile) anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, söz konusu düzenlemelerin daha tesis edilirken dahi belirli bir süre veya salgın süresince uygulanıp salgının sona ermesi ile ortadan kalkacağı/kaldırılacağı açık olduğundan, bu nitelikteki düzenlemelerin dava açıldıktan sonra sona ermesi halinde davanın konusuz kaldığını söylemek mümkün değildir. Aksi bir yorum, belirli bir süre uygulanarak yürürlükte kalan ve kişiler üzerinde birtakım etki ve sonuçlar doğuran düzenlemelerin hukuki denetim dışında bırakılması anlamına gelecektir ki, bu durumun hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır. Bu nedenle, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak ve davacının iddiaları gözetilerek inceleme yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik Daire kararı bozulduğundan ve Dairesince işin esası hakkında yeniden bir karar verileceğinden davalı idarenin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz istemi hakkında bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Yukarıda özetlenen gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 26/12/2023 tarih ve E:2023/9440, K:2023/7435 sayılı kararının BOZULMASINA, 2.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine, 3.Kesin olarak, 21/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı dışında kalan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın haklılık tespiti yapılmaksızın yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına ilişkin bölümü dışında kalan kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.