T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1710 Karar No : 2025/1039 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Birliği ... Odası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yargı kararın…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1710 E. , 2025/1039 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1710 Karar No : 2025/1039 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Birliği ... Odası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yargı kararına istinaden davalı idarece faiz hesaplanmaksızın iade edilen 2005 yılının tüm dönemlerine ilişkin katma değer vergileri, vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizlerinden oluşan 505.283,82 TL'nin tahsil edildiği 10/06/2013 tarihinden düzeltme fişlerinin düzenlendiği 04/12/2018 tarihine kadar hesaplanacak tecil faizinin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile 300.000,00 TL tutarındaki tecil faizinin idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açılmıştır. Düzeltme talebinin reddi üzerine şikâyet yoluyla Gelir İdaresi Başkanlığına başvurulması gerekirken doğrudan açılan davada idari merci tecavüzünün mevcut olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin Gelir İdaresi Başkanlığına tevdii yolunda verilen Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf isteminin, Vergi Dava Dairesince, davacının başvurusunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi kapsamında yargı kararının uygulanması hususunda işlem tesis ettirmek iradesiyle yapılmış bir başvuru ve dava konusu işlemin de bu nitelikteki başvurunun reddine dair işlem olarak değerlendirilmesi suretiyle yapılacak yargılama ile karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kabulü ile anılan kararın kaldırılarak dosyanın gönderilmesi üzerine verilen ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai ve başka faaliyetlerde kullanılmakla sahibine, kazanç, kira, nema ve benzeri adlar altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyon etkisinde olan ekonomilerde paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine de neden olur. Gerek iç hukukta gerek uluslararası hukukta, faizin, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasından doğan zararın giderilmesini amaçlayan bir "tazminat" niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Söz konusu zarar, vergilendirme işlemlerinde, Devlet yönünden vergi mükelleflerinin vergi ödevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemeleri sebebiyle verginin zamanında tahakkuk ettirilememesi, vergi mükellefleri yönünden ise Devletin hukuka aykırı olarak yapmış olduğu vergilendirme işlemlerine dayanarak vergi tahsilatında bulunması hâlinde doğmaktadır. Yukarıda yer verilen Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, yargı kararı uyarınca ilgilisine iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini amaçlamaktadır. Bu ise haksız tahsil edilen tutarın ilgilisine faiziyle birlikte iadesini zorunlu kılmaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin, 15/06/2012 tarih ve 28324 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6322 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle yeniden düzenlenen (4) numaralı fıkrası şu şekildedir: "4. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120 nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir.'' Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine anılan fıkranın 6322 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmesi sonucunda fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde "tecil faizi" ödenmesi esası getirilmiştir. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler için iadede, bu tahsilatın mükellefin hatasından kaynaklanıp kaynaklanmamasına göre ikili bir ayrıma gidilmiştir. Bir verginin fazla veya yersiz olarak alındığının tespit edilmesi hususunda ise bu tespitin idare tarafından veya yargı kararı ile yapılması bakımından herhangi bir ayrıma gidilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde "tecil faizi"nin uygulanacağı yolundaki açık hüküm uyarınca, davacıdan fazla ve yersiz olarak tahsil edilen verginin tahsil edildiği 10/06/2013 tarihinden düzeltme fişlerinin düzenlendiği 04/12/2018 tarihine kadar hesaplanacak tecil faizinin, idareye başvuru tarihi olan 05/02/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline, davacıdan verginin tahsil edildiği tarihten itibaren hesaplanacak tecil faizinin, idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar vermiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 31/05/2023 tarih ve E:2021/2482, K:2023/2088 sayılı kararı: I. Vergi Dava Dairesi kararının, davacıdan tahsil edilen vergi için tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin düzenlendiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizinin ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi hakkındaki inceleme: Temyize konu kararın değinilen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, söz konusu hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. II. Vergi Dava Dairesi kararının, davacıdan tahsil edilen vergiye ilişkin tecil faizi için idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizin ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi hakkındaki inceleme: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında, temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği kuralına yer verilmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasında, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği hükme bağlanmıştır. Aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, temerrüt faizine faiz yürütülmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu zarar "faiz" adı altındaki ödemelerle karşılandığından ve olayda hüküm altına alınan zararın hukuki niteliğinin temerrüt faizi olduğu anlaşıldığından, temyize konu kararın değinilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. III. Karar sonucu: Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararının, davacıdan tahsil edilen vergiye ilişkin tecil faizi için idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizin ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş; diğer hüküm fıkrasını onamıştır. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Faiz, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılması nedeniyle sahibine verilen zararın karşılığı olan tazminattır. Hukuk devletinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmünün aranması da gerekmemektedir. Vergi mükellefleri tarafından yersiz veya fazla olarak ödenen vergilerin iadesinde, ilgilinin ödediği paradan mahrum kaldığı süre zarfında enflasyon nedeniyle paranın değerinde meydana gelen aşınma ve mülkiyetin gerçek değerinde oluşan azalma nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği açıktır. Öte yandan, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği kuralına yer verilmiştir. Ancak davacıdan haksız olarak tahsil edildiğinin yargı kararıyla saptanması üzerine iade edilen vergi nedeniyle hesaplanan ve tazminat niteliği kazanan faiz tutarına ilişkin olarak faiz hesaplanmasının, mürekkep faiz yürütülemeyeceğine ilişkin kanun hükmüne aykırılık oluşturmayacağının da kabulü gerekmektedir. Aksi hâlde, gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinde gerek 3095 sayılı Kanun'da öngörülen kanuni faizin uygulanması suretiyle hesaplanan ve ilgilinin zararını tazmine yönelik tutarın geç ödenmesi, bu faizin "tazminat" niteliğini ortadan kaldıracaktır. Bu durumda, davacının tecil faizi tutarı kadar olan zararının da idareye başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi gerekmektedir. Vergi Dava Dairesi önceki kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılması yolunda verilen kararda faiz ödenmesine ilişkin bir hükmün bulunmadığı, vergi idaresince tahsili gereken vergilerde olduğu gibi idarece ödenmesi gereken faizin geç ödenmesinden dolayı söz konusu faiz üzerinden hesaplanacak ayrı bir yasal faizin ödeneceği yönünde yasal bir düzenleme bulunmadığı, davacının kendine ait bir tasarrufu kullanamamasından ziyade kanunlar gereği ödenmesi gereken faizi kullanamamasının söz konusu olduğu, 3095 sayılı Kanun'a göre bileşik faizin kural olarak hesaplanamayacağı, davacı tarafından yargı kararına göre işlem tesis edilmemesi nedeniyle idare aleyhine ispat koşuluna bağlı maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı adına 2005 yılının tüm dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen katma değer vergileri ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan dava, ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiştir. Anılan karara yöneltilen temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 20/10/2015 tarih ve E:2013/5329, K:2015/7443 sayılı kararıyla Mahkeme kararını bozmuş, akabinde de davalının karar düzeltme istemini reddetmiştir. Bozma kararına uyan ... Vergi Mahkemesi, ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla değinilen vergi ve cezaları kaldırmıştır. Anılan karara yöneltilen temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, 11/06/2019 tarih ve E:2019/225, K:2019/2456 kararıyla Mahkeme kararını onamış, akabinde de davalının karar düzeltme istemini reddetmiştir. Böylece Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Davanın reddi üzerine tahakkuk eden katma değer vergileri ve vergi ziyaı cezaları ile hesaplanan gecikme faizlerine ilişkin olarak davacı tarafından 10/06/2013 tarihinde 505.283,82 TL tutarında ödeme yapılmıştır. Bozma kararından sonra Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davacı tarafından 05/02/2019 tarihli dilekçe ile 10/06/2013 tarihinde ödenen tutarın, tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin düzenlendiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizi ile iadesi davalı idareden talep edilmiştir. Davalı tarafından, iadesi talep edilen anapara tutarı davacıya ödenmiş, ancak buna ilişkin olarak hesaplanacak tecil faizi tutarı ödenmemiştir. İLGİLİ HUKUK: 1- İlgili Mevzuat 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında, temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği; 388. maddesinin üçüncü fıkrasında faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağı düzenlenmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3. maddesinde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak suretiyle kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise bileşik faizin uygulanabileceği kabul edilen durum "Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz." şeklinde belirtilmiştir. 2- İlgili Yargı Kararları Anayasa Mahkemesi Kararı (Norm Denetimi) 10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı (R.G.Tarih-Sayısı: 14/05/2011-27934), 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesine 4369 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile eklenen (4) numaralı fıkranın iptaline ilişkin kararın ilgili bölümü: "Vergi, devletin vatandaşlardan kamu gücüne dayalı ve karşılıksız tahsil ettiği bedel olsa da idarece yapılmış olan vergi tahsilâtının fazla veya yersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilât, mükellefler için bir 'alacak' haline gelmektedir. Alacak hakkı mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temel haklarındandır. Kişiler yanlış veya yersiz vergi tahsilatı nedeni ile belli bir süre mülkiyetlerinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kalmaktadırlar. Bu süre zarfında enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu mülkiyetin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır." HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Haksız veya fazla olarak tahsil edildiği tespit edilen vergilerin iadesinde ilgilinin ödediği paradan mahrum kaldığı süre zarfında, enflasyon nedeniyle paranın değerinde meydana gelen aşınma ve mülkiyetin gerçek değerinde oluşan azalma nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği açıktır. Faizin amacı, özünde, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine vermiş olduğu zararın giderilmesi olsa da söz konusu zararın tazmini hukuki manada tazminat sorumluluğuna ilişkin değildir. Zira faizi ödenmesi için iadesi gereken tutarın tahsilinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı önem arz etmemektedir. Olayda yargı kararına istinaden davalı idarece faiz hesaplanmaksızın iade edilen tutara ilişkin olarak tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin düzenlendiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizinin ödenmesi hüküm altına alınmış ve değinilen hüküm fıkrası yargılamanın önceki aşamalarında kesinleşmiştir. Bu aşamada ihtilaf bu faiz alacağının da idareye başvuru tarihinden itibaren faiz yürütülerek ödenmesinin mümkün olup olmadığı hususuna ilişkindir. Kamu hukukunda faizin anaparaya eklenerek birlikte faiz yürütülmesini ya da sadece faiz alacağına faiz yürütülmesini yasaklayan bir kural bulunmadığı gibi faizin anaparaya eklenerek birlikte ya da sadece faiz alacağına faiz yürütülmesini öngören ve bunun şartlarını belirleyen açık bir kural da bulunmamaktadır. Bununla birlikte kamu hukuku ve daha özelde vergi hukukunda özel bir düzenlemenin bulunmadığı durumlarda özel hukukun biçim ve kavramlarının uygun düştüğü ölçüde ilke olarak kabul edilmesi gerekmektedir. (Öncel, Çağan, Kumrulu, Göker 2021, Vergi Hukuku S. 6, 7) Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen ve uygulamada "faize faiz yürütme yasağı" olarak da bilinen kural ile aynı Kanun'un 388. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen "Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz." hükmü uyarınca anapara alacağına işlemiş faiz eklenmek suretiyle toplam alacağa faiz uygulanması, hukukumuzda Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak kaydıyla mümkün değildir. Nitekim bu husus 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Kamu hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamasına karşın faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi, hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak kaydıyla açıkça yasaklanmıştır. Özel hukukta dahi belli şartlar altında tatbik alanı bulabilecek nitelikte olan faize faiz yürütülmesi kavramının, belirli ve öngörülebilir nitelikte bir yasal düzenlemeyle şartları belirlenmeksizin vergi hukukunda geçerli ve uygulanabilir nitelikte kabul edilmesinin kamu yararı ile bağdaşan bir yönü bulunmamaktadır. Bu nedenle davacıya ödenmesine hükmedilen faiz alacağına ilişkin idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak faizin ödenmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, Vergi Dava Dairesi tarafından faizin tazminat olarak değerlendirilmesi suretiyle davalı tarafından ödenmesi gereken faizin zamanında ödenmemiş olması nedeniyle söz konusu faiz alacağının idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği yolunda verilen ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. vergi //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };