1. Hukuk Dairesi 2011/14719 E. , 2012/3601 K. "" MAHKEMESİ : GÜMÜŞHANE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/07/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına tespit ve tescil edilen .. ada .parsel sayılı taşınmazın öteden beri hazineye ait olduğunu ve davalıların bir ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın uzun süredir kullanılmadığını davalıların zilyetliğinin de olmadığını ileri sürerek; tapu iptali ve Hazine adına tescil istemiştir. Davalı E.., yanıt vermemiş; di…
**1. Hukuk Dairesi 2011/14719 E. , 2012/3601 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : GÜMÜŞHANE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/07/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar adına tespit ve tescil edilen .. ada .parsel sayılı taşınmazın öteden beri hazineye ait olduğunu ve davalıların bir ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın uzun süredir kullanılmadığını davalıların zilyetliğinin de olmadığını ileri sürerek; tapu iptali ve Hazine adına tescil istemiştir. Davalı E.., yanıt vermemiş; diğer davalılar ise, çekişmeli taşınmazın 1.3.1926 tarihli miras bırakanları adına kayıtlı tapu kaydı kapsamında kalan yerlerden olduğunu, taşınmazı 30 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla imar ve ihya ederek kullandıklarını, iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı M.. K.. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu .. ada .. parsel sayılı taşınmazın 21.10.2004 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında zilyetliğe dayalı olarak senetsizden davalılar adına tespitinin yapıldığı tutanakta Kadastro Mahkemesi’nin 2005/9 esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle tutanağın kesinleşmediği belirtilmişse de; 05.12.2006 tarihinde, Kadastro Mahkemesi’nin 2005/9 esas sayılı dosyasında dava konusu olmadığının bildirilmesi üzerine tespitin 6.9.2005 tarihi itibariyle kesinleştiğine dair şerh verildiği ve 15.12.2006 tarihinde davalılar adına paylı mülkiyet üzere tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispatı davalı tarafa aittir. Oysa mahkemece, zilyetlik konusunda davalı tarafın delilleri sorulup saptanmadan ve değerlendirilmeden, sadece tespit bilirkişilerinin bilgilerine başvurulmuş olmasının doğru olduğu söylenemez. Öte yandan; her nekadar çayır niteliğindeki bir taşınmazın otunu biçmek suretiyle kullanılmış olmasının iktisaba elverişli nitelikte olduğu kabul edilmekte ise de, yılın belirli mevsimlerinde hayvan otlatmak suretiyle zilyet edinmenin iktisap sağlayacak nitelikte olmadığı da açıktır. Ne var ki mahkemece anılan hususlar üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca; iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak olan delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.