Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, gözaltının ve tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması ve itiraz incelemesinde alınan kararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ceza infaz kurumunda kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri gibi sosyal imkânlardan faydalandırılmaması ve açık görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının;
Başvuru; yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, gözaltının ve tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması ve itiraz incelemesinde alınan kararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ceza infaz kurumunda kültür, sanat ve eğitim faaliyetleri gibi sosyal imkânlardan faydalandırılmaması ve açık görüş hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması nedeniyle haberleşme hürriyetinin; ceza infaz kurumunda bir kısım uygulamalar nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, olay tarihinde Yalova'nın Çınarcık ilçesinde bulunan İlçe Jandarma Komutanlığında uzman jandarma çavuş rütbesiyle görev yapmaktadır. Başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında 17/3/2017 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 24/3/2017 tarihinde Bornova Merkez Jandarma Karakol Komutanlığında ifade vermiş, ifade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ve gerçekleşen darbe teşebbüsü ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 24/3/2017 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu İzmir Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu İzmir Sulh Ceza Hâkimliğinde aynı tarihte yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, İzmir Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/3/2017 tarihli kararıyla anılan suçtan tutuklanmıştır. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:" ... isnat edilen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanamamış olması, dolayısıyla yasada belirtilen bir tutuklama nedeninin var olması, atılı suç için belirlenen ceza miktarı dikkate alındığında şüphelilerin kaçma şüphesinin bulunduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tutuklamanın ölçülü olduğu ve tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması dikkate alınarak şüphelilerin CMK 100 ve müteakip maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar verildi]." İzmir Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/4/2017 tarihli kararıyla başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu müdafiinin bu karara 2/5/2017 tarihinde yaptığı itiraz, İzmir Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/5/2017 tarihli kararıyla "... İzmir Sulh Ceza Hakimliğinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, soruşturma evrakındaki mevcut delil durumu ve tutuklama kararından bu yanalehine bir değişme ve gelişme olmadığı..." şeklindeki gerekçesiyle reddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 8/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 9/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu ile birlikte toplam üç şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hazırladığı 17/6/2017 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun anılan suçu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna ve şüphelinin eylemlerine değinilmiştir. Başvurucu hakkında yapılan değerlendirme özetle şöyledir:"...Dosya kapsamında mevcut ifadelerden de anlaşılacağı gibişüphelilerin Fetö/Pdy terör örgütü üyesi oldukları ve örgütün talimatları doğrultusunda verilen görevleri yaptıkları ve atılı suçu işledikleri,tanıkH. A. nın ifadesinden, teşhis tutanağından, Mali Şube analiz raporundan, adli sicil ve nüfus kaydı ile tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. ..." İddianamede başvurucu hakkındaki bu değerlendirmeye esas olmak üzere tanık beyanı bulunduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucuyla ilgili olarak ifadesi alınan tanık H.A. beyanında, başvurucunun sohbet adı verilen gizli toplantılara katıldığını ifade etmiş; başvurucuyu net ve kesin olarak teşhis etmiştir. Tanık H.A.nın ifadesi şöyledir:".... izinde olduğum zamanda O. beni aradı ve buluşmak istediğini söyledi ve bana evini tarif etti. ben evine gittim. evine gittiğimde benim devrelerim olan birlikte uzman jandarma çavuş okulunda eğitim gördüğümüz Abdurrahman Yemiş, P. ve S.İ. vardı. ben bunları orada görünce çok şaşırdım. O., hepimize hitaben bakın orada yalnız değilsiniz birbirinize destek olun dedi ve kendisinin artık Ankara’ya gelemeyeceğini bundan sonra görüşmeleri P.nin düzenleyeceğini söyledi ve ayrıldık, hafta sonu ben Abdurrahman yemiş ve P. birlikte Batıkent te bulunan bir eve gittik. bu evin bir odasında bir erkek şahıs vardı. bu şahsın açık kimlik ve adres bilgilerini bilmiyorum. fakat P. ve Abdurrahman yemiş’in bildiğini düşünüyorum. burada birlikte namaz kıldık, Kur'an-ı Kerim okuduk ve ayrıldık. bu eve ben P. ve Abdurrahman yemiş birlikte 1-2 kez gittik....." Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/10/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/293 sayılı dosya üzerinden kovuşturma başlamıştır. Mahkemece 30/10/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesiyle birlikte başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... üzerine atılı suçu işlediğine dair dosyada bulunan delillerin büyük oranda toplanmış olması, sanıkların karartabileceği dosyada bir delilin bulunmaması, kaçma şüphesi içerisinde olduklarına dair dosyaya yansıyan delilin bulunmaması nazara alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yeterli olacağı kanaati ile sanıkların adli kontrol altına alınmak suretiyle tahliyesine ... [karar verildi.]" Bununla birlikte tahliye kararı sonrasında 12/3/2018 tarihinde başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan yeni bir iddianame daha düzenlenmiştir. Mahkemenin E.2017/293 sayılı dosyası ile birleştirme talepli olan bu iddianamenin başvurucuyla ilgili kısmı şu şekildedir:"... HTS kayıtlarının incelenmesi neticesinde şüpheli Abdurrahman YEMİŞ'in kullandığı *** *** **** numaralı cep telefonuyla, Mahrem İmamlar tarafından 0 226 812 93 07 nolu hattan görüşme yapıldığı değerlendirilerek konu ile ilgili gruplandırma aşağıdaki şekilde tanzim edilmiştir.-2268129307*** *** **** 2014 20:02:20 0 sn. Abdurrahman YemişYukarıda belirtilen tarihte şüphelinin kullanmış olduğu hattın İdo Çıkışındaki Büfeden arandığı tespit edilmiş olup Örgütün kullanmış olduğu yöntem doğrultusunda HTS raporlarında yapılan incelemenin detayında ise; aramalar sonrası veya öncesindeki aranan Askeri personelin ardışık olarak tespit edilen dökümü ise aşağıya çıkarılmıştır.-2268129307*** *** **** 2014 20:02:20 0 sn. Abdurrahman Yemiş-2268129307*** *** **** 2014 20:03:18 0 sn. R. Ş.-2268129307*** *** **** 2014 20:03:31 44 sn. R. Ş.Tespitlerin HTS raporuyla uyum sağladığı teyit edilmiş.......Böylece şüphelinin TSK mensubu asker kimliğine rağmen FETÖ içerisinde bağlı olduğu mahrem imamı tarafından umuma açık yerlerde bulunan kontörlü telefonlardan aranmak suretiyle örgütsel görüşmeler yaptığı, örgütsel buluşma ve toplantılar için buluşma yer ve zamanı belirledikleri, bu surette üzerine atılı (FETÖ) Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu işlediği anlaşılmıştır...." Mahkemece 23/3/2018 tarihinde ikinci iddianamenin kabulüne karar verilerek yeni bir kovuşturma aşaması başlamış ve aynı tarihte her iki davanın Mahkemenin E.2017/293 sayılı dosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir. Yapılan yargılama sonunda Mahkeme 30/10/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılama dosyası ilk derece mahkemesindedir. İlgili hukuk için bkz. Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) başvurusu hakkında verilen karar. Ayrıca Yargıtay Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarihli ve E.2018/5526, K.2019/6842 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan özellikler doğrultusunda, bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağında kuşku yoktur...."