Başvuru, yakalandıktan sonra kolluk görevlilerinin darp, tehdit ve hakaretine maruz kalınması ile bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yakalandıktan sonra kolluk görevlilerinin darp, tehdit ve hakaretine maruz kalınması ile bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Adana'nın Seyhan ilçesinde 28/12/2016 günü saat 00'de terör örgütü lehine slogan atan, kolluk görevlilerine havai fişek ve el yapımı patlayıcı maddeler ile saldırıda bulunan yirmi kişilik bir gruba müdahale edildiği, ara sokaklara kaçarak dağılan gruptan üç kişinin kovalanarak yakalandığı, başvurucunun da gruptan kaçan kişilerden olduğu düşüncesiyle kovalanan ve yakalanan üç kişiden biri olduğu, başvurucunun bir arabanın altına saklandığı, kolluk görevlilerince ayaklarından çekilerek arabanın altından çıkarıldığı tutanak altına alınmıştır. Başvurucu 2000 doğumlu olup olay tarihinde 16 yaşındadır. Başvurucunun üst araması neticesinde üç adet el yapımı bomba, bir adet çakmak, bir adet siyah tişört ve ayakkabılarının üzerine giyilmiş çorapların ele geçirildiği tutanak altına alınmıştır. Başvurucu yakalandıktan sonra gözaltına alınmış, adli muayene raporu düzenlenmesi için hastaneye götürülmüştür. 28/12/2016 tarihli adli muayene raporunda, başvurucunun eylemde yakalandığının ve kendisine vurduklarını beyan ettiğinin kayıtlara geçirildiği anlaşılmaktadır. Sağlık raporunda; başvurucunun başının arkasında ve tepe kısmında şişlik ve hassasiyet bulunduğu, sağ omuzda geniş çaplı kırmızı renkte ekimoz ve yumuşak dokuda hassasiyet, sağ dizde yumuşak dokuda hassasiyet, sağ el işaret parmağında ve el sırtında yüzeysel sıyrıklar ile sol el parmağın tırnak dibinde şişlik, hassasiyet ve hareket kısıtlılığı mevcut olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuya ortopedi ve beyin cerrahisi kontrolü önerilmiştir. Başvurucunun gözaltı süresi boyunca ve gözaltı çıkışında alınan diğer sağlık raporlarında ilave bulguya rastlanmadığı bildirilmiştir. Başvurucunun şüpheli sıfatıyla Cumhuriyet savcısı tarafından 2/1/2017 tarihinde alınan ifadesinde polis memurları tarafından yakalandıktan sonra copla vücudunun çeşitli bölgelerine vurulduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. Aynı tarihte Sulh Ceza Hâkimliği tarafından alınan ifadede başvurucunun müdafii tarafından başvurucunun darbedildiği ifade edilmiştir. Başvurucu 2/1/2017 tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna sevk edilmiştir. Başvurucunun annesi 3/1/2017 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi vermiş; şikâyet dilekçesinde özetle başvurucunun gözaltına alındıktan sonra çocuk şubeye teslim edilene kadar işkence gördüğünü, başına, omzuna, bacağına copla vurulduğunu, elini kafasının üstüne koyması söylenerek eline vurulduğunu, tırnağının yerinden çıktığını, saçlarının çekilerek ayağına basıldığını, küfür ve hakaret edildiğini, cinsel saldırıda bulunmakla tehdit edildiğini, gözaltı süresi boyunca su ve yemek verilmediğini ileri sürmüştür. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada başvurucu hakkında düzenlenen adli muayene raporları Adli Tıp Kurumuna gönderilerek rapor tanzim edilmesi istenmiş, ayrıca olay yakalama tutanakları ilgili kurumdan istenmiştir. Adli Tıp Kurumu, Adana Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen adli muayene raporları ile konsültasyon evrakını incelemiş; ayrıca başvurucunun muayenesini yaptırmıştır. Başvurucunun adli muayene raporunda yer alan bulgulara ek olarak burun sırtında şişlik, sol el tırnakta kısmi ayrılma tespit edildiği bildirilmiştir. Başvurucunun kafa kemiklerinde kırık, kava içi travmatik değişim, iç organ veya büyük damar lezyonu bulunmadığından yaralanmaların kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, kemik kırığı tanımlanmadığı ifade edilmiştir. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı; Adli Tıp Kurumu tarafından başvurucunun yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği, Yakalama Tutanağı'nda başvurucunun kaçarak arabanın altına girdiği, uyarılara rağmen buradan çıkmaması üzerine bedensel kuvvet kullanılarak ayaklarından tutulmak suretiyle aracın altından çıkarıldığının kayıtlı olduğu, başvurucunun yaralanmalarının yakalanma şekli ile uyumlu olduğu ve kendi davranışı sonucunda meydana geldiği, darp, hakaret ve tehdit iddialarına ilişkin ise delil bulunmadığı gerekçesiyle 1/2/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Başvurucunun annesi kovuşturmaya yer olmadığına dair karara müşteki sıfatıyla itiraz etmiş, ayrıca başvurucunun el yazısıyla yazdığı kötü muamele teşkil eden eylemleri anlatan bir dilekçeyi mahkemeye sunmuş; itiraz dilekçesinde başvurucunun yaralanmalarının adli muayene raporunda yalnızca kısmen tespit edilmiş olmasına karşın yeniden sağlık raporu aldırılması yoluna gidilmediğini, olay tarihinde 16 yaşında olan başvurucunun maruz kaldığı fiziksel ve ruhsal saldırının kendi eylemi neticesinde meydana geldiği yönündeki tespitin hukuki ve vicdani olmadığını, kötü muamele yasağının mutlak nitelikte bir yasak olduğunu, soruşturmanın eksik yapıldığını ifade ederek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını istemiştir. Başvurucunun el yazısıyla yazdığı dilekçede ise özetle Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğüne götürülürken arabanın içinde başına, sağ omzuna, sağ diz kapağına, ellerine, yüzüne ve vücudunun değişik yerlerine copla vurulduğunu, kafasını sürekli eğik tuttukları için kaç kişi olduklarını göremediğini, TEM Şube Müdürlüğüne götürüldüğünde ise yüzüne yumruk ve tokat attıklarını, saçlarını çekerek ayak parmaklarına bastıklarını, beline tekme attıklarını, kafasına vurduklarını, küfür ettiklerini, öldürmekle ve tecavüz etmekle korkuttuklarını ileri sürmüştür. Adana Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/3/2017 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu 5/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında açılan kamu davasında 28/3/2018 tarihinde, başvurucunun tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan mahkûmiyetine, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapmak, görevi yaptırmamak için direnme, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçlarından ise beraatine karar verilmiştir. Hüküm kesinleşmiştir. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun maddesi şöyledir:"Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. İkinci fıkrada yer alan;a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,ifade eder.Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur...." 12/10/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun;…d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,…işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."