10. Hukuk Dairesi 2011/16405 E. , 2012/25720 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 505-922 Dava, re’sen prim ve gecikme zammı tahakkukuna ilişkin Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işi…
**10. Hukuk Dairesi 2011/16405 E. , 2012/25720 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 505-922 Dava, re’sen prim ve gecikme zammı tahakkukuna ilişkin Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacı ... kayıtlarının gelir vergisi stopaj denetimleri kapsamında başlatılan soruşturma sonucunda tanzim edilen İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü’nün 22.10.2009 tarih 2009/2019–28 sayılı denetim raporuyla; “davacının 2004/1 – 2005/9 aylarında davalı Kuruma yaptığı sigortalı bildirimlerinde çifte kayıt tuttuğu, gerçekte sigortalılara yapılan ücret ve fazla mesai ödemelerini resmi kayıtlarda üçe bölerek, her bir sigortalı yönünden asgari ücrete tekabül eden kısmını davalı Kuruma düzenli ve süresinde bildirdiği, asgari ücreti aşan kısmı ve fazla mesai ödemelerini ise bildirim dışı tutarak ‘diğer ödemeler’ adı altında muhasebeleştirdiği” tespitlerinde bulunulması üzerine; davalı Kurum tarafından re’sen söz konusu ücret ve ödemelere ilişkin bildirge ve bordrolar tanzim edilerek, prim ve gecikme zammı tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Davacının, davalı Kurum işleminin yersiz olduğu gerekçesiyle re’sen prim ve gecikme zammı tahakkuk işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; “...genel bütçeye dâhil daireler ve katma bütçeli idarelerin denetim elemanlarına kendi mevzuatları gereği işyerlerinde yapacakları denetim ve incelemelerde çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını saptama ve sigortasız çalışanları Kuruma bildirme ile zorunlu kılındıkları, yetkilerinin bu çerçeve ile sınırlı olduğu... buna göre işleme dayanak raporu düzenlemiş olan vergi denetmeninin, Kurum mevzuatına göre kayıt incelemesi yapma ve bu konuda işlem önerme yetkisinin bulunmadığı...” gerekçe ve tespitlerini içeren bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenlik hakkı hayatın çeşitli sosyal riskleri karşısında topluma, insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlamayı amaçlamakta olup; 506 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anılan amaçlar çerçevesinde; sigortalıların ve buna bağlı olarak da hak sahiplerinin sosyal sigorta haklarına kavuşmaları ilgili mevzuat hükümlerinin eksiksiz, sürekli, düzenli ve tam olarak uygulanmasına bağlıdır. Bu nedenle özellikle sigortalı adına bildirim ve prim ödeme yükümlülüğü bulunan işverenlerin denetimi söz konusu hükümlerin uygulanması açısından ayrı bir önemi haizdir. Bu nedenle gerek 506 sayılı Kanunda gerekse 5510 sayılı Kanunda işverenlerin ve kayıtlarının Kurum müfettiş ve denetim görevlilerince denetime tabi tutulmaları, ayrıca diğer Kamu kurum ve kuruluşlarının denetimleri sırasında sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasına ilişkin tespit ve incelemelerinin de Kurumu takviye etmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 130/son maddesinde; “Genel bütçeye dâhil daireler ve katma bütçeli idarelerin denetim elemanları kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde yapacakları her türlü denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorundadırlar. Kurum bu bildirimler üzerine gerekli yasal işlemi yapar...” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme çerçevesinde yapılacak tespitlerde “çalıştırılanların sigortalı olup olmadığının tespiti” anılan Kanunun 79’uncu maddesi uyarınca yapılacak olup; sigortalı olma olgusu sigortalının işe giriş ve ayrılış tarihi ile toplam prim gün sayısı kadar tahsil edilecek prime esas olan ücret ve diğer ödemeleri de kapsamaktadır. Aksinin kabulünün yapılan tespitlerin infazını ve giderek denetimden beklenen yararın ve sigortalıların haklarına kavuşmasının teminini imkânsız hale getireceği açıktır. Kaldı ki; benzer şekilde 01.10.2008 tarihinden itibaren tüm maddeleriyle yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 59’uncu maddesinin 7’nci fıkrasında da; “Kamu idarelerinin denetim elemanları kendi mevzuatı gereğince işyerlerinde yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek, sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorundadır.” hükmüne yer verilmiş, ayrıca “Bu kurumlar ayrıca kendi mevzuatları gereğince yaptıkları inceleme ve tespitler sırasında bu Kanuna göre sigortalı sayılanların prime esas kazançlarının veya sigortalı gün sayılarının eksik bildirilmesi sonucunu doğuran tespitlerini de en geç bir ay içinde Kuruma bildirirler. Kurum bu bildirimleri esas almak üzere gerekli yasal işlemi yapar. İlgililerin itiraz hakları saklıdır.” düzenlemesi ile tespitin kapsamı daha açık bir şekilde kaleme alınmıştır. Mahkemece, davacının tespit içeriğine ilişkin itiraz ve iddiaları değerlendirilerek bu kapsamda bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.