4. Hukuk Dairesi 2011/12049 E. , 2012/14279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Diyalog Gaz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 04/01/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/01/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar v
**4. Hukuk Dairesi 2011/12049 E. , 2012/14279 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı Diyalog Gaz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğeri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 04/01/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/01/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Davalılardan ...'ün temyiziyönünden: Dava; basın yolu ile kişilik haklarına haksız saldırı hukuksal nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar; Cumhuriyet gazetesinin 23/05/2007 tarihli nüshasında çıkan "Medyada Dinci Egemenlik" başlıklı haberde asılsız ithamlar ile kişilik haklarına haksız şekilde saldırıda bulunulduğundan beyanla Cumhuriyet gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürünü de davalı göstermek suretiyle manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalılar vekili sorumlu müdüre husumet yöneltilemeyeçeğini, haberin hukuka uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunmasında bulunmuştur. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. 26.06.2004 günlü Resmi Gazete'de yayımlanıp aynı gün yürürlüğe giren 5187 sayılı Basın Yasası'nın 13. maddesi gereğince basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi müştereken ve müteselsilen sorumlu olup hukuki sorumlular arasında sorumlu yazı işleri müdürü bulunmamaktadır. 5187 sayılı Basın Yasası'nın 2/c maddesi gereğince süreli yayın niteliğindeki dava konusu haberin yayımlandığı 23/05/2007 günlü gazetenin sorumlu müdürü olan davalı ...'e, 5187 sayılı Basın Yasası'nın 13. maddesi gereğince husumet yöneltilemeyeceği gözetilerek, hakkında davanın husumet yönünden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Diger davalıların temyiz itirazlarına gelince: Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir.Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması,genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir.Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda,basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu olayda; Cumhuriyet Gazetesi'nin 23/05/2007 tarihli nüshasında çıkan "Medyada Dinci Egemenlik" başlıklı haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı şirketler ile ilgili bilgiler içerdiği, özellikle dava dilekçesinde dayanılan cümlelerin bilgi ve eleştiri içerikli olduğu, davalılar tarafından da ilgili belediyelerden ihale alındığı hususunun kabul edildiği, haberde davacıların kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, haberin hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle de kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.