10. Hukuk Dairesi 2025/9032 E. , 2026/1011 K. "" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1624 E., 2024/288 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/512 E., 2022/282 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve davalı ... ..... Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve…
10. Hukuk Dairesi 2025/9032 E. , 2026/1011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1624 E., 2024/288 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/512 E., 2022/282 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve davalı ... ..... Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 02.01.2017 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli işgücü kaybına uğradığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin diğer davalı şirket ile söküm işi için anlaştığını, müvekkilinin asıl iş veren olmadığını, kazanın meydana geldiği yük asansörünün sadece yük taşımak için kullanılması gerekirken davacının bilerek ve isteyerek binilmesi yasak olan yük asansörüne bindiğini ve kazaya sebep olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin tadilat işlerinin tamamlanması için başlattığı çalışmalarda kalorifer montajı işini diğer davalı ...'a verildiğini, davacının çalıştığı kalorifer tesisat işinin tamamen bağımsız bir iş olduğunu, bu iş nedeniyle asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, kazanın davacının kusuru ile gerçekleştiğini, bu şekilde illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, müvekkil Kurum ile diğer davalılar arasında herhangi bir alt-asıl işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, Kurum ile davacı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, Kurumun davada taraf sıfatı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle TBK m.59 ile düzenlenen kusursuz sorumluluk hallerinden yapı malikinin sorumluluğuna göre dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı ... şirketinin sorumluluğu bulunduğu, davalı SGK ile davacı ve diğer davalılar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığından, davalı SGK yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği,YSK 'dan aldırılan raporda davacının geçirdiği kazaya bağlı olarak meslekte kazanma gücündeki azalma oranının %55 olduğu yönünde görüş bildirildiği, taraflarca bu hususta bir itiraz ileri sürülmediği ve böylece davacının maluliyet oranının kesinleştiği, Kurum tahkikat raporu ile Mahkemece aldırılan kusur raporları bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu olayın meydana gelmesinde, davalı ...'ın işveren olarak %30 oranında, davalı ... Şirketinin yapı maliki olarak %40 oranında, davacı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğu yönündeki kabulün oluşa ve dosya kapsamına uygun görüldüğü, her bir davalının sorumluluk sebeplerinin farklı olması gözetildiğinde, tespit edilen zarardan ayrı ayrı olarak, davalı ...'ın %30 kusur oranı itibariyle sorumluluğunun net 352.884,57 TL, davalı ... şirketinin %40 oranındaki kusuru itibariye sorumluluğunun net 470.512,76 TL olduğunun hüküm altına alındığı gerekçesiyle, "1.Davalılardan SGK'ya yönelen maddi tazminat ve manevi tazminat talepli davaların ayrı ayrı reddine 2.Maddi tazminata yönelen davanın kısmen kabulü ile net 823.397,33 TL maddi tazminatın, 352.884,57 TL'sinin davalı ...'dan, 470.512,76 TL'sinin davalı ... Şirketinden, olay tarihi olan 02.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 3. Manevi tazminata yönelen davanın kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve davalı ..... Ltd Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı .....Ltd Şti. vekili; diğer davalı ile arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, olay yerinde keşif yapılmaksızın müvekkiline ait yapının bu kazanın meydana gelmesindeki rolü araştırılmaksızın müvekkili hakkında eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini, müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, tüm kusur raporlarının iş mevzuatı yönünden çelişkili olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili; Mahkemece davaya konu kazanın iş kazası olduğunun değerlendirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, meydana gelen kaza göz önüne alındığında iş kazası şartlarını sağlamadığını, kusuru bulunmadığını, davacının maluliyetinin hatalı şekilde belirlendiğini, davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A) Davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davalı ... ve davalı ..... Ltd Şti. vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ..... Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davalı ... vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, Davalı ... ve davalı ..... Ltd Şti. vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.