T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) DOSYA NO : 2025/939 Esas KARAR NO : 2025/950 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/01/2025 NUMARASI : 2018/407 Esas- 2025/50…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1) DOSYA NO : 2025/939 Esas KARAR NO : 2025/950 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/01/2025 NUMARASI : 2018/407 Esas- 2025/50 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak KARAR TARİHİ : 04/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/12/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı .... İnşaat arasında, "Adalet Bakanlığı Sincan Ek Binasının (Personel Eğitim Merkezi) Cephe Kaplama İşlerinin Yapımı" konulu 06.10.2015 tarihli taşeron sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin 2.maddesinde düzenlenen sözleşme konusu hükmüne göre; Granit Seramik İşçilik+ Mekanik Malzeme 60*120, Taş Yünü+Nem Bariyeri+Dübel, İskele, Kompozit Alt Karkası, Kompozit Malzemesi,Traverten Mekanik Montapişçilik, İş Güvenliği, Yemek,Tüm Nakliyeler, Yatay ve Düşey Taşıma işlerini müvekkilinin üstlendiğini, sözleşmenin 7.maddesinde düzenlenen birim fiyat,yaklaşık metraj konularının .... İnşaat tarafından ne şekilde yapılacağı düzenlenerek; birim fiyatın 150,-TL/m², yaklaşık metrajın 8.000 m², mekanik askılı traverten kaplama+mekanik malzeme+işçilik yaklaşık metrajın 1.000 m² olduğunun hüküm altına alındığını, sözleşmeye göre müvekkilinin işe başladığını, işin devamında taraflarca anlaşılarak aynı fiyatlar ile metrajın artırılarak işin tamamının zamanında bitirilmesine karşın davalı ....İnşaatın sözleşmeden doğan ödeme borcunu gereği şekilde ifa etmediğini, ayrıca haksız, dayanaktan yoksun ve kötü niyetli bir şekilde Bursa 10. Noterliğinden 27.01.2017 tarih ve 003839 Y.nolu, keşide ettiği ihtarname ile teslimde 238 gün gecikme olduğunu ve toplamda 1.190.000,00 TL gecikme cezası ödenmesini müvekkilinden talep ettiğini, müvekkili şirketin sadece dış cephe kaplaması yapması nedeniyle, kendisinden önce yapılması gereken işlerin olduğunu, bu işlerin tamamlanarak kendisine yer tesliminin yapılması halinde işine başlama imkânı bulunduğunu, kendisine tam ve zamanında teslim edilen yerleri zamanında bitirip teslim ettiğini, bu hususta müvekkili tarafından davalıya karşı Ankara 54.Noterliğinin 06.02.2017 tarih ve 069348 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ve 08.02.2017 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin alacak hakkının doğduğunu, dava konusu alacağın tahsili imkânsız hale gelebileceğinden davalının tüm menkul ve gayrimenkullerine ayrıca hak edişlerine tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduklarını beyanla, müvekkili tarafından inşaat alanında yapılan tüm imalatların toplam metraj ve fiyatlarının tespiti ile fazlaya dair tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanması ile müvekkiline ödenmesine ve davalının kayıtlı tüm menkul, gayrimenkul mal ve hakedişleri yönünden ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13/11/2024 tarihli dilekçe ile davasını ıslah etmiş ve talebini 966.715,20TL'ye artırmıştır. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davalı tüzel kişiliğin merkezinin Bursa olması nedeniyle yetkili mahkemenin Bursa Ticaret Mahkemesi olduğu şeklinde yetki itirazında bulunduğunu, esasa ilişkin olarak; dava dilekçesi ekinde kendilerine hiçbir belge veya delilin tebliğ edilmediğini, davacının, taahhüt etmiş olduğu imalatları yapmadığını, tamamlamadan iş yerini terk ettiğini, konunun tutanak ile tespit edilerek ihtar çekildiğini, davacının yapmış olduğu imalatlar karşılığı fatura tanzim ederek bu alacaklarını tahsil ettiğini, davacının, taahhüdünü yerine getirmediği nedeniyle davalıya tazmin borcunun bulunduğunu, tarafların, 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait ticari kayıtları incelendiğinde davalının borcunun olmadığının ortaya çıkacağını beyanla, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2025 tarihli 2018/407 Esas 2025/50 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesi nedeniyle taşeron şirket olarak iş yapan davacının yaptığı iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen 06/10/2015 tarihli Taşeron Sözleşmesine göre, davacının mimari proje ve teknik şartnameye uygun olarak, "Sincan Ek Bina (Personel Eğitim Merkezi) Cephe Kaplama işini" üstlendiği, sözleşmenin konusunun "Granit seramik işçilik + mekanik malzeme 60 x 120, Taş yünü + nem bariyeri + dübel, İskele, Kompozit alt arkası, Kompozit malzemesi, Traverten mekanik montaj + işçilik, iş güvenlik, yemek, tüm nakliyeler, yatay düşey taşımalar" şeklinde belirlendiği, sözleşmenin 7. Maddesinde birim fiyat, yaklaşık metrajın belirlendiği, avans ve hak ediş ödemelerinin davalı tarafça ne şekilde yapılacağının düzenlendiği tespit edilmiştir. Davacı yan yer teslimi yapılan işlerin süresinde ve eksiksiz tamamlandığını iddia ederek iş bedelinin tahsilini talep etmiş, davalı yan ise davacının üstlendiği işleri tamamlamadan işyerini terk ettiğini, bu husususun tutanak ile tespit edilerek davacı yana bildirildiğini, davacının yapmış olduğu imalatların fatura tanzimi neticesinde ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuşsa da 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinde, bir davada genel yetkili mahkemenin, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğu, aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca taraflar arasında açık ve zımni aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, dolayısıyla davanın, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabileceği bilinmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacının yerleşim yerine ve ifa yerine göre mahkememiz yetkili olduğundan yerinde olmayan yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/3 Esas sayılı dosyasında 25/01/2021 tarihli 2021/67 karar sayılı karar ile davalı ...'nin konkordato talebinin feragat nedeniyle reddine ve şirketin iflasına karar verildiği, bunun üzerine mahkememizce İİK'nın 194. Maddesi uyarınca davalı hakkında iflas kararı verildiğinden ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar işbu davanın durdurulmasına karar verildiği, iflas kararının istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası dosyanın 2022/227 Esasına kaydedildiği, 15/11/2022 tarihli 2022/1115 karar sayılı karar ile şirket hakkında iflas kararı verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın 20/12/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş, taşınmaz başında keşif yapılmış, taraf defterleri bilirkişi marifetiyle incelenmiştir. Davalı vekilince bildirilen tanıkların dinletilmek istendiği hususlar gözetildiğinde, dosyada alınmış tespit raporu bulunması, mahallinde keşif yapılmış olması ve gelinen aşama itibariyle savunmanın tanık beyanıyla ispat edilemeyeceği değerlendirilerek tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. İddia ve savunma, yapılan tespit sonucu alınan rapor, sunulan ve toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 06/10/2015 tarihli taşeron sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşme uyarınca davacının Sincan Ek Bina (Personel Eğitim Merkezi) Cephe Kaplama işini üstlendiği, Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce 2017/11 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespitler neticesinde işin %99,5 oranında bitirildiği, davacı tarafça yapılan imalatın KDV dahil 2.413.011,00 TL değerinde olduğu, buna karşılık davalının 1.446.295,80 TL ödeme yaptığı, davacının bakiye 966.715,20 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili tespit edilen alacağa göre talep sonucunu artırarak harcını yatırmıştır. Davalı vekili ıslah edilen tutara karşı zamanaşımı definde bulunmuştur. Eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresinin TBK'nın 147/6. maddesi uyarınca 5 yıl olduğu, davalı şirket hakkında konkordato mühlet kararı verildiği, borçlu hakkında verilen mühlet kararının birinci sırada yer alan rüçhanlı alacaklar hariç bütün alacaklar için zamanaşımını durdurduğu(İİK madde 294), bu sebeple ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı sonuç ve kanaatiyle davalı savunmasına itibar edilmeyerek davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Davadan önce davacının ihtarname ile davalıyı temerrüte düşürdüğü sabit olduğundan ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 08/02/2017 tarihine, ihtarnamede verilen ödeme süresi olan 5 iş gününün eklenmesiyle davalının 16/02/2017 tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren avans faizine hükmedilmesine ve sonuç olarak davanın kabulü ile 966.715,20 TL alacağın temerrüt tarihi olan 16/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili tarafından verilen 23/03/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davanın, ıslah tarihinde zamanaşımına uğradığını, davacının, 12/06/2018 dava tarihinde " ..fazlaya dair tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanması" talebiyle kısmi dava ikame ettiğini, 13/11/2024 tarihli dilekçe ile davasını ıslah ettiğini ve talebini 966.715,20 TL'ye artırdığını, davacının ihtarname ile davalıyı davadan önce temerrüte düşürdüğünü, ihtarnamenin tebliğ tarihinin 08/02/2017, ihtarnamede verilen ödeme süresi olan 5 iş gününün eklenmesiyle davalının 16/02/2017 tarihinde temerrüte düştüğünü, alacağın vadesinin 16/02/2017 olduğunu, 16/02/20217 tarihinden itibaren de zamanaşımının işlemeye başladığını, TBK'nın 147/6. maddesi, eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresini 5 yıl olarak belirlediğini, zamanaşımının üzerinden 2 yıl, 8 ay, 27 gün geçtiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 194. ve 294. Maddelerinde bu konunun düzenlendiğini ve istinaf dilekçelerinde ayrıntılı olarak yer verdiklerini, mevzuata göre davacının, alacak davası ikamesine engel olmadığını, İİY.'nın 294.m dava ikamesine değil, takip yapılmasına engel olduğunu, alacak davası ikame etmeye engel olmadığını, davalıya, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/3 Esas sayılı dosyası ile 08/01/2019 tarihli tensip zaptı ile geçici mühlet verildiğini, " .... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Borca batık olduğundan Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı davacı .... İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin 25/01/2021 tarih 14:38 itibariyle iflasına, diğer tüm tedbirlerin ve kesin mühletin sonuçları ile komiseri ...'ın görevinin sona erdiğinin açıklanmasına, kararın İİK.288 md'si uyarınca ilan olunur." 25/01/2021 tarihinde kesin mühlet sonlandırıldığını, konkordato mühletinde geçen sürenin; 25/01/2021 - 08/01/2019 = 2 yıl, 17 gün olduğunu, zamanaşımından sonra geçen sürenin 2 yıl, 8 ay, 27 gün olduğunu, alacağın her halükarda zamanaşımına uğradığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, davalının delillerinin toplanmadığını, 12/11/2024 günlü ara kararının 1, 3. ve 4. bentlerinden " rücu edilmesi " taleplerinin mahkeme tarafından kabul edildiğini, davacının, Ankara 54. Noterliği'nin 06/02/2017 gün ve 06848 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile alacağının 728.591,07 TL olduğunu belirtip bu alacağın ödenmesini talep ettiğini, mahkeme kararında alacağın, 966.715,20 TL olarak hüküm altına alındığını, bilirkişi incelemesinin ne kadar yetersiz ve gerçeğe aykırı olduğunun bu durumda açıkça göründüğünü, davacı alacağını ihtarında belirttiği gibi 728.591,07 TL olarak sabitlediğini, bu miktar üzerinde hüküm kurulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalının geçirmiş olduğu konkordato ve iflas süreci ile ilgili mahkeme kararları ve iflas müdürlüğünün aldığı basit tasfiye karar örneklerinin sunulduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı definin yerinde olmadığını, zira davalının cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmadığını, ıslaha karşı yapmış olduğu zamanaşımı savunmasının dinlenemeyeceğini, kısmi dava açılmasının dava konusu alacağın tamamı için zamanaşımını kesen bir işlem olduğunu, yine davalı şirketin konkordatoda geçirdiği mühletlerin zamanaşımını etkilediğini, davalı şirkete Bursa 1. Asliye Ticaret mahkemesinin 2019/3 Esas sayılı dosyası ile 08/01/2019 tarihinde geçici mühlet verildiğini, İİK'nın 294. Maddesi uyarınca geçici mühlet süresince takip yapılamayacağını ve zamanaşımının işlemeyeceğini, müvekkilinin davayı geçici mühletten önce açtığını, yine davalı şirketin kesin mühletinin 25/01/2021 tarihinde sona erdiğini ve aynı tarihte iflasına karar verildiğini, İİK'nın 194. Maddesi uyarınca müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davalarının iflas kararı ile birlikte duracağını ve alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabileceğini, yine dava durduğu müddetçe aynı maddenin ikinci fıkrasına göre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini, somut davada konkordato geçici mühleti ve iflas nedeniyle davada sürelerin durduğunu, bu sürelerin zamanaşımı süresine dahil edilemeyeceğini, dolayısıyla ıslah tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğramadığını, yine davalının, müvekkilinin alacağı muaccel hale geldikten kısa bir süre sonra konkordato başvurusunda bulunmasının ve bu süreci gereksiz yere uzatmasının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu, zamanaşımı savunmasının hakkın kötüye kullanımını teşkil ettiğini, zira davalının kötü niyetli bir şekilde başlattığı ve yürüttüğü konkordato ve iflas süreçlerini zamanaşımı savunmasına dayanak yapmasının açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, hukuk düzeninin kötü niyetli davranışları korumaması gerektiğini, yine mahkemece davalı vekilinin tanık dinletme talebinin, tanık beyanlarının, yazılı delillerle ispat edilebilecek hususlara ilişkin olması nedeniyle reddedildiğini, bu hususun mahkemenin HMK'nın 240. Maddesi kapsamında takdir yetkisi kapsamında olduğunu, davacı tanıklarının da keşif aşamasında dinlendiğini, davalı taraf yönünden tanık delili ile ispata uygun hiçbir olgu bulunmadığını, yine alacak miktarının ihtarname ile sınırlandırıldığına ilişkin olarak davalı yanın istinaf gerekçelerini kabul etmediklerini, ihtarnamede talep edilen alacağın o tarihteki miktarı göstermekte olup dava açılması ve özellikle ıslah ile talep edilen miktarın farklılık gösterebileceğini, zira dava sürecinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkilinin gerçek alacak miktarının tespit edildiğini ve mahkemenin de bu bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğunu, bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğu yönündeki iddiaları da kabul etmediklerini, mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurmasının tamamen hukuka uygun olduğunu, bu sebeplerle usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki 06/10/2015 tarihli Taşeron Sözleşmesi kapsamında edimin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilerek işin davalıya teslim edildiği, ancak bakiye iş bedeli alacağının ödenmediği iddiasıyla açılan alacak istemine ilişkin olup, davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Mahkemece taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor, mahallinde yapılan keşif, keşifte dinlenen davacı tanık anlatımları sonucunda, davacının düzenlemiş olduğu 7 adet faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu faturalara KDV alacağı da eklendiğinde ve davalı yanın yaptığı ödemelerin mahsubu sonrasında davacının davalıdan bakiye 966.715,20 TL alacağı bulunduğu kabul edilmek suretiyle ve ıslah dilekçesi de dikkate alınarak bu alacağın temerrüt tarihi olan ihtarnamenin davalıya tebliği ile ihtarnamede belirtilen sürenin dolduğu tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, yine davalının ıslaha karşı yapmış olduğu zamanaşımı definin ise, İİK'nın 294. Maddesi uyarınca konkordato mühleti boyunca zamanaşımı süreleri duracağından ıslah tarihi itibari ile eser sözleşmelerinde uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilerek reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2025 tarihli 2018/407 Esas 2025/50 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 66.036,31 TL istinaf karar ve ilam harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 16.509,07 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 49.527,24 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 04/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır