3. Hukuk Dairesi 2025/52 E. , 2025/3605 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1178 E., 2024/1270 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/550 E., 2023/39 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan …
**3. Hukuk Dairesi 2025/52 E. , 2025/3605 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1178 E., 2024/1270 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/550 E., 2023/39 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin bakliyat mısır ve benzeri ürünlerin üretimi ve ticaretini yaptığını, Konyada davalı ve 5 çiftçi ile 14.01.2020 tarihinde tarımsal üretim sözleşmesi akdettiğini, davalının bu sözleşme uyarınca müvekkili adına 570 dönüm arazisinde cin mısır ekimi yaptığını, müvekkilinden aldığı tohumlar için kambiyo senedi tanzim edildiğini, ancak hasadını müvekkilinin yetkililerinin nezaretinde yapması gerekirken tek başına yaptığını ve 02.10.2020 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi inkar ettiğini, tarımsal üretim sözleşmelerinde alıcının üretim sürecindeki kararlarda söz sahibi olduğunu ve üreticinin ürettiği malın sahibi olmadığını, üreticinin alıcının belirttiği üretim kurallarını takip etmek, verdiği tohumu ve ilaçları kullanmak ve tüm üretimini önceden belirlenmiş fiyatlar ile alıcıya teslim etmek zorunda olduğunu, bu nedenle davalının hasadını yaptığı ürünün malikinin müvekkili olduğunu, sözleşme ile kambiyo senedinin hukuki ilişkiyi ortaya koyduğunu ileri sürerek; bedelin müvekkilince mahkemeye depo edilmesinden sonra malın müvekkiline teslimine, bunun imkansız olması halinde mülkiyetin tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, uğranılan zarardan şimdilik 100,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.11.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle ikincil talebini 2.402.748,03 TL’ye (673.884,84 TL tazminat, 1.728.863,19 TL cezai şart) çıkartmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacı şirketten tohum satın aldığını, bu sırada davacı şirketin üretilecek ürünlere talip olması üzerine ürünlerin satımı konusunda ayrıntıları belli olmayan bir anlaşma yapıldığını ve müvekkiline iki sayfadan oluşan bir belgenin ikinci sayfasının imzalatıldığını, hasat dönemine yakın firma ile satın alıp almayacağına ilişkin görüşmeler yapıldığı sırada davacının sözleşmeye göre belirlediği satış fiyatı baz alınmak suretiyle ürün alımı yapılacağının belirtildiğini, bunun üzerine müvekkilince ihtar gönderilerek aralarında bir sözleşme akdedilmediğini, güncel piyasa rayiçlerine göre uzlaşma sağlanabileceği aksi halde sözleşme olmadığından davacı tarafından belirlenen şartların yok sayılacağının bildirildiğini, davaya dayanak yapılan sözleşmenin üstünde oynama yapıldığını, boşlukların davacı tarafından doldurulduğunu, tohum alışı dışında davacı tarafından üretime ilişkin herhangi bir faaliyet yapılmadığını,tüm girdileri kendisinin sağladığı, üretime ilişkin teknik eleman ve destek sağladığı yönündeki iddialarının doğru olmadığını, sözleşmeli üretimle ilgili usul ve esaslar hakkında yönetmelikte tarımsal üretim sözleşmesinin şekli unsurları usulü ve sözleşmenin geçerli olabilmesi için aranan geçerlik şartlarının belirlendiğini, yönetmeliğin 5/4 maddesinde belirtilen faaliyet adresi ve üretimin yapılacağı adres, teslim edilecek ürünün fire oranın belirlenmesi ve buna yönelik esaslar, üretimin her aşamasında gerekli olacak girdilere ilişkin belirlemeler ve tespitler, üretici ve alıcı arasında belirlenen ürünün ödemeye esas fiyatının tespitini sağlayacak olan fiyatlandırma yöntemi ve ödeme zamanı, her türlü girdinin temin edildiği günkü fiyatı ile avans olarak kabulünün gerekeceği, alıcıya teslim edilecek ürünün asgari ve azami miktarları, üretime yönelik ek teknik şartname, üretilecek ürünün üretim yöntemleri faaliyet ve plan bilgileri vb hususların sözleşmede bulunmadığını, ve sözleşmenin bir nüshasının İl/ilçe müdürlüklerine ibraz edilmediğini, müvekkilinin imzaladığı sözleşme ile davacı tarafından sunulan sözleşmenin farklı olduğunu, müvekkilinin imzaladığı sayfada sözleşmenin 2 sayfa ve 2 nüsha olarak düzenlendiği belirtilmiş olmasına rağmen dosyaya 3 sayfalık bir sözleşmenin ibraz edildiğini, aksi düşünülse dahi boşlukların davacı tarafından sonradan doldurulduğunu, sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının hasat ettiği ürünleri davacıya kilogramı 2,55 TL den satacağına ilişkin edimini yerine getirmediği, buna göre sözleşmenin 4. maddesine göre davalının, çıkan mahsulün hasat zamanı piyasa değerinin iki katı kadar (ifa yerine) cezai şart tazminatı ödemesi gerektiği, bilirkişi raporuyla 570 dönüm olarak ifade edilen arazinin 573.763,18 m² olup arazinin tamamına ortalama 14 cm sıra üstü ve 70 cm sıra arası olarak dikilen cin mısırın biçirdöver ile hasadının yapıldığı ve bu şekilde bu alanda toplam 464.748,17 kg mısır hasat edilmiş olabileceğinin tespit edildiği, bu rapor esas alınarak yapılan hesaplamada 26.07.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; ... Ticaret Borsası 2020 bültenindeki cin mısır fiyatının kilogramı 1,86 TL olup, hasat edilen mısırın (464.748,17 kg) piyasa değerinin iki katının 1.728.863,19 TL olduğu, davacının davalıdan alamadığı mısırı piyasadan kilogramı 4 TL den satın aldığı, ibraz edilen faturalardan anlaşıldığından davacının zararının 673.884,85 TL olarak hesaplandığı, sözleşmenin 5.1. maddesinin son cümlesine göre davacının zararı cezai şart tazminatından yüksek olmadığından davalının cezai şart miktarı kadar sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 1.728.863,19 TL'nin, 100 TL'sinin dava tarihinden itibaren, bakiyesinin ıslah (28.11.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve ürün teslimi isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından, sözleşmenin sadece son sayfasında imza bulunduğu, önceki sayfaların imzasız olduğu, davacı şirket tarafından sonradan doldurulduğu, ayrıca sözleşme maddelerinin genel işlem şeklinde düzenlendiği için geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, sözleşmenin sayfalarının birbirini takip eder mahiyette olduğu, son sayfada da sözleşme maddelerine atıfta bulunulduğu, sözleşmenin sonradan doldurulduğunun usulünce ispatlanmadığı, sözleşme maddelerinin de genel işlem vasfında sayılamayacağından bu savunmalara itibar edilmediği, sözleşmenin 4. maddesinde yüklenicinin protokol ile ekmeyi taahhüt ettiği 570 dönüm araziden elde edeceği cin mısır ürününün tamamını şirkete teslim etmekle mükellef olduğunun, ürünlerin nakliye bedelinin şirkete ait olacağının, şirketin bilgisi dışında ürün hasadı veya dışarı satışı halinde yetiştiricinin sözleşme gereği çıkan mahsulün hasat zamanı piyasa değerinin iki katı kadar ceza bedeli ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu cezai şartın sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesine yönelik olduğundan, seçimlik ceza mahiyetinde olduğu, davacının taleplerinin sözleşmenin ifası kapsamında olup TBK 179/1 maddesi gereği hem borcun hem cezanın ifası istenemeyeceğinden cezai şarttan kaynaklanan talebin reddedilmesi gerektiği, kaldı ki dava dilekçesinde talep edilmeyen cezanın ıslah ile talep edilemeyeceği, diğer taraftan davacı, davalı tarafından sözleşmede belirtildiği şekilde elde ettiği mahsulleri davacıya satmadığı gerekçesiyle başka satıcılardan cin mısırı ürünü almak durumunda kaldığını ve zarara uğradığını ileri sürmüş ise de; sözleşmede cin mısırı ürününün davacı tarafından 2,55 TL/kg'den satın alınacağı kararlaştırılmış olmasına karşın, ürünün yetiştirildiği ... Ticaret Borsası 2020 bültenine göre cin mısırının ortalama satış fiyatının 1,86 TL/kg olduğu, dolayısıyla davacının kar kaybı vb. gibi bir zararının oluşmadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkilini dava kapsamında aynen ifa mümkün değilse davalının sözleşmeden kaynaklanan edimini ifa etmemesi nedeniyle müvekkilimin uğramış olduğu zararın tazmininin talep edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede ayrıca hem aynen ifa talebiyle hem de zararın tazmini talebiyle birlikte cezai şart istenebileceği düzenlendiğinden her iki durumda da cezai şart talebinde bulunulduğunu, ıslah dilekçesinde bu durumun açıklandığını, davadaki taleplerden hangisi kabul görürse görsün sözleşmenin 5.1. maddesinde belirtilen cezai şartın müvekkile ödenmesi gerektiğini, Mahkemenin davacının bu konuda delil sunamadığı yönündeki kanaatinin doğru olmadığını, müvekkilimin zararı belgelendiren tüm faturaların ve tespit dosyanın dosyaya sunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan ürün cinsinin sözleşme konusu üründen farklı olduğunu, dava konusu ... ürününün ... diye tabir edilen cin mısır olup raporda esas alınan üründen daha değerli olduğunu, 1,86 TL/kg bedelli ürünün somut uyuşmazlığa konu cin mısır olmadığına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkemece ürünün nevi ve bu türdeki ürün için ödenecek bedelin ne olduğu yönünde raporda sunulan ve tek bir borsadan farklı bir ürün türüne ilişkin olarak alınan bedel dışında bir ortalama satış fiyatı belirlenmesini sağlayacak piyasa araştırması yapılmadığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan tazminat ve cezai şart alacağı talebine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, dava dosyasının incelenmesinde, taraflar arasında 17.01.2020 tarihli Tarımsal Üretim Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacının talepte bulunduğu, dava dilekçesi, dosya içerisinde yer alan deliller ve sözleşmenin ilgili maddeleri incelendiğinde, Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu, davacının iddia ettiği zararın ispatı için dosyaya ibraz ettiği belgelerin, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle oluştuğunu ispata yeterli olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olarak Mahkemece araştırma ve bilirkişi incelemesi yapıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.