8. Hukuk Dairesi 2021/14513 E. , 2024/6874 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/565 E., 2019/973 K. DAVA TARİHİ : 19.07.1979 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/12 E., 2018/19 K. Taraflar arasındaki Genel Mahkemeden devredilen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacıların ve asli müdahiller ..., ..., ..., ...'nın davalar…
**8. Hukuk Dairesi 2021/14513 E. , 2024/6874 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/565 E., 2019/973 K. DAVA TARİHİ : 19.07.1979 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/12 E., 2018/19 K. Taraflar arasındaki Genel Mahkemeden devredilen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacıların ve asli müdahiller ..., ..., ..., ...'nın davalarının ayrı ayrı reddine, asli müdahil Ziraat Bankası Anonim Şirketi'nin davasının kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ... vekili, davacılar ... ve ... vekili, davacı ..., ..., ..., ... (... mirasçıları) vekili, davacılar ..., ..., ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... vekili ve asli müdahil Ziraat Bankası A.Ş. vekili, asli müdahil ... vekili ve davacı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili, davacılar ... ve ... vekili, davacı ..., ..., ..., ... (... mirasçıları) vekili, davacılar ..., ..., ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... vekili ve asli müdahil Ziraat Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun) uyarınca 1980 yılında yapılan kadastro sırasında İzmir ili Karaburun ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 184, 185, 186, 187, 188, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 212, 222, 224, 225, 226, 227, 228 ve 229 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde, davacının ... köyü, Kaynarpınar mevkinde bulunan yaklaşık 4 dönüm civarındaki taşınmazı, dava tarihinden 3-4 sene öncesinde zilyetliği ile birlikte noterden devralarak üzerine iki katlı bina inşa ettiğini ve eklemeli olarak 30 yıldan fazla süredir zilyet olduğunu belirterek taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesine ilişkin davalı olarak Hazine ve ... Köy Tüzel Kişiliği'ni göstererek Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesinde eklemeli zilyetliğe dayanarak tescil davası açmıştır. Dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmasından önce asli müdahil Ziraat Bankası Anonim Şirketi vekili müdahale dilekçesinde, taşınmazların K. Sani 1326 tarihli ve 153 ile 154 sıra numaralı kayıtlar kapsamında kaldığını belirterek taşınmazın banka adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili (... ... mirasçıları) taşınmazların T. Sani 1288 tarihli ve 2 ile 3 sıra numaralı kayıtlar kapsamında kaldığını belirterek taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Birleşen dava dosyalarında davacılar ..., ..., ... ve ... vekili dava dilekçeleriyle, ... köyü ... mevkindeki zeytinlik olan taşınmazın ... Büyük'ün 30 yıldan fazla süredir zilyetliklerinde olduğunu, zilyetlik devir senetlerinin düzenlendiğini, taşınmazlar üzerinde muhdesatlarının olduğunu ve taşınmazlara devralındığı tarihten beri zilyet olduklarını belirterek eklemeli zilyetliğe dayanarak taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesine ilişkin davalı olarak Hazine ve ... Köy Tüzel Kişiliği'ni göstermek suretiyle ayrı ayrı tescil davası açılmış, yargılama sırasında taşınmazların bitişiğinde karayolu bulunması nedeniyle ...'nün davaya davalı olarak katılımı sağlanmıştır. Davalı ... vekili dava dosyalarında verdiği cevap dilekçelerinde, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Asli müdahil ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... (... ... mirasçıları) vekili her dosya için ayrı ayrı sunduğu müdahale dilekçelerinde, taşınmazların asli müdahillerin miras bırakanı ... ... adına kayıtlı T.sani 1288 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek taşınmazın asli müdahiller adına tesciline karar verilmesini istemiş, dava Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra 15.07.1983 tarihli dilekçeyle, taşınmazların murisi ... ... ve ... adına kayıtlı T.sani 1288 tarihli 2, 3, 7 sıra numaralı ve Mayıs 1306 tarihli ve 351, 352 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığını belirtmişlerdir. Asli müdahil Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin her dosya için ayrı ayrı sunduğu müdahale dilekçesinde, dava konusu taşınmazların asli müdahil banka memuru adına kayıtlı T.sani 1288 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olduğu ve Ziraat Bankası tarafından iktisap edilen ve banka memuru adına tapuya kayıtlı taşınmazın zamanaşımı ile kazanılamayacağını belirterek taşınmazın Ziraat Bankası adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davanın davacıları ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... dava dilekçesinde, ... köyü Deniz civarı mevkindeki taşınmazın T.sani 1288 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı ile murisleri ... ... adına kayıtlıyken, murisin Ziraat Bankası'ndan çektiği krediyi ödeyemediği gerekçesiyle tapu kaydına şerh verildiğini, bu şerh nedeniyle adlarına tapu kaydının intikalini yapamadıklarını, taşınmazın kendilerinin zilyetliğinde olduğunu belirterek dayandıkları tapu kaydındaki şerhin kaldırılarak tapu kaydının murisleri adına tesciline karar verilmesine ilişkin davalı olarak Ziraat Bankası A.Ş.'ini hasım göstermek suretiyle açmış oldukları tapu kaydındaki şerhin terkine ilişkin davası açılmış, bilahare davalarını ıslah ederek tapu kaydının iptal edilerek taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; 193, 194, 195, 196, 197 parsel sayılı taşınmazların kök kaydı K. Evvel 1323 tarihli ve 312/13 sıra numaralı padişah adına kayıtlı tapu kaydının (3 mart 1340 tarihli ve 431 sayılı kanun nedeniyle) Mayıs 1340 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine'ye intikal ettiğini belirterek taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.. Birleşen davanın davacısı ... dava dilekçesinde, ... köyü Deniz civarı mevkindeki 24.09.1323 tarihli ve 1/1 sayfa 25.de tapu kaydında kayıtlı taşınmazın, davalıların murisi tarafından davacının murisi Bakkal ... Efendi'ye 1934 yılında haricen satıldığını, Bakkal ... Efendi'nin ölümünde sonra mirasçılar arasında 1955 yılında yapılan yazılı taksim senedine göre taşınmazın kendisine intikal ettiğini, eklemeli zilyetlikle birlikte 1934 yılından beri taşınmaza zilyet olduğunu belirterek taşınmazın davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesine ilişkin davalı olarak ... ve müştereklerini hasım göstermek suretiyle tapu iptali ve tesciline ilişkin dava açmıştır. Bir kısım davalılar ... ve müşterekleri, davanın reddine karar verilmiştir. Dava aktarıldıktan sonra davaya müdahil olan Hazine vekili müdahale dilekçesinde, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 224, 225, 226, 227, 228 ve 229 parsel sayılı taşınmazların K.evvel 1323 tarihli ve 312/13 sıra numaralı Padişah adına kayıtlı iken 431 Sayılı Kanun gereği Hazine'ye intikal eden 1340 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını, taşınmazlar üzerinde zilyetlik iddia edilemeyeceğini belirterek taşınmazların tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil ... vekili müdahale dilekçesinde; 200 parsel sayılı taşınmazı ... mirasçısı olan ... dan köy senedi ile satın aldığını belirterek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil Ziraat Bankası A.Ş. vekili müdahale dilekçesinde, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 224, 225, 226, 227, 228 ve 229 parsel sayılı taşınmazların K.sani 1326 tarihli ve 153, 154 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığını belirterek taşınmazların banka adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında sırasında taşınmazlar hakkındaki tüm dava dosyaları Kadastro Mahkemesine aktarılmış, ardından aralarında irtibat bulunduğu belirtilerek asıl dava dosyasıyla birleştirilmiştir. Asli müdahil ... tüm dava dosyaları birleştirildikten sonra sunduğu müdahale dilekçesinde 198 parsel sayılı taşınmazı 03.07.1977 tarihli senetle satın aldığını ve taşınmaza satın alma tarihinden beri zilyet olduğunu belirterek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller Münire Akıncı, ... ve ... müdahale dilekçelerinde, 197 parsel sayılı taşınmazı 27.08.1974 tarihli senetle ... ve ...'nın satın aldığını ve taşınmaza satın alma tarihinden beri zilyet olduğunu belirterek taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil ... müdahale dilekçelerinde, 193 parsel sayılı taşınmazı harici senetle satın aldığını ve taşınmaza satın alma tarihinden beri zilyet olduğunu belirterek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde, 201 parsel sayılı taşınmazı 20.03.2014 tarihinde haricen satın aldığını belirterek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince tüm dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, "184, 185, 186, 187, 188, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 212, 222, 224, 225, 226, 227, 228 ve 229 parsellerin kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı, bu parsellerin tamamının Hazine'nin dayandığı K.Evvel 1323 tarihli ve 312/13 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, 184, 185, 186, 187, 188, 212 ve 222 parsellerin T. Sani 1288 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında da kaldığı, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 224, 225, 226, 227, 228 ve 229 parsellerin ise T. Sani 1288 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında da kaldığı, T. Sani 1288 tarihli ve 2 ile 3 sıra numaralı tapu kayıtlarının Hazine'nin dayandığı K.Evvel 1323 tarihli ve 312/13 sıra nuramalı tapu kaydından daha eski tarihli ve muteber olduğu, bu nedenle T.Sani 1288 tarihli ve 2 ile 3 sıra numaralı tapu kayıtlarına değer verildiği ve bu tapu kayıtlarının sabit sınırlı ve değişmez mahiyette olduğundan sınırlarına riayet edildiği, bu tapu kayıtlarının muteber kayıtlar olduğundan vergi kayıtlarına ve harici satışlara değer verilmediği, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 224, 225, 226, 227, 228 ve 229 parsellerin T. Sani 1288 tarihli ve 2 ve gittisi K.Sani 1326 tarihli ve 153 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve Ziraat Bankası adına kayıtlı olduğundan bu parsellerin Ziraat bankası adına tesciline karar verilmesi gerektiği, 184, 185, 186, 187, 188, 212 ve 222 parsellerin T. Sani 1288 tarihli ve 3 ve gittisi Haziran 1296 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve mütegayyip yitik kaçak kişi adına kayıtlı olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı ve bu yerlerin Hazine'ye intikal ettiğinden, bu parsellerin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazların tamamı üzerinde bulunan yapı ve zeytin ağaçlarının zilyetlerine ait olduğunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 19/2 maddesi gereğince kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği, müdahil ...'in davası hakkında dava konusu 201 parseli satın aldığını beyan ederek müdahil olmuşsa da, satın alma tespit tarihinden sonra olduğundan tespit sonrası hakka dayanan davalara bakma görevinin kadastro mahkemelerinin değil genel mahkemelerin görevi olduğundan bu müdahil yönünden mahkemenin görevliği olmadığı, diğer müdahillerin ve davacıların davası hakkında ise muteber dayanak tapu kayıtlarının olmadığı" gerekçesiyle davacıların ve müdahiller ..., ..., ..., ...'nın davalarının ayrı ayrı reddine, müdahil Ziraat Bankası A.Ş,nin davasının kabulüne, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 224, 225, 226, 227, 228, 229 numaralı parsellerin tespitteki vasfı ve yüzölçümleri ile Ziraat Bankası A.Ş. adına tapuya kayıt ve tesciline, 193 parsel üzerindeki yapıların ...'a, 194 parsel üzerindeki yapıların ...'a, 195 parsel üzerindeki yapıların ...'ye, 199 parsel üzerindeki yapıların ...'a, 202 parsel üzerindeki yapıların ...'e, 204 parsel üzerindeki yapıların ...'a, 224 parsel üzerindeki zeytin ağaçlarının ...'ya, 225 parsel üzerindeki zeytin ağaçlarının ...'ya, 226 parsel üzerindeki zeytin ağaçlarının ... ve ...'a, 227 parsel üzerindeki zeytin ağaçlarının ...'ya ait olduğunun K.K.19/2 nci maddesi gereğince kütüğün beyanlar hanesinde belirtilmesine, 184, 185, 186, 187, 188, 212, 222 numaralı parsellerin tespitteki vasfı ve yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 184 parsel üzerindeki yapıların ...'e, 185 parsel üzerindeki yapıların ...'e, 186 parsel üzerindeki yapıların ...'e, 187 parsel üzerindeki yapıların ...'e, 188 parsel üzerindeki yapıların ...'ya, 222 parsel üzerindeki yapıların ...'ya ait olduğunun K.K.19/2 nci maddesi gereğince kütüğün beyanlar hanesinde belirtilmesine, müdahil ... Yönünden Mahkemenin görevsizliğine, görevli Mahkemenin Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde 201 parsele ilişkin belgelerin onaylı suretinin Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili, davacılar ... ve ... vekili, davacı ..., ..., ..., ... (... mirasçıları) vekili, davacılar ..., ..., ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... vekili ve asli müdahil Ziraat Bankası A.Ş. vekili, asli müdahil ... vekili ve davacı ... ... tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "birleşen dosyalarda davanın, genel mahkemede müdahalenin önlenmesi, sınır tespiti, tapu iptali ve tescil talepleri ile açılıp bölgede arazi kadastrosu yapıldıktan sonra dava konusu taşınmazlarla ilgili tapulama tutanağı düzenlenmesi nedeniyle tapulama mahkemesine devredilen ve tapulama tespitine itiraza dönüşen taleplere ilişkin olduğu, dava konusu tüm taşınmazların asli müdahil Hazine'nin dayandığı padişah Abdülhamit Han adına kayıtlı iken 431 Sayılı Kanun uyarınca Hazine'ye intikal eden 17 Mayıs 1340 tarihli ve 7 sıra numaralı (geldisi K.Evvel 1323 tarih 312/13 sıra numaralı ve kapsamı Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1988/186 Esas sayılı dosyasında dava dışı 1533 parselle ilgili yapılan yargılamada verilen karar ile tespit edilen) padişah tapusu kapsamında kaldığı anlaşılmış ise de müdahil Ziraat Bankası'nın dayandığı T.Sani 1288 tarihli ve 2 sıra numaralı (geldisi K.Sani 1326 tarih 135 sıra nolu) tapu kaydının padişah tapusundan daha eski tarihli olduğu, dayanak tapu kapsamında kalan dava konusu taşınmazların müdahil Ziraat Bankası adına, bu tapu kapsamının dışında kalan 184, 185, 186, 187, 188, 212 ve 222 parsellerin asli müdahil Hazine adına tesciline karar verilmesi ve kadastro tespit tarihinden önce dava konusu taşınmazlar üzerinde yapılıp yetiştirildiği, yapılan keşifler sonucu tespit edilen muhtesatların 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereğince beyanlar hanesinde gösterilmesi ve tespit tarihinden sonra dava konusu 201 parseli 20.03.2014 tarihinde harici satın almaya dayalı müdahale talebi hakkında genel mahkemelerin görevli olması nedeniyle ...'in müdahale talebi hakkında Kadastro Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinin isabetli olduğu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı ... vekili, davacılar ... ve ... vekili, davacı ..., ..., ..., ... (... mirasçıları) vekili, davacılar ..., ..., ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, asli müdahiller ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... vekili ve asli müdahil Ziraat Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemeler yeterli değildir. Şöyle ki, davalar Genel Mahkemeden Kadastro Mahkemesine devredilen tapu ve vergi kaydı ile zilyetliğe dayalı tescil davası isteğine ilişkindir. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 30/2 nci maddesi gereğince kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı üçüncü şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede re'sen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır. Yukarı da detaylı olarak belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmalar neticesinde 184, 185, 186, 187, 188, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 212, 222, 224, 225, 226, 227, 228 ve 229 parsel sayılı taşınmazların kıyı kenar çizgisi dışında olup aktarılan davanın kapsamında kaldığı ve taşınmazların aşamalarda davaya asli müdahil olarak davaya katılan ...'nin dayandığı Mayıs 1340 tarihli ve 7 sıra numaralı (kök kaydı K. Evvel 1323 tarihli ve 312/13 sıra numaralı) padişah tapu kaydı kapsamında kaldığı, bu nedenle vergi kayıtlarına ve şahısların zilyetliğine Hazine tapusu karşısında değer verilemeyeceği hususları kuşkusuz olup taşınmazların birden fazla tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde önceki tarihli doğru temele dayanan kayda değer verileceğine ilişkin İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce yapılan değerlendirme yerindedir. Diğer taraftan, dava konusu taşınmazlara bitişik vaziyette olan 189, 190, 191, 192 ve 223 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki aktarılan dava olan Karaburun Kadastro Mahkemesi'nin 20.04.1995 tarihli ve 1982/3 Esas ve 1995/302 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davacıların ..., davalı/davacı ... ..., ..., ..., ..., ... ve ...; davalıların ..., ..., ...; asli müdahillerin Hazine ve ... mirasçıları ... ve arkadaşları; davalı/davacıların ..., ..., ... olduğu, davacı ...'ın dava dilekçesinde, taşınmazların davacı ... (... kızı) adına kayıtlı 21.10.1976 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını (geldi kaydı; ... oğlu ... adına kayıtlı 30.12.1929 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydı olup geldi kaydı olan kök tapu kayıtlarının ... kızı ... adına kayıtlı Mayıs 1306 tarihli ve 354 ile 355 sıra numaralı tapu kayıtları), bu nedenlerle davalılar ..., ... ve ... ...'ın el atmalarının önlenmesine ve dayandığı tapu kaydının sabit sınırlı olarak daha büyük bir alanı kapsadığını belirterek miktarının tezyidine karar verilmesini istediği, davacı/davalı ... ... ve arkadaşları dava dilekçesinde, taşınmazların murisleri ... ...'den mirasçılarına intikal ettiğini, dayandıkları tapu kaydının T. Sani 1288 tarihli ve 3 sıra numaralı numaralı tapu kaydı ile Mayıs 1305 tarihli ve 351 ile 352 sıra numaralı tapu kaydı olduğunu belirttiği, yargılama sırasında davacı ... asli müdahil olarak aynı tapu kaydına dayanarak, asli müdahil ...'da harici satın almaya dayanarak davaya katıldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "189, 190, 191, 192, 223 parsel sayılı taşınmazların kök tapu kayıtları olan Mayıs 1306 tarihli ve 354 ile 355 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı ve 1929 yılından itibaren kayıt malikinin 1976 yılından beri de davacı ...'nin zilyetliğinde bulunduğu, davacı/davalılar ... ... ve arkadaşlarının dayandıkları T. Sani 1288 tarihli ve 3 sıra numaralı numaralı tapu kaydı ile Mayıs 1305 tarihli ve 351 ile 352 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazları da içerisine alacak şekilde geniş bir alanı kapsadığı gibi asli müdahil Hazine'nin dayandığı Mayıs 1340 tarihli ve 7 sıra numaralı (kök kaydı K. Evvel 1323 tarihli ve 312/13 sıra numaralı) padişah tapu kaydının dava konusu taşınmazları da içerisine alacak şekilde geniş bir alanı kapsadığı, şahısların dayandıkları tapu kayıtlarının daha eski tarihli ve doğru temele dayanması nedeniyle asli müdahil Hazine'nin dayandığı tapu kaydına değer verilemeyeceği, ... ve arkadaşlarının dayandıkları Mayıs 1306 tarihli ve 351 ile 352 sıra numaralı tapu kayıtlarının Maliki olan murisleri ...'ün 01.03.1332 tarihinde öldüğü, keza 24.7.1978 tarihli ve altı sıra numaralı tapu kaydının geldi kaydı olan 1288 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kayıt maliki muris ... ...'in ise 24.09.1323 tarihinde öldüğü, adı geçenlerin ölümünden sonra tapu kayıtlarının intikal görmediği gibi davacı ...'nin babası adına kayıtlı 1929 tarihli tapu kaydına da dayanan zilyetliklerinin tespit gününe kadar 20 yılı aşkın bir süredir devam ettiği, bu nedenlerle 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesine göre davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kayıtlarının hukuki kıymetini yitirdiği, davacı ...'nin dayandığı 1306 tarihli tapu kaydına ve kaydın tesisi tarihinden tespit gününe kadar zilyetliğine değer verilmesi gerektiği, müdahil ... yönünden satın alma nedeniyle hak iddiasında bulunduğu, taşınmazların davaya konu parseller olmayıp asli müdahilin davasına konu yaptığı parsellerin 198 ila 205 ve 224 ila 229 parsel sayılı taşınmazlar olduğu" gerekçesiyle davacı ...'nin davalarının kabulüne 189, 190, 191, 192 ve 223 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına tesciline, asli müdahil Hazine ile diğer davacıların davalarının reddine, 193 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın ilgili dosyasına gönderilmesine, 189 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin ... ..., 190 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin ... ve ... Kasap'a ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hükmün asli müdahil Hazine vekili, davalı/davacı ... mirasçısı ... ve ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 08.07.1997 tarihli ve 1997/3586 Esas, 1997/3837 Karar sayılı kararıyla "189, 190, 191, 192 ve 223 parsel sayılı taşınmazların davacı ...'ın dayandığı Mayıs 1306 tarihli 354 ve 355 sayılı tapu kaydından gelen 21.10.1976 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı, temyiz edenlerin dayandıkları tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsamadığı, Hazine'nin dayandığı ve K. Evvel 1323 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydının da geniş bir alanla birlikte dava konusu taşınmazları kapsadığının mahkemece belirlendiği, bu durumda Hazine tapusuna göre daha eski tarihli olan davacı tapusunda değer verilmesinde isabetsizlik bulunmadigi gibi hükmü temyiz edenlerin dayandıkları tapu kaydı da çekişmeli taşınmazları kapsamadığından yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamakta olduğu" gerekçesiyle Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş; asli müdahil Hazine vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 26.12.1997 tarihli ve 1997/6359 Esas, 1997/6290 Karar sayılı kararıyla karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan tarafların dayandıkları belgelerin incelenmesinde ise asli müdahil Hazine'nin dayandığı padişah tapu kaydından daha önceki tarihlerde oluştuğu anlaşılan şahıslar ile aşamalarda Hazine'nin dayandıkları tapu kayıtlarının hududları ile tedavül durumları arasında farklılıklar bulunmaktadır. Şöyle ki, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen 10.10.2014 tarihli tapu kayıtlarının tedavüllerine ilişkin yazısında, Deniz civarı mevkili, Bağ yeri vasıflı, 4 dönüm miktarlı, hududları "..., Dere, Tarik ve ...", kayıt maliki ... ... olan T. Sani 1288 tarihli ve 2 sıra numaralı Yoklama kaydı ile deniz civarı mevkiili, Bağ yeri vasıflı, 4 dönüm miktarlı, hududları "..., Dere, Tarik ve ...", kayıt maliki ... ... olan T. Sani 1310 tarihli ve 873 sıra numaralı Yoklama kayıtlarının tedavül görmesi suretiyle hududları, miktarı aynı olan ve kayıt malikinin Ziraat Bankası sandığı namına Memur ... Efendi adına olan K. Sani 1326 tarihli ve 153 ile 154 sıra numaralı kayıtlara gittiği; deniz civarı mevkiili, Bağ yeri vasıflı, 3 dönüm miktarlı, hududları "..., ..., ... ve Deniz", kayıt maliki ... ... olan T. Sani 1288 tarihli ve 3 sıra numaralı Yoklama kaydı ile deniz civarı mevkiili, Bağ yeri vasıflı, 3 dönüm miktarlı, hududları "..., ..., ... ... ve Tarik", kayıt maliki ... ... olan T. Sani 1288 tarihli ve 4 sıra numaralı Yoklama kayıtlarının kayıt malikleri ... ... oğlu Hristo adına olan bahçe yeri vasıflı, 4 dönüm miktarlı, hududları "... ..., ..., ... ve Tarik" olan Haziran 1296 tarihli ve 16 ve bahçe yeri vasıflı, 3 dönüm miktarlı, hududları "..., ... ..., ... ve ..." olan Haziran 1296 tarihli ve 17 sıra numaralı tapu kayıtlarına tedavül gördüğü, tedavül ve revizyon durumlarının mahalli Tapu Müdürlüğü'nden sorulması gerektiği belirtilmiş ise de mahalli Tapu Müdürlüğü'nün dosya içerisinde bulunan dava dosyaları aktarılmadan önce yazdıkları tapu kayıtlarına ilişkin yazılarda "T. Sani 1288 tarihli 2 sıra numaralı kaydın hududları yerine T. Sani 1288 tarihli 3 sıra numaralı kaydın; T. Sani 1288 tarihli 3 sıra numaralı kaydın hududları yerine de T. Sani 1288 tarihli 2 sıra numaralı kaydın hududlarının yazıldığı, K. Sani 1326 tarihli ve 153 ile 154 sıra numaralı tapu kayıtlarının Mayıs 1306 tarihli ve 36 sıra numaralı kayıt ile T. Sani 1288 tarihli ve 2 sıra numaralı kayıtlardan geldiği, T. Sani 1288 tarihli ve 3 sıra numaralı kaydın tedavül görerek 24.07.1978 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydına gittiği " belirtilmiştir. Tapu kayıtlarının tedavül durumları arasındaki farklıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince müzekkere yazılmış olup Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen 20.05.2015 tarihli tapu kayıtlarının tedavüllerine ilişkin yazısınd,"merkez sicil kayıtlarındaki tedavüller arasında farklılık bulunmadığı ve aynı tarihli 2 ile 3 sıra numaralı kayıtların çevirisi esnasında birbirleriyle karıştırıldığı düşünülmekte" olduğu belirtilmiş ise de kayıtlara uygun tercüme edilmiş tapu kayıtlarının gönderilmesi istenilmemiştir. Şu halde taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların tarafların dayandıkları tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı, tapu kayıtlarının aynı yere ilişkin olması halinde hangi kayda üstünlük verileceğine yöneliktir. Ne var ki, yukarıda detaylı olarak belirtildiği üzere tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının tedavül durumları ile hududları arasında çelişkiler giderilmemiş, kayıtlardaki miktar artışının hangi nedenden kaynaklandığı ve Haziran 1296 tarihli ve 16 ile 17 sıra numaralı kayıtların özel kanunlar uyarınca mütegayyip şahıstan Hazine'ye intikal edip etmediği hususları hakkında araştırmalar yapılmamış, Haziran 1296 tarihli ve 16 ile 17 sıra numaralı tapu kayıtları ile Mayıs 1306 tarihli ve 351 ile 352 sıra numaralı tapu kayıtları keşif sırasında zeminde uygulaması yapılmamış ve tapu kayıt uygulaması yönünden dava konusu taşınmazlara bitişik vaziyette olan 189, 190, 191, 192 ve 223 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki aktarılan dava olan Karaburun Kadastro Mahkemesi'nin 20.04.1995 tarihli ve 1982/3 Esas ve 1995/302 Karar sayılı dosyasından yararlanılmadan da karar verilmiştir. Diğer taraftan, davanın Genel Mahkemeden aktarılan tescil davası olması nedeniyle yasal hasım konumunda olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da davaya davalı olarak katılımı sağlanmamıştır. Öte yandan, 3402 sayılı Kanun'un 19/2 nci maddesi uyarınca, taşınmazlar üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise; bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği hükme bağlanmış olup, malikler arasında elbirliği (iştirak hali) ya da paylı mülkiyet noktasında ayırım yapılmamıştır. Taksime konu edilmemiş diğer bir anlatımla tüm mirasçıların elbirliği ile mülkiyetinde olan taşınmazlarda, muris dışında mirasçılardan biri ya da birkaçı tarafından meydana getirilen muhdesatın anılan madde uyarınca beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekir. Kaldı ki; eldeki davanın aktarılan dava niteliğinde olduğu gözetildiğinde, bu hususta talep olmasa dahi 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince Mahkemenin re'sen hareket ederek taşınmazın malikini belirlemekle yükümlü olduğu gibi muhdesatların beyanlar hanesinde gösterilmesinde de aynı yükümlülüğünün bulunduğu açıktır. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince taşınmazlar üzerinde tespit tarihinden önce yapıldığı iddia edilen inşaii muhdesatlar ile yine tespit tarihinden önce mevcut olduğu iddia edilen zirai muhdesatların, taşınmazların kadastro tespit tarihi olan 1980 yılı ve öncesinde mevcut olup olmadığı, taşınmazlar üzerindeki konumu ve kaç tane oldukları ve muhdesatların kimlere ait oldukları hem raporlarda hem de hüküm yerinde belirtilmemiş, bu husus hakkında inşaat mühendisi bilirkişisinden de rapor alınmadan 3402 sayılı Kanun'un 19/2 nci maddesi hükmü gözardı edilerek karar verilmiştir. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımı sağlanarak iddia ve savunmalarına yönelik delilleri sunması hususunda süre ve imkan verilmeli, ardından tarafların dayandıkları ve yukarıda belirtilen tapu kayıtlarının tamamının (tesislerinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde eksiksiz ve tedavülleri birbiriyle bağlantılı olarak ve -kütüklerden fotokopi çekilmiş olarak değil- bilgisayar çıktısı olarak ve köy, mahalle, mevki, cins, sınırlar, yüzölçümü, malik, hisse, geldi, gitti ve revizyona ilişkin tüm bilgileri içerir şekilde) ile varsa tesis ve ifraz krokisi ile haritalarının onaylı örneklerinin hem mahalli Tapu Müdürlüğünden hem de Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından ayrı ayrı sorularak getirilmeli, ayrıca ilgili kurumlara müzekkere yazılırken, bu tapu kayıtlarının münakale durumlarında farklılıklar olup olmadığı, hudud ve miktar farklılıklarının hangi nedenden kaynaklandığı, bu tapu kayıtlarının kadastro çalışmaları sırasında başka parsellere revizyon görüp görmedikleri sorularak, revizyon görmüşlerse bu taşınmazların kadastro sonucu oluşan tespit tutanakları ile -oluşmuş ise- tapu kayıtlarının ve yine tespitlerine esas alınan belgelerin onaylı örnekleri istenilmeli; tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazların başka dosyalarda dava konusu olduklarının anlaşılması halinde ilgili dava dosyalarına ilişkin Mahkeme hakimince düzenlenecek dosya inceleme tutanakları dosya arasına alınmalı; bunların yanında dava konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parselleri (dava konusu parsellerin hudutlarında dere, yol vs. bulunması halinde bunlardan sonra gelen parseller de dahil olmak üzere) bir arada gösterir geniş çaplı kadastral kroki ve bu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanaklarını oluşturan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının tedavül durumu, hudud ve miktar değişimlerinin açıklanması hususlarında konusunda uzman bilirkişiden rapor alınabileceği de düşünülmeli, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 1980 yılı (bulunmadığı taktirde bu tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları getirtilerek) hava fotoğrafı açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihlere ilişkin fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, inşaat mühendisi ve ziraatçi bilirkişisi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 290 ıncı maddesi kapsamında bir fotoğrafçı bilirkişi eşliğinde dava konusu taşınmazlar başında, taşınmazlar tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili Mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte 3402 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinde de belirtildiği üzere, öncelikle tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman fen bilirkişi kurulu eliyle bu harita yöntemince yerine uygulanmalı ve uygulama yapılırken de haritası bulunan kayıtların kapsamlarının uygulama olanağı bulunan haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, tapu kaydının haritasının bulunmadığının ya da haritanın uygulama kabiliyetinin olmadığının anlaşılması durumunda ise, ilke olarak tapu kaydının tesis tarihindeki sınırlarına değer verileceği, bu sınırlarda sonradan bir değişiklik olmuş ise ancak bu değişikliğin doğru bir esasa dayanması durumunda değişen sınırlara itibar edilebileceği gözetilerek, kayıttaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı ve kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli ve ayrıca mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapu kayıtlarının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarında ve miktarlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için ise taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve yapılacak tapu kayıt uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, denetleme yapılırken; tapu kaydının sınırlarında şahıs, yer ve mevkii olarak tarif edilen taşınmazların tutanak ve dayanak kayıtları da getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parseller ile bunlardan hükmen kesinleşenler varsa bu dosyalardaki kayıt uygulamaları ile tapu kaydına kapsam tayin edilirken göz önünde bulundurulmalı, uygulama sırasında kural olarak aynı yere ait tapu kayıtlarından eski tarihli ve doğru temele dayanan, hukuki değerini koruyan tapu kaydına üstünlük tanınması gerektiği de dikkate alınalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, evveliyatları itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, taşınmazlar üzerindeki kimler tarafından ne zaman yapıldığı/dikildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; tapu kayıt uygulaması araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden, tarafların dayandıkları tapu kaydının kapsadığı alanları farklı renklerle gösterilerek, komşu taşınmazların varsa oluşumundaki dayanak kayıt ve belgeler uygulanmak suretiyle taşınmazların bulunduğu sınırları ne olarak okuduklarının belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kayıtlarının sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği, taşınmazlar üzerinde tarafların kullanımındaki bölümler ile varsa tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı; dava konusu taşınmazlar üzerindeki mudesatların yerlerini ve taşınmaz / taşınmazlar üzerindeki dağılımlarını da gösterir şekilde dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırlarında ve üzerinde kalan dere, yol, mera vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli, ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini, üzerlerindeki bitki örtüsünü ve varsa ağaçların cinslerini, sayısını, kendiliğinden yetişip-yetişmediklerini ve yaşlarını, taşınmazların zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve imar - ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar - ihyaya konu edilip edilmediklerini ve edilmişlerse imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmazların her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki ziraatçi bilirkişi raporlarının da irdelendiği, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fotoğrafçı bilirkişiden, dava konusu taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların hangi taşınmaza ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile çekişmeli taşınmazlarla komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazların kadastro paftasındaki konumlarının bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması istenilmeli ve uydu ve hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliğini, imar - ihyaya konu edilip edilmediklerini, edilmişlerse imar - ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve taşınmazlar üzerindeki muhdesatların kadastro tespit tarihinden önce olup olmadığını belirten, ayrıntı ve gerekçeli rapor alınmalı ve inşaat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar üzerinde bulunduğu belirtilen inşai muhdesatların yaşları ve nitelikleri hakkında rapor alınarak taşınmazlar üzerindeki muhdesatların ne zaman yapıldığı/dikildiği hususları tereddütsüz olarak belirlenmeli, kadastro tespitinden önce yapıldığının anlaşılması halinde 3402 sayılı Kanun'un 19/2 nci maddesi gereğince tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine dair hüküm tesis edilmeli; kadastro tespitinden sonra yapıldığının anlaşılması halinde, kadastro tespitinden sonra yapılan inşaii muhdesatlar ile zirai muhdesatların beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün bulunmadığı dikkate alınarak 3402 sayılı Kanun'un 19/2 nci maddesi gereğince değerlendirme yapılmalıdır. Yapılacak araştırmalar neticesinde taşınmazların her iki tapu kaydının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde önceki tarihli, doğru temele dayanan ve hukuki değerini koruyan tapu kaydına üstünlük tanınacağı, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının taşınmazları kapsamaması halinde taşınmazların padişah adına kayıtlı tapu kaydının kapsamında olup anılan tapu kaydının 431 sayılı Kanun gereğince Hazine'ye intikal etmiş olması da gözetilerek 4071 sayılı 3 Mart 1340 (1924) Tarihli ve 431 Sayılı Kanunla Hazine'ye Kalan Taşınmaz Mallardan Bazılarının Zilyedlerine Devri Hakkında Kanun hükümleri de dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince davanın Genel Mahkemeden Kadastro Mahkemesine aktarılan dava olduğu ve bu nedenle 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca taşınmazların malikini re'sen belirleme yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alınmak suretiyle, yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.