14. Hukuk Dairesi 2004/3558 E., 2004/5927 K. 14. Hukuk Dairesi 2004/3558 E., 2004/5927 K. - EN UYGUN TAŞINMAZ - GEÇİT HAKKI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 747 ] "İçtihat Metni" Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.07.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yepılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.12.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte
14. Hukuk Dairesi 2004/3558 E., 2004/5927 K. **14. Hukuk Dairesi 2004/3558 E., 2004/5927 K.** **- EN UYGUN TAŞINMAZ - GEÇİT HAKKI**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 747 ] **"İçtihat Metni"** Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.07.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yepılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.12.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 747 (önceki Medeni Kanunu'nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Somut olayda; Davacı 51 ve 57 parsel sayılı taşınmazlarının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait 58, 59 ve 61 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Dosya içinde bulunan kadastro paftası ve mahkemece taşınmaz başında yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporu incelendiğinde davacı taşınmazlarının genel yola cephesinin bulunmadığı ve geçit ihtiyacının olduğu sabittir. Bu nedenle mahkemece, yapılan inceleme sonucunda en uygun güzergahın 59 ve 89 parseller olduğu ve 89 parselin orman niteliğinde bulunması nedeniyle, kamu mallarında geçit hakkı tesisi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, belirli bir yerden değil, belirlenecek en uygun yerden geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir. Bu nedenle, davacının geçit ihtiyacı mutlaka karşılanmalıdır. Yukarıda belirtilen genel ilkeler doğrultusunda mahallinde yeniden yapılacak keşifte de, davacı parsellerinin yola çıkışını sağlayacak tüm seçenekler belirlenmeli ve bu seçenekler içinde, davacıya en yararlı ve en az masraflı olacak yerden değil, geçit hakkı vermekle yükümlü olanlardan da en a"z zarar görecek olanın veya olanların durumu da dikkate alınarak ulaşılacak sonuca göre geçit hakkı tesis edilmek suretiyle, davacının mutlak yol ihtiyacı karşılanmalıdır. Eğer uygun geçit yeri olarak dava dışı bir parsel belirlenir ise, bu parsel malikleri, aleyhine açılacak davanın eldeki dava ile birleştirilmen ya da harcı verilmek suretiyle davaya katılmalı ve sonuca gidilmelidir. Dosyada bulunan bilirkişi raporunda uygun olarak belirlenen ve orman parseli olduğu belirtilen 89 parselin tapu sicil müdürlüğünden gelen yazıda itirazlı olduğu ve 89 parselin güneyinde genel yoldan başlayan ve 59 parsele ulaşan mevcut bir yolun bulunduğu belirtilmiştir. Öncelikle geçit hakkı tapuda tescilli, özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde tesis edilir. Ancak, orman parseli içinde bulunan mevcut yoldan faydalanmak isteniyor ise, bu yolun niteliği Orman işletme Müdürlüğünden sorulmalı ve orman içi servis yolu ise davacının yararlanıp yararlanamayacağı da ilgili kurumdan araştırılmalıdır. Diğer taraftan, geçit kurulurken yükümlü taşınmazı ikiye böierek, kullanım ve ekonomik bütünlüğünü bozacak şekilde geçit hakkı tesisi de doğru değildir. Geçit yeri belirlenirken bu konuya da dikkat edilmelidir. Mahkemece, davacının geçit ihtiyacının mutlak karşılanması gerektiği düşünülmeden ve yukarıda belirtilen hususlara da dikkat edilerek, tüm alternatifler değerlendirilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 16.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.