8. Hukuk Dairesi 2023/3421 E. , 2025/573 K. MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1844 E., 2023/175 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/42 E., 2022/184 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilm…
**8. Hukuk Dairesi 2023/3421 E. , 2025/573 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1844 E., 2023/175 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/42 E., 2022/184 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Varsak Yaylası mahallesinde 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre 1985 yılında yapılarak kesinleşen tapulama çalışmaları ile 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılan ve 21.08.2008 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Değişik 2/B madde uygulaması çalışması ve 2020 yılında yapılarak eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışması bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Antalya ili, Korkuteli ilçesi, Varsak Yaylası sınırları içerisinde yer alan 166 ada 207 parsel sayılı taşınmaz "Hazineye ait olup tespit dışı bırakılan ve ilk tesis kadastrosu yapılırken kimsenin kullanımında olmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden" iken, bu yerlerde 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 2009/7 numaralı Genelgesinin 2. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapıldığını, askı ilan tutanağı incelendiğinde dava konusu taşınmazın ... adına tespit gördüğünün anlaşıldığını, dava dilekçesi ekinde sunulan 20.07.2020 tarihli İdari Tahkikat Tutanağında da belirtildiği gibi taşınmazın davalı tarafından kullanıldığının tespit edildiğini ve ecrimisil ihbarnamesi düzenlenerek tahsil edildiğini, buna göre dava konusu taşınmazın Hazinenin mülkiyetinde olduğunun davalı tarafından kabul edilmiş sayılacağını, önceki tarihlerde bu yerde yapılan kadastro çalışmaları sırasında kimsenin kullanımında olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden olduğu belirlenerek tescil harici bırakılan bu taşınmazların gerçek kişiler adına tespit görmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesinde yer alan zilyetlikle iktisap koşullarının davalı açısından oluşması gerektiğini, idari tahkikat tutanakları ile de belirlendiği üzere bu taşınmazlar üzerinde imar-ihyaya yönelik herhangi bir faaliyet yapılmadığını, imar- ihyadan söz edebilmek içinse 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek, kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi gerektiğini, ayrıca imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin aralıksız ve nizasız geçmesi gerektiğini belirterek dava konusu taşınmazın, davalı adına olan tespitin iptali ile davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu parsellerin orman sınırları dışında, orman sayılmayan yerde kaldığı, imar planı kapsamında kalmadığı ve 4342 sayılı Mera Kanunu'na tabi alanlardan olmadığı, 1997-1998 yıllarında davalı ...'ün taşınmazı satın alarak evini yaptığı, taşınmazda bulunan ağaçları diktiği, o yıllardan beri de taşınmazın batısında bulunan 166 ada 203 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte kullandığı, davalının dava konusu taşınmaza ilişkin ecrimisil ihbarnamesini icra tehdidi altında ödendiğini ifade ettiği, alınan teknik bilirkişi raporlarında; taşınmaz üzerindeki ağaçların tekniğine uygun olarak dikildiği, yaşlarının 20-25 arasında değiştiği, taşınmazın eğiminin düşülmesi adına teraslamaların yapıldığı, taşınmazdaki kullanımını 1992 yılından sonra başladığı ancak 2000 yılı itibarıyla imar ihyasının tamamlandığı, tespit tarihine kadar üzerindeki meyve bahçesi ve ev olarak fasılasız aralıksız kullanıldığı, dereden kazanım durumu olmayıp taşkın sahasında da yer almadığı yönünde görüş bildirildiği ve 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddeleri uyarınca taşınmazın emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli ... getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin (20 yıl) geçmesine ilişkin zilyetlikle kazanım şartlarının davalı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine, Antalya İli Korkuteli İlçesi Varsak Yaylası mahallesi 166 ada 207 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. madde uyarınca yapılan kadastro tespiti gibi kargir ev ve tarla niteliği ile davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de 4721 sayılı TMK’nın 713/1 maddesi gereği tescile konu taşınmazın ilgilisi tarafından malik sıfatıyla zilyet edilmesi gerektiği, Dairemizin 2021/1052 esas, 2021/1508 karar sayılı kaldırma kararında davacı tarafça dava dilekçesinde çekişmeli taşınmaz için davalı tarafça ecrimisil ödendiği iddia olunduğu ve buna ilişkin belgeler sunulduğu halde, ecrimisile ilişkin evraklar ve krokileri dosya içerisine getirilerek mahallinde uygulanarak taşınmaza ait olup olmadığı saptanmamış, ecrimisil ödenmiş ise davalının taşınmazı kullanmalarına karşılık ödedikleri bedelin icra tehdidi altında ödenmiş olup olmadığı şayet cebri icra tehdidi altında ödendiği kanıtlanamazsa, davacı tarafın bu ödemeleri yaparak Hazine’nin üstün mülkiyet hakkını kabul edip etmediğinin tartışılması; ecrimisilin cebri icra tehdidi altında ödendiğinin anlaşılması halinde ise davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma sonrası mahkemece davalının ödemeleri cebri icra tehdidi altında yaptığı kabul edilmiş ise de davalının 28.07.2009 tarihinde Korkuteli Mal Müdürlüğü’ne başvurarak ilçemiz Varsak Yaylasında maliki olduğu 833 parselin önündeki kullanımı Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yeri tescil masrafları tarafından karşılanmak üzere tescilinden sonra satın almak istediğine ilişkin dilekçe verdiği belirtilen nedenle davalının Devletin üstün mülkiyet hakkını kabul ettiği gibi malik sıfatıyla da zilyet olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, dava konusu Antalya ili Korkuteli ilçesi Varsak Yaylası mahallesi 166 ada 207 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. madde uyarınca yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporlarına göre 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre, davalı gerçek kişi adına tespit ve tescili yapılan dava konusu taşınmaz yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Ancak, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için ayrıca tespit tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesi tarafından bu sürenin dolduğu, davalının ecrimisil ödemelerini icra tehdidi altında yaptığı, bu hususun zilyetlik süresini kesmeyeceği kabul edilmiş, istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise bu ödemelerin davalının bizzat verdiği 28.07.2009 tarihli dilekçe üzerine yapılması sebebiyle davalının Devletin üstün mülkiyet hakkını kabul ettiği ve malik sıfatıyla zilyetliği kestiğinden hareketle Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir. Gerçekten, icra tehdidi altında ecrimisil ödenmesi halinde zilyetlik süresi kesilmez ise de bizzat davalı tarafından dilekçe verilerek ecrimisil ve tescil masrafını ödemek istemesi halinde artık dilekçe sahibinin malik sıfatıyla zilyetliğinden söz edilemez. Davalının, gerek anılan dilekçe gerekse ecrimisil ihbarnamelerine Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile vakıf olduğu görülmektedir. Dava dilekçesi ekinde ecrimisil ihbarnamelerinin sureti var ise de, 28.07.2009 tarihli dilekçe Korkuteli Kaymakamlığı Milli Emlak Şefliğinin 04.04.2022 tarihli yazısı ekinde dosyaya eklenmiş, davalının Devletin üstün mülkiyet hakkını kabul ettiği ve malik sıfatıyla zilyet olmadığı açıklanmıştır. Bu durumda davalının 28.07.2009 tarihli dilekçeye yargılama sırasında muhatap olmadığı gibi dava dilekçesinde dahi Hazine tarafından dilekçeden bahsedilmediğine ve idari tahkikat tutanaklarıyla ecrimisil alacakları tahakkuk ettirildiğine göre davalının sonradan muhatap olduğu dilekçeden daha evvel bilgi sahibi olduğundan söz edilemeyecektir. Ancak temyiz dilekçesinde, davalı tarafın ecrimisil ödemelerine esas 28.07.2009 tarihli Korkuteli Mal Müdürlüğüne hitaben vermiş olduğu dilekçe altındaki imzasının davalıya ait olmadığı ileri sürüldüğüne göre bu hususun yukarıda belirtilen açıklamalar da gözetildiğinde açıklığa kavuşturulması zorunludur. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle yöntemince imza araştırması yaptırılmalı; davalının imzasının olabileceği il ve ilçelerdeki kurum, kuruluş ve bankalara yazılmalı ve gelen örnekler doğrultusunda inceleme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesi veya diğer resmi bilirkişilik makamlarından rapor alınmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ile dilekçedeki imzanın davalıya aidiyeti saptandığı takdirde dilekçedeki beyanların davalıyı hukuki olarak bağlayacağı düşünülmeli ve diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir. S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.