10. Hukuk Dairesi 2024/3359 E. , 2024/4724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1604 E., 2023/2609 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/143 E., 2022/406 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince b
**10. Hukuk Dairesi 2024/3359 E. , 2024/4724 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1604 E., 2023/2609 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/143 E., 2022/406 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin TSK'da asker olarak çalışmakta iken geçirmiş olduğu kaza sonucunda malulen emekli olduğunu, müvekkilinin 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı Eskişehir bünyesinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında 02.10.2000 tarihinde gazi olarak işe başladığını, görev malulü olarak davalı Kurumda işe başlatılan müvekkilinin vazife malullüğü aylığı aldığını ancak müvekkilinin işe başladığı tarihten itibaren tüm sigorta kollarına tabi gibi değerlendirilerek sigorta primine esas kazançları üzerinden de normal prim kesildiğini, kendisi hakkında yanlış uygulama yapıldığını düşünen müvekkilinin davalı Kurumlara söz konusu yanlışlığın giderilmesi yönünde dilekçeler verdiğini, verilen dilekçeler akabinde SGK tarafından talep tarihinden önceki sürelerin SSK hizmetinden sayılmasının mümkün olmadığını belirterek müvekkilinin talep tarihini de dilekçe tarihi (Temmuz 2007) olarak esas aldığını ve ancak talep tarihini takip eden aybaşından itibaren prime esas kazançları üzerinden (%9 sigortalı, %11 işveren hissesi olmak üzere) %20 oranında malullük-yaşlılık ve ölüm primi kesilebileceğini, yine görev malulü aylığı olarak 506 sayılı Kanun'a tabi bir işte çalışması nedeniyle de (%7,5 sigortalı,%22,5 işveren hissesi olmak üzere) %30 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilebileceğini, böylece kesinti toplamının %50 oranında yapılacağını bildirdiğini, müvekkilinin çalışmaya başladığı günden itibaren eksiksiz olarak o dönemlerde geçerli olduğu üzere "tüm sigorta kollarına tabi olarak" primlerini yatırdığı halde görev malullüğü aylığı aldığını ve işe giriş tarihinde yazılı talebinin bulunmadığı gerekçesiyle 02.10.2000-Temmuz 2007 tarihleri arasındaki döneme ait tüm sigorta kollarına tabi yatırılan primlerinin iptal edildiğini, kısacası müvekkilinden tüm sigorta kollarına tabi olarak primi kesilen 2000-2007 arası dönemin sigortalı hizmetinden sayılmaması ve bu primlerin iptali durumu ortaya çıktığını, halbuki müvekkili aleyhine tesis edilen işlemlerin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını belirterek, müvekkili davacının davalı işyerinde 02.10.2000 ile Temmuz 2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının tüm sigorta kollarına (uzun vadeli sigorta kollarına) tabi olduğunun tespitini, buna göre prim belgelerinde gerekli düzeltmelerin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil Kurum kayıtları incelendiğinde davacıya (60/c8 3713 terörle mücadele harp malullüğü kapsamında) 01.11.1995 tarihinden itibaren maaş bağlandığını, davacının davalı işyeri 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı'ndaki sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmalarının 2004/5-2007/7 dönemler arasında geçtiğini ancak davalı işyerince davacı adına 2007/7 dönemden itibaren aynı zamanda 18 kodu ile malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi priminde yatırıldığının tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (c) bendinde belirtilen "Harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun Hükümleri veya 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış malullerden, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez. Aylıkları kesilmeksizin 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışanlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır. İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulananların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren haklarında uzun vadeli sigorta kolları da uygulanır. Bu fıkra kapsamına girenlerden ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz." hükmü gereğince sigortalı adına yatırılacak primin uzun vade mi yoksa kısa vade mi olacağı yine sigortalının talebi üzerine gerçekleşebileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı MSB vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın süresi içerisinde açılmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı işçinin TSK'da asker iken yaralanması neticesi malulen emekli olduğunu ve 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı'nda 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun'u kapsamında işe alındığını, görev malulü olarak işe başlatılan davacının vazife malullüğü aylığı aldığını, işe girdiği tarihte yürürlükte olan (mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Sigortalı Sayılmayanlar" başlıklı 3 üncü maddesinin II/C fıkrasında "Kanunla kurulu Sosyal Güvenlik Kurumlarından malullük veya emekli aylığı almakta iken bu kanuna tabi sigortalı bir işte çalışanlardan sosyal güvenlik destek primi kesileceği, sosyal güvenlik destek primi ödenmiş sürelerin bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmayacağı, kendi kanunlarına göre görev malullüğü aylığı bağlanmış olanların Kurumdan yazılı talepte bulunmaları durumunda talep tarihini takip eden aybaşından itibaren malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının da uygulanacağı"nın belirtildiğini, davacı işçinin yazılı talepte bulunduğu tarihin 2007 olup dilekçe verdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren gerekli işlemlerin yapıldığını, dolayısıyla davacı işçinin yazılı talebi bulunmadığından dava dilekçesinde belirttiği dönem için hak talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işe giriş tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun'un 3/II-C maddesi kapsamında uzun vadeli sigorta kollarından yararlandırılmasına ilişkin yazılı talebi bulunmasa da işe giriş tarihi itibariyle görev malüllüğü aylığı alan davacı yönünden 506 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde öngörülen SGDP'nin kesilmemesi gerektiği halde 02.10.2000 ile 30.06.2007 tarihleri arasına yönelik yapılan SGDP kesintilerinin Kuruma bildirilmesi yine davacı tarafından Kuruma ve Bakanlığa verilen 23.03.2006 ile 10.04.2006 tarihli dilekçeler ve bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacının 02.10.2000 ile 30.06.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un 3/II-C maddesi uyarınca tüm sigorta kollarına tabi tutulması gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulüne, davacının 02.10.2000 ile 30.06.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un 3/II-C maddesi uyarınca tüm sigorta kollarına tabi tutulması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının 2001/1-2004/5 inci aylar arasında bildirimlerinin bulunmadığının Kurum kayıtlarıyla sabit olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddinin gerektiği, 2.Davalı MSB vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece karar tesisine elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle Mahkemece verilen kararın talep doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının davalı bakanlık nezdinde uyuşmazlık konusu dönem itibariyle sosyal güvenlik destek birimi kapsamında çalışması bulunmakta ise de davacının talebinin bulunduğu, işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, dolayısıyla uyuşmazlık konusu dönemdeki çalışmalarının tüm sigorta kollarına tabi olması gerektiğinden Mahkemece verilen karar yerinde olmuştur gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili; istinaf gerekçeleri ile birebir aynı gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı MSB vekili; istinaf gerekçeleri ile birebir aynı gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 3/II-C maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle Kurum kayıtları, işe giriş bildirgesi, sözleşme ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.