Başvuru, idari işlemin iptali için açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, idari işlemin iptali için açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkı ile mülkiyet hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 11/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığınca 21/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan yazıda başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilerek kendilerine gönderilmesi hâlinde görüş sunulabileceği bildirilmiştir. Başvuru, avukat aracılığı ile yapılmış ancak 11/2/2016 tarihinde bireysel başvuru dosyasına azilname örneği sunulmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucu Şirket, bireysel başvuruya konu olaylar tarihi itibarıyla İstanbul'un Bakırköy ilçesinde bulunan bir alışveriş merkezini otoparkı ile birlikte işletmektedir. Bu sırada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) 30/1/2007 tarihinde İstanbul genelindeki alışveriş ve ticaret merkezi gibi yerlerin binaya ait otoparklarına gelen müşterilerden ilk üç saat için otopark ücreti alınmamasına karar vermiştir.B. Başvuruya Konu Dava Süreci Başvurucu tarafından 12/4/2010 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) açılan iptal davasında, UKOME'nin 30/1/2007 tarihli kararının iptal edilmesi istenmiştir. Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından ilk derece mahkemesine 2/7/2010 tarihinde sunulan savunma dilekçesinde, esasa ilişkin hususlar yanında iptali istenen işlemin başvurucuya şirket kaşesi ve imza karşılığında 25/12/2007 tarihli tebellüğ ilmuhaberi ile tebliğ edildiği, dolayısıyla davanın süre aşımından reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Başvurucu tarafından da bireysel başvuru dosyasına sunulan 25/12/2007 tarihli söz konusu tebellüğ ilmuhaberinde, iptali istenen UKOME kararının bulunduğu; başvurucu Şirketin açık adresinin yer aldığı; "tebellüğ eden" kısmında başvurucu Şirketin kaşesinin, A.T.K. isminin, bu kişinin doğum yeri ve yılının, baba adının, işletme müdürü ibaresinin ve imzasının bulunduğu görülmektedir. Belgenin "tebliğ edenler" kısmında ise Zabıta Memuru A.K. ismi ve imzası ile Zabıta Komiser Yardımcısı H.A. ismi ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda 28/7/2010 tarihli karar ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde UKOME'nin dava konusu kararının 25/12/2007 tarihinde davacı Şirkete tebliğ edildiği ancak aynı kararın Bakırköy Kaymakamlığının yazısı ile davalı Şirkete tekrar tebliğ edilmesi üzerine dava açıldığı belirtilmiştir. Mahkeme, bu durumda ilk tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle incelenmesi olasılığı olmadığını açıklamıştır. Başvurucu, davanın reddi kararı üzerine temyiz talebinde bulunmuş; 8/11/2010 tarihli temyiz dilekçesinde, davanın reddine dayanak oluşturan UKOME kararının 25/12/2007 tarihinde tarafına tebliğ edildiği kabulünün gerçeği yansıtmadığını belirtmiştir. Başvurucu dilekçesinin devamında ilk derece mahkemesine sunulan 25/12/2007 tarihli tebliğ ilmühaberi incelendiğinde şirket kaşesinin basılı olduğunu, tebellüğ eden hanesinde işletme müdürü unvanıyla A.T.K. isminin ve bu isimli şahsın imzasının bulunduğunu ancak bu şahsın 10/12/2007 tarihinde işe girerek 13/1/2008 tarihinde işten ayrıldığını, bu kısa süre içinde işletme müdürü olarak yetkilendirilmediğini ifade etmiştir. Ayrıca A.T.K.nın 24-25-26 Aralık 2007 tarihlerinde mazeret izni aldığını, dolayısıyla Şirket yönetimine bu konuda herhangi bir tebligatın ulaşmadığını, iptali istenen karardan ancak Bakırköy Kaymakamlığının yazısı ile haberdar olduğunu, sonuç olarak 25/12/2007 tarihli tebligat geçersiz olduğundan davanın süresi içinde açıldığını ileri sürmüştür. Başvurucu; temyiz dilekçesinin ekinde A.T.K. isimli şahsın işe giriş ve işten çıkış bildirgesini, izin formu örneğini, şirket izin defteri örneğini sunmuştur. Temyiz talebi Danıştay Sekizinci Dairesince incelenmesi sonucu 17/9/2013 tarihli karar ile reddedilmiş, ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır. Başvurucu, onama ilamı üzerine karar düzeltme isteminde bulunmuş; 15/1/2014 havale tarihli dilekçesinde, daha önce temyiz dilekçesinde itiraz olarak ortaya koyduğu hususları tekrarlamıştır.Karar düzeltme incelemesi sonucu Danıştay Sekizinci Dairesi 14/4/2014 tarihli kararı ile istemi reddetmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine ilişkin ilam başvurucuya 3/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 11/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi şöyledir: " Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, ... Tarihi izleyen günden başlar." 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. ..."