Başvurucu açtığı menfi tespit davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını ve yapılan yargılamanın adil yargılanma hakkının gereklerine aykırı olduğunu ileri sürerek, ihlalin tespitiyle, yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Başvurucu açtığı menfi tespit davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını ve yapılan yargılamanın adil yargılanma hakkının gereklerine aykırı olduğunu ileri sürerek, ihlalin tespitiyle, yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Başvuru, 15/2/2013 tarihinde Nazilli Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtası ile yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölümün Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 13/12/2013 tarihli görüş yazısı 24/12/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili tarafından, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 8/1/2014 tarihli beyan dilekçesi sunulmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından 4/11/2003 havale tarihli dilekçe ile İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2003/1385 sayılı dosyası üzerinde bir bankadan almış olduğu otomobil kredisini konu alan menfi tespit davası açılmıştır. İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi Üçüncü Ticaret Dairesinin 7/6/2004 tarih ve E.2003/1385, K.2004/694 sayılı kararı ile Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Görevsizlik kararı sonrası yürütülen yargılama neticesinde, İstanbul Üçüncü Tüketici Mahkemesinin 26/6/2007 tarih ve E.2004/871, K.2007/444 sayılı kararı ile, davanın açılmamış sayılmasına karar hükmedilmiştir. Karar temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Dairesinin 2/3/2009 tarih ve E.2008/12270, K.2009/2684 sayılı kararı ile, başvurucu vekilince süresinde mazeret dilekçesi verilmiş olduğu nazara alındığında, bu mazeret dilekçesi değerlendirilerek yargılamaya devam olunması gerekirken davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde İstanbul Üçüncü Tüketici Mahkemesinin 6/12/2011 tarih ve E.2010/5, K.2011/1004 sayılı kararı ile, dava tarihi itibarıyla başvurucunun davalı bankaya 136,23 TL borcu bulunduğu anlaşıldığından, borcunun bulunmadığının tespiti yolundaki isteminin reddine, davadan sonra yapılan ödemelerin infaz sırasında icra müdürlüğünce değerlendirilmesine karar verilmiştir. Karar temyiz edilmekle Yargıtay Hukuk Dairesinin 6/12/2012 tarih ve E.2012/18857, K.2012/28117 sayılı kararı ile karar düzeltme yolu kapalı olmak suretiyle onanmıştır. Karar 18/1/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”