(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/11655 E. , 2010/12969 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.01.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelene…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/11655 E. , 2010/12969 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.01.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.02.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 597 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 597 parsel sayılı taşınmaz yararına 596 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Somut olayda, dava konusu 597 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu açıktır. Mahkemece, davacıya ait taşınmaz yararına hükme esas alınan 15.11.2007 tarihli fen bilirkişi raporunun eki krokide (A) harfi ile ve mavi renkle gösterilen 596 parsel sayılı taşınmazın 63 metrekarelik bölümünden geçit hakkı kurulmuştur. Anılan rapor ile krokiden, 3 metre genişliğinde ve 30,72 metre boyunda olduğu anlaşılan geçit yerinin, krokiye yansıyan boyutları itibariyle 90 metrekareden az olmayacak ölçüde olması gerekir. Ziraat bilirkişi raporunda da 63 metrekareden dikkate alınarak bedel belirlenmiştir. Bu durum, geçit ile yükümlendirilen taşınmaz malikine daha az geçit bedeli ödenmesine yol açtığı gibi, kararın infazında da duraksamaya neden olacaktır. Bu nedenle, bilirkişilerden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, bilirkişi raporlarına hatalı olarak belirlenen geçit miktarı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.