8. Hukuk Dairesi 2022/7479 E. , 2023/3929 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/70 E., 2022/134 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ka…
**8. Hukuk Dairesi 2022/7479 E. , 2023/3929 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/70 E., 2022/134 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın niteliği yönü ile reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'ın büyükannesi ... ...'ın ... Vakfı'nın galleye müstehak evlatlarından olduğunu ileri sürerek davacının da ... ve ... Vakfı olarak bilinen vakıfların galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden yetki itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da vakfiyede vakfedenin soyundan gelen evlatlarına yönelik herhangi bir hüküm bulunup bulunmadığı, var ise vakfın galleye müstehak evladiyetinin hangi şartlarla şart kılındığının ehil bilirkişiler marifetiyle tespitinin gerektiğini, aksi halde haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Dava ilk önce ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, davalı vekilinin yetki itirazı üzerine ise 17.03.2011 tarihli ve 2010/69 Esas, 2011/237 Karar ... kararı ile açılan davada ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir. 2. Yetkisizlik kararı ile dosya kendisine gönderilen ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.10.2012 tarihli ve 2011/434 Esas, 2012/414 Karar ... kararı ile; davanın kabulüne ve davacı ...'ın, ... ... ... ... ... ... ... Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 03.10.2013 tarihli ve 2013/6535 Esas, 2013/12733 Karar ... kararı ile davacının genel adı ... ve ... Vakfı olarak bilinen dava konusu vakıfların vakıf evladı olduğu yolundaki mahkemenin tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak; dava konusu ..., ... ... ..., ... ... ... ve ... ... Vakıflarının her birinin ayrı ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup mazbut vakıf statüsünde bulundukları, bu vakıfların her birine ait olmak üzere vakfiyelerinin bulunduğu, galle fazlasına ilişkin olarak her bir vakfiyede faklı hükümlerin yer aldığı, Mahkemece; dava konusu vakıflardan galle alan evlat listesi ve dayanakları evrakın Vakıflar Genel Müdürlüğünden, davacıya ait gidebildiği kadar üst soylarını gösterir nüfus kayıtlarının ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilip, yukarıda açıklandığı şekilde galle konusunda her bir vakıf ve vakfiye şartlarının ayrı ayrı olmak üzere uzman bilirkişiye incelettirilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, ödeme ve infazda çelişki oluşturabilecek şekilde eksik araştırmaya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı açıklanarak, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/7 Esas, 2015/297 Karar ... kararı ile; dava dilekçesinde davacının vakıf evladı olarak tespit talebinde bulunduğu vakıfların, ...-... Vakfı sayılmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 30.03.2017 tarihli ve 2017/890 Esas, 2017/4704 Karar ... Karar ... kararıyla; "Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin yukarıda bahsi geçen bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmiştir. Davacının, genel adı ... ve ... Vakfı olarak bilinen dava konusu vakıfların vakıf evladı olduğu yolundaki mahkemenin tespitine yönelik bir bozma yapılmamış, sadece her bir vakfın ayrı tüzel kişiliği olduğu, vakfiyelerde galle fazlasının evlada verilmesi ile ilgili olarak ayrı ve özel düzenlemelerin bulunduğu, buna göre galle konusunda vakıflardan galle olan evlat listesi ve dayanakların evrakın ...'nden davacıya ait gidebildiği kadar üst soylarını gösterir nufüs kayıtlarının ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilip her bir vakıf ve vakfiye şartlarının ayrı ayrı olmak üzere uzman bilirkişiye incelettirilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmesine rağmen, mahkemece, bozma ilamı dışına çıkılıp, hükme esas alınan bilirkişi ek raporu sonuç kısmının (1) numaralı parağrafı da gözardı edilerek, ...'da kurulu 618 numaralı defterin 19. sayfasının 4. sırasında kayıtlı ... ... ... oğlu ... ... ... müstakil bir vakfiyede yazılı ve 919 H. Tarihli ve aynı defterin 16.sayfasının 5.sırasında kayıtlı ...'da köprü yapan namıyla meşhur ... ...'e ait gurrei ... 928 H. tarihli vakıfların ...-... Vakfı sayılmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı ikinci defa bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyulduktan sonra bilirkişi raporu alınmış bu defa, davacının üst soyu olan ...'nin vakfedenlerin kız evlat soyundan mı yoksa erkek evlat soyundan mı geldiğinin tespit edilemediği, yine ... ile vakfedenler arasında bağ kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, dava dilekçelerinde belirtmiş oldukları vakfın; daha önceden mahkeme kararı ile kesinleşmiş hükümle davacının babaannesi ... ... vefat edince davacının halası ...'ın doğrudan galleden (vakıf gelirinden) yararlandığını, davacının da yararlanmak istediği vakfın aynı vakıf olduğunu, Mahkemece, davacının halası ... ve babaannesi ... ...'ın Vakıflar ... Bölge Müdürlüğünden aylık almalarının nedeni sorulup araştırılmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, davalarının, davacının babaannesinin evladı bulunduğu vakfa ilişkin dava olduğu ve davanın dayanağı delillerin davacının da galle fazlasına müstahak evlat olduğunu açıkça ortaya koymakta iken davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 5737 ... Vakıflar Kanunu'nun (5737 ... Kanun) 3, 6, 7 ve 75 inci maddeleri, Vakıflar Yönetmeliği'nin 23, 28, 53 ve 55 inci maddeleri, 24.02.1943 tarihli ve 1942/27 Esas, 1943/11 Karar ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı. 3. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş ise de gereği yerine getirilmemiştir. Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı kanunlarımıza göre mahkemeye verilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması zorunludur. 2. Davanın kabulüne dair verilen ilk kararı davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 03.10.2013 tarihli ve 2013/6535 Esas, 2013/12733 Karar ... kararı ile davacının genel adı ... ve ... Vakfı olarak bilinen dava konusu vakıfların vakıf evladı olduğu yolundaki mahkemenin tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilmiştir. Mahkemece, iş bu bozma ilamına uyulmakla davacının vakıf evladı olduğu yönündeki tespit yönünden davacı lehine usûlü müktesap hak oluşmuştur. Bu aşamadan sonra davacı ile vakfeden arasında soybağı ilişkisi kurulamadığı gerekçesi ile vakıf evladı olmadığı yönünde karar verilemez. 3. Bozma ilamları, davacının vakıf evladı olduğuna dair tespite ilişkin değil, vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve incelenmesi, sonucuna göre davacının galle fazlasına müstehak evlat olup olmadığına karar verilmesine ilişkindir. 4. Mazbut vakıf; 5737 ... Kanun'un 3 üncü maddesinde, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 ... Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 ... Vakıflar Kanunu (2762 ... Kanun) gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. 5. Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstahak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır. 6. Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. 7. Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. 8. Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir. 9. Yukarıda (V.C.3.1) ve (V.C.3.2) no.lu bentlerde açıklandığı üzere, daha önce verilen davacının vakıf evladı olduğu yönündeki karar bozma dışında bırakıldığı için davacının, genel adı ... ve ... Vakfı olarak bilinen dava konusu vakıfların vakıf evladı olduğu tartışma dışı kalmıştır. 10. Şimdi galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti için ikinci aşama olan, galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulması gerekmektedir. 11. 743 ... Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar, amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “hayrî vakıf” ve “zürrî vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan zürri vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır. Zürri vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen ... koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür. Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda Evladiye Davaları”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, ... 1998, s. 145-146; Uluç, Y.:Vakıflar Hukuku ve Mevzuatı, ... 2008, s. 49). 12. Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, ...; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır. 13. İncelemeye konu, genel adı ... ve ... Vakfı olarak kabul edilen ... Hakimi, ..., ... Ebu ... ... bin Ebu ... ... ... Vakfı'nın 29.10.0873 H. (12.05.1469 M.) tarihli vakfiye, ... ... ... bin ... ... ... Vakfına ait 889 H/1484 M tarihli vakfiye, ... ... ... oğlu ... ... ... Vakfına ait 919 H/1513 M tarihli vakfiye ve Köprüyapan namıyla meşhur ... Hoca ... aid gurrei ... 928 H /1 Aralık 1521 M tarihli vakfiye bulunmaktadır. 13. İş bu vakfiyelerdeki galle fazlasına dair hükümlere bakılığında; ... Hakimi, ..., ... Ebu ... ... bin Ebu ... ... ... Vakfı'nın 29.10.0873 H. (12.05.1469 M.) tarihli vakfiyesinde; "... şayed birinci batından biri; evlâdı veya oğullarının evlâdı olmaksızın vefat eder ve bu takdirde vakıfın bir veya daha ziyade sulbî kızları kalırsa vakf sulbiye kızlara döner yine bu takdirde sulbiye kızlarla beraber vakıfın oğlunun evlâdından biri de bulunursa vakf aralarında ikili-birli bölünür veya yine bu takdirde vakıfın sulbiye kızlarından da hiç biri bulunmazsa ikinci batından olan mevkufün aleyhe aid hisse ehli vakften kendi derecesinde ve kendi tabakadmda olanlara aid olur tenasül ve teakup ettikçe 3 üncü, 4 üncü batında da hüküm böyledir vakifi müşarün ileyhe yakın olanlar derece derece takdim olunurlar kardeşlerden ana baba bir olanlar ile baba bir olanlar müsavidir .vefat eden mevkufün aleyhlerin derecesinde müsavisi bulunmazsa mevcudlar içinde ehli vakıftan müteveffalara en yakın olanlara hisseleri intikal eder sonra da onun evlâdına nesli ve zürriyeine yukarıkı şart ve tertip üzre intikal eder Bu vakıftan bir manfaata müstahik olmadan vefat edüp de evladını bırakan bir kimsenin evlâdı ölen murisi yerine geçerek onu halefiyet tarikiyle temsil eder ve babası sağ olsaydı ne kafar hisse alacak idise onu kendisi alır bundan sonra da evlâdına ve nesil ve zürriyetine yukarıda muayyen şart ve tertip üzre cari olur bunlar tevalüd ve tenasül ve teakup ettikçe hüküm böylece devam eder gider...", 618 Numaralı defterin 9 uncu sayfasının 3 üncü sırasında kayıtlı ... ... ... bin ... ... ...'ın kurduğu 889 H. Tarihli Vakfın vakfiyesi; "... ve eğer mumaileyh vâkıfa zükûretle ve babalar tarafından mensup olan zükûr tamamen münkariz olup kimse kalmaz ise vâkıf tamaman benat-i sülbiyenin evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ve vâkıfın oğullarının kızlarının evlâdına ve daima tenasül ettikçe oğullarının kızlarının evlâdına aid olur ve bunların aralarında siham müsavat üzre olup uzaklık ve yakınlıkta tevafüt etmez...", 618 Numaralı defterin 19 uncu sayfasının 4üncü sırasında kayıtlı ... ... ... ... ... ... müstakil bir vakıfnamede yazılı ve 919 H. Tarihli Arapça vakfiyede; "...ve babalar cihetinden vâkıfa zükûretle mensub bulunan erkekler münkariz olup bunlardan bir kimse kalmazsa vâkfın kaffesi sulbiye kızların evlâdına ve ilel ebed üredikçe bunların evlâd-ı evlâdına ve vâkıfın oğullarının kızlarının evlâdına ve oğullarının oğullarının kızlarının evlâdına vakf olmasını ve yakınlık uzaklıkta tefavüt etmeyerek aralarında sehimleri müsavi olmasını bunların da kaffesi münkariz olup kürre-i arz bunlardan hâli kaldığında tayin ve tafsilatı yakında gelecek olan cihete vakf olmasını...", 618 Numaralı defterin 16 ncı sayfasının 5 inci sırasında kayıtlı ...'da köprü yapan namıyla meşhur ... Hoca ... ait gurrei ... 928 H. Tarihli vakfiyede; "...babalar tarafından vâkıfa mensub olan mevkufün aleyhimden erkek baki ve daim oldukça alel itlak kızlarının evlâdları vakfın menafiinden hiç bir şeye müstehik olmazlar. Vâkıf-ı mezkûre baba tarafından müntesib olanlar münkariz olup bir kimse kalmazsa vakfın temamı mevaniden âri olduğu halde vakf-ı sahih-i şer'iye habs-i mer'i ile vâkıfın oğullarının kızlarının evlâdına devam ve tenasül ve teâküp etdikçe vâkıfın oğullarının oğullarının kızlarının evlâdına vakf-u habs eyledi ve aralarında sehim almakda müsaviler olub uzaklık ve yakınlık mevzubahs değildir. Bunlarda tamamen münkariz olup kürre-i arz bunlardan hâli kalırsa vakfın menfaati aşağıda ve yakında gelecek olan cihetlere vakf olacakdır..." yazılıdır. 14. Her dört vakfiyede de galle fazlasına dair benzer hükümler olduğu, buna göre galle fazlasının ilk batından sonra batın şartı ile erkek evlat soyundan gelen kız ve erkeklere, batında erkek var ise kızlara pay verilmemesi, ölenin payının kendi evlatlarına verilmesi, erkek evladın soyu kesilir ise; batın şartı olmaksızın kız evladın kız ve erkek çocuklarına eşit şekilde dağıtılması şart koşulmuştur. 15. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kök muris ... ile vakfedenler arasında bağ kurulamadığına, yine ...'nin vakfedenlerin kız mı yoksa erkek evlat soyundan mı geldiklerinin de tespit edilemediğine değinilmiş ise de; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.02.1948 tarihli ve 1947/228 Esas, 1948/92 Karar ... kararı ile ... ve ... Çocuklarının (... ve kardeşleri) galle fazlasına müstahak olduklarına karar verildiği, yine dosya kapsamındaki Şeriye Mahkemesinin 25 Temmuz 336 (1920) tarihli ilamı esas alınarak oluşturulan ... Ağa Bin ... ...'ya ait soybağı çizelgesi ve listesine göre ... Ağa Bin ... ...'nın ..., ...'nin kızı ..., ...'nin oğlu ..., ...'in oğlu ..., ...'nın kızı ...'nin altsoyunda (... oğlu ... kızı ... oğlu ... oğlu davacı ...) bulunduğu, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.10.1970 tarihli ve 1970/170 Esas, 1070/382 Karar ... kararı ile davacının babaannesi ... ve kardeşleri hakkında da vakıf evlatlığına dair verildiği, ...'nin diğer oğlu ...'nin altsoyları ..., ... ve diğerleri hakkında ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/12 Esas, 1994/142 Karar ... kararı ile verilen galle fazlasına müstehak evlat kararına ilişkin hükmün Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 1994/6267 Esas ... dosyası üzerinden onandığı, nitekim Dairemizin 19.12.2022 tarihli ve 2021/2708 Esas, 2022/10329 Karar ... ilamı ile davacının kök murisi ...'nin kardeşi Sacide'nin alt soyu hakkında ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/101 Esas, 2020/177 Karar ... kararı ile verilen galle fazlasına müstehak vakıf evladı kararının onandığı, yine ...'nün 24.06.2020 tarihli ve 70398 ... yazısı ekindeki evlat listesine göre mahkeme ilamı ile 112 vakıf evladı olduğu da dikkate alındığında vakfedenlerin erkek evlat soyunun münkariz olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmış, bu nedenle evlat kararı alanların kız evlat soyundan geldikleri kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bozma ilamı dışına çıkılarak ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 16. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; uyulan bozma ilamı da dikkate alınarak davacının dava konusu edilen genel adı ... ve ... Vakfı olarak bilinen dava konusu vakıfların galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun teptine karar vermek olmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.