3. Hukuk Dairesi 2016/5977 E. , 2016/9827 K. MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının üniversite öğrencisi ol…
**3. Hukuk Dairesi 2016/5977 E. , 2016/9827 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının üniversite öğrencisi olduğunu, geliri olmadığını, davalı babanın desteğine ihtiyacı olduğunu ileri sürerek; aylık 750.00.- TL yardım nafakası ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesi ile ; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 150.00 TL yardım nafakası ödenmesine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK. nun 364/1.maddesinde; "Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür". TMK. nun 365/2 maddesinde; "Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yeralmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 07.10.1998 tarih, .....sayılı ilamında da; "...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği..." vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK. nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. ./.. -2- Somut olayda; dosyadaki bilgilerden davacının üniversite öğrencisi olduğu, anne ve kardeşleri ile büyük anne evinde kaldığı; davalı babanın ise, emekli olduğu, 1.163.25.- TL emekli maaşı aldığı, kardeşinin evinde kaldığı anlaşılmaktadır. Tapu müdürlüğü yazısından davalı babanın mirasçı olarak kendisine intikal eden taşınmazlardaki paylarını sattığı anlaşıldığı gibi, dinlenen tanık beyanında da davalının gece vardiyasında çalışarak gelir elde ettiği açıklanmıştır. Mevcut dosya kapsamına göre, davacı lehine hükmedilen yardım nafakasının miktarı, davacıya ait giderlerin büyük bölümüne dava dışı annenin katlanmasına neden olacak kadar, azdır. Mahkemece, davalı babanın taşınmazlardaki paylarının satışından elde ettiği gelir ve çalışıyor ise buradan sağladığı kazanç araştırılmadan karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. Mahkemece; nafakanın niteliği, davalı babanın ve mirasçılıkta da aynı sırada yer alan dava dışı annenin gelir durumu, davacının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak; davalı babanın gerçek kazanç durumu da belirlenerek daha yüksek nafakaya hükmedilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...