Başvuru, infaz kurumunda işlenen yaralama suçuna ilişkin soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, infaz kurumunda işlenen yaralama suçuna ilişkin soruşturmanın makulsürat ve özenle yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1985 doğumlu olan başvurucu, başvuru konusu olayın gerçekleştiği 12/6/2012 tarihinde Silivri 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır. Yukarıda zikredilen tarihte saat 47 sıralarında İnfaz Kurumunda hükümlüler arasında çıkan kavgada başvurucunun kesici-delici alet ile yaralanması nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, önce adli muayene için Silivri Prof. Dr. Necmi Ayanoğlu Devlet Hastanesine götürülmüş ve muayene edilmiştir. Muayene sonucu saat 30'da düzenlenen 12/6/2012 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:"Sağ böbrek hizasına .... 3 ayrı kesici-delici alet yaralanması, sol skopule.... hizasında 0,5 cm .... 1 adet kesici-delici alet yaralanması, sol el parmakta 2 cm'lik cilt, cilt altı, kesisi, tendon kesisi, alın sağ tarafında 2 cm'lik kesi, başında 3 cm'lik 2 adet, 4 cm'lik1 adet, 5 cm'lik 2 adet kesiler mevcut. ... şeklinde 10 cm'lik 1 adet kesi mevcut. Durum bildirir geçici hekim raporudur. Kati rapor beyin cerrahı, plastik cerrahı, genel cerrahi, göğüs cerrahi tarafından verilecektir." Başvurucu, müşteki-şüpheli sıfatıyla Başsavcılık tarafından alınan 22/6/2012 tarihliifadesinde; kaldığı koğuşun yakınındaki lavaboya gidip elini yüzünü yıkadığı esnada ve arkası dönük hâldeyken şiş tabir edilen aletle dört defa yaralandığını, olay sırasında arka tarafında B.K., N.G. ve S.nin olduğunu ancak arkası dönük olduğu için bu üç şahıstan hangisinin kendisini yaraladığını göremediğini, bu sırada Ç.nin kamera önünde görüntüyü engellediğini, söz konusu tutanakta belirtilen şişlerin kendisine ait olmayıp olay esnasında herhangi bir kimseye vurmadığını belirterek kimseden şikâyetçi olmadığını bildirmiştir. Bu arada UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden başvurucunun 13/7/2012 tarihinde Tekirdağ Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edildiği anlaşılmaktadır. Başsavcılıkça 26/6/2013 tarihli yazı ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından başvurucu hakkındaki tüm tedavi evrakları esas alınarak kesin rapor düzenlenmesi talep edilmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunun Başsavcılığa hitaben yazdığı 19/8/2013 tarihli yazısında, başvurucuya ait muayene ve tedavi bulgularını içeren tıbbi müşahade ve rapor ile tomografi tetkiklerine ait grafilerin asıllarının temin edilmesi, ayrıca başvurucunun muayenesi yapılmak üzere gönderilmesi istenmiştir. Başsavcılık bu defa 11/6/2014 ve 24/7/2014 tarihli yazılar ile Silivri Adli Tıp Şube Müdürlüğünden özellikle başvurucunun yaralanmasının sırt (arka) bölgesinden olup olmadığı belirlenerek rapor düzenlenmesini talep etmiştir. Silivri Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 30/6/2014 ve 25/7/2014 tarihli ön raporlarında; başvurucu hakkında düzenlenmiş mevcut raporların fotokopilerinin net okunamadığı, asıllarının gönderilmesinin gerektiği ve yara yerlerinin görülebilmesi için başvurucunun muayeneye gönderilmesinin yararlı olacağı bildirilmiştir. Başsavcılık 15/4/2015 tarihinde Silivri Adli Tıp Şube Müdürlüğüne hitaben yazdığı yazı ile yine başvurucunun yaralanmasına ilişkin rapor düzenlenmesini talep etmiştir. Silivri Adli Tıp Şube Müdürlüğü 27/4/2015 tarihli ön raporunda, tekraren başvurucunun muayeneye gönderilmesi gerektiğini bildirmiştir. Sonrasında Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne sevk edildiği anlaşılan başvurucunun Kocaeli Devlet Hastanesinde 17/5/2016 tarihinde beyin cerrahi, plastik cerrahi, genel cerrahi ve göğüs cerrahi uzmanları tarafından muayenesinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucu hakkında düzenlenen raporlar şu şekildedir: i. [Genel cerrahi uzmanı raporunda] fizik muayenede sağ lomber bölgede üç adet kesici-delici alet yaralanmasına bağlı oluşan 1 cm'lik skar ve yine sol suprascapuler bölgede 1 cm'lik skar dokusu mevcut. ... Genel cerrahi açısından hayati tehlikesi yoktur. Katiraporudur.ii. [Göğüs cerrahiuzmanı raporunda] normal fenni muayene bulguları.iii. [Beyin cerrahi uzmanı raporunda] darp sonucu genel vücut travması geçiren hastanın yapılan nörolojik muayenesi normal. Geçici rapor ve BT bulgularına göre basit tıbbi müdahale ile iyileşmiştir. Kati kanaat raporudur.iv. [Plastik cerrahi uzmanı raporunda] yüzde sağ kaş medial bölgede 3 cm sabit iz, sol el parmak pip eklem dorsalinde 2 cm skar. Saçlı deride multiple parçalı alopesi oluşturan sabit skar mevcut. Başvurucunun ayrıca Kocaeli Devlet Hastanesinde 27/9/2016 tarihinde ortopedi uzmanı tarafından yapılan muayenesi sonucunda, sol omuz çıkığı geçirdiği epikrizinden görülen yaralanmanın hayati fonksiyonlarını (2-Orta) düzeyde etkilediğine ilişkin kati hekim raporu düzenlendiği anlaşılmaktadır. Başsavcılığın 9/12/2016 tarihli iddianamesiyle başvurucu ve Ç. mağdur-şüpheli; B.K., N.G. ve S.G. ise şüpheli olarak belirtilerek haklarında kasten yaralama suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamede gösterilen deliller kapsamında yapılan değerlendirmede; başvurucunun şiş şeklindeki ve silah sayılan alet ile mağdur-şüpheli Ç.yi yaralamaya teşebbüs ettiği ancak mağdur-şüpheli Ç. ve diğer şüphelilerin başvurucunun elinden aldıkları şişleri başvurucuya batırdıkları ve doktor raporuna göre basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ve sabit iz bırakacak şekilde yaralanmasına sebep oldukları açıklanmıştır. Başvurucu 16/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Diğer yandan Silivri Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada tensip zaptının 30/1/2017 tarihinde onaylanması ile başlayan yargılama sürecinde 18/4/2017 tarihli duruşmada başvurucunun savunma ve şikâyetlerinin alındığı anlaşılmaktadır. Başvurucu beyanında, sanıklardan şikâyetçi olmadığını ve şiş tabir edilen suç aletiyle kendisini yaralayanları net olarak göremediğini bildirmiştir. Başvurunun inceleme tarihi itibarıyla yargılamanın derdest olduğu ve duruşmanın 20/3/2020 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişiüzerindekietkisinin basitbirtıbbîmüdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun;…e) Silahla,İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır." 5237 sayılı Kanun'un "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:"(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun; (...) (c) Yüzünde sabit ize, (...)Neden olmuşsa yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz."B. Uluslararası Hukuk Uluslararası Mevzuat Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme'nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar." Sözleşme'nin maddesi şöyledir:"Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmek için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletin pozitif yükümlülüklerinin özel kişilerin eylemlerini de içerdiğini belirtmiştir. Devlet, kamu görevlilerinde olduğu gibi özel kişiler tarafından gerçekleşebilecek kötü muamelelere karşı da yeterli korumayı ve yasal çerçeveyi sağlamakla yükümlüdür (Denis Vasilyev/Rusya, B. No: 32704/04, 17/12/2009, § 98; Yehovanın Şahitleri Gldani Cemaatinin 97 Üyesi ve diğer 4 kişi/Gürcistan, B. No: 71156/01, 3/5/2007, § 96; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87, 25/3/1993, §§ 26-28; A/Birleşik Krallık, B. No: 100/1997/884/1096, 23/9/1998, §§ 22-24; X ve Y/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, § 27). AİHM, Sözleşme'nin maddesinin tartışılabilir ve makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 131). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili makamların titizlikle ve çabuklukla çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55). AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05 ve 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).