1. Hukuk Dairesi 2012/16102 E. , 2013/4430 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, OLMAZSA TENKİS Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan babaları ...'nin 7 parsel sayılı taşınmazını kadastro tespiti sırasında mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı oğulları adına tespit ve tescil ettirdiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescile, mümkün olmaz ise tenkise karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, kadastro te…
**1. Hukuk Dairesi 2012/16102 E. , 2013/4430 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL, OLMAZSA TENKİS Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan babaları ...'nin 7 parsel sayılı taşınmazını kadastro tespiti sırasında mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı oğulları adına tespit ve tescil ettirdiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescile, mümkün olmaz ise tenkise karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, kadastro tespitinin üzerinden 10 yıl geçtiğini, satışın gerçek olup, taşınmaz üzerindeki evi de kendilerinin yaptığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın temlikinin gerçek satış olduğu, muris muvazaasının bulunmadığı, tenkisinin de mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaz ise tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, satışın gerçek olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişme konusu 921 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 1.12.1947 tarihli 4 sıra nolu tapu kaydına istinaden 04.10.1983 tarihinde miras bırakan ... adına yapılan tespitine, miras bırakanın taşınmazı davalı çocuklarına sattığını ileri sürerek itiraz ettiği, bu itiraz değerlendirilerek komisyonun 15.06.1988 tarihli kararı ile taşınmazın 2 pay itibar edilerek 1 payının davalı ..., 1 payının ise davalı ... adına tespit ve tesciline karar verildiği ve kararın kesinleşmesi üzerine 01.07.1988 tarihinde davalılar adına sicil kaydının oluştuğu, miras bırakanın 12.07.2005 tarihinde öldüğü ve de mirasçı olarak davanın tarafları olan çocuklarının kaldığı anlaşılmaktadır. Davacılar, anılan temlikinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, gerek 1.4.1974 günlü ve ½ sayılı, gerekse 16.03.1990 günlü, ½ Sayılı İnançları Birleştirme Kararlarında açıkça vurgulandığı üzere üzere muris mavazaası “ Bir kimsenin mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacı ile gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu olarak tanımlanmaktadır.”