10. Hukuk Dairesi 2024/11412 E. , 2025/842 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1544 E., 2024/1112 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/38 E., 2022/9 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırla…
**10. Hukuk Dairesi 2024/11412 E. , 2025/842 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1544 E., 2024/1112 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/38 E., 2022/9 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 6360 sayılı Kanun gereği tüzel kişiliği sona eren ve belediyeye devredilen ... Köyü Muhtarlığının toplam 563.336,06 TL'lik borçları için Kurum tarafından 12.03.2015 tarihli yazı ile borç bildiriminde bulunulduğunu, borçların zamanaşımına uğradığından bahisle yaptıkları itirazın reddedildiğini, idari para cezaları aleyhine idare mahkemesinde dava açtıklarını, tüm borcun zamanaşımına uğradığını belirterek ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, takibe konu borçların zamanaşımına uğramadığını, Kurum işleminde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... Başkanlığına devri yapılan Kırkepenekli Köy Muhtarlığının borcunun bulunduğu ve borçtan devralan ... Belediye Başkanlığının sorumlu olması gerektiği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın borç yazısına süresinde zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile itiraz edilerek borcun terkin edilmesinin istenildiğini, ancak kabul edilmediğini, 6360 sayılı Kanun'un 06.12.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, bu kanunla Tekirdağ ilinin Büyükşehir Belediyesine dönüştürüldüğünü ve köy tüzel kişilikleri sona ererek mahalleye dönüştürüldüğünü, ... Köy Tüzel Kişiliğine ait borcun ... Belediyesine devredildiğini, ... Köyüne dair tüm belgeler celbedilmesine rağmen bilirkişi raporunda borç dönemlerine ve borçların oluşma nedenlerine ilişkin hiçbir belgenin irdelenmediğini, hangi döneme ait olduğunu bilmeden zamanaşımına uğramadığı yönündeki görüşün hatalı olduğunu, davalı Kurum tarafından talep edilen alacak kalemleri incelendiğinde 1991 yılından itibaren başladığının görüldüğünü, borcun zamanaşımına uğradığını, aksi yöndeki rapor ve Mahkeme kararının hatalı olduğunu, Tekirdağ İdare Mahkemesinin 2015/1318 Esas sayılı dosyası ile açılan dava derdest olup sonucu ve kesinleşmesi beklenmeden verilen kararın hatalı olduğunu, Kurum tarafından talep edilen alacakların tamamının zamanaşımına uğradığını beyan etmektedir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğunu ancak Mahkemece %10 tazminata hükmedilmemesinin yerinde olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali ve menfi tespit istemine ilişkindir. Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanun'un 35. mükerrer 35. mülga 506 sayılı Kanun'un 80. ve bazı maddeleri dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinde düzenlenmiştir. 506 sayılı Kanun'un 80/12. maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu Kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanun'un 88/20. maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 80/11. maddesinde, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu Kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için, primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinde müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez. 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun'un 88. maddesinin 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanun'un 88/20. maddesi ile “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir. Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu Kurum ve kuruluşu ise kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir. Ayrıca belirtilmelidir ki davanın yasal dayanaklarından olan, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde ise asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde, yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiş ise de sorumluluk bakımından, 6183 sayılı Kanun'un, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lara göre genel Kanun niteliği dikkate alınmalı ve özel kanun niteliğinde olan 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 88. maddedeki şartlar bakımından davacı hakkında öncelikle değerlendirme yapılması gerektiği açıktır. Eldeki dava, ödeme emrinin iptali ilişkin olup davanın reddine karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacı ... Başkanlığına öncelikle hangi takip numaralı ödeme emirleri için iş bu davayı açtığını somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında açıklattırılmalı, bu kapsamda davalı Kurumdan takip numaralı belirtilen ödeme emirleri dosya kapsamına, tebliğ mazbataları ile celp edilerek irdelenmeli şayet talebini somutlaştıracağı ödeme emri söz konusu değilse genel bir menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı hususu değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.