Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/8249 E. , 2024/2044 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8249 Karar No : 2024/2044 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) :... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine il…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/8249 E. , 2024/2044 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8249 Karar No : 2024/2044 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) :... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Somut olayda ceza hukuku anlamında bir suçlamanın ve cezanın bulunduğu, 24/06/2008 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile suç oluşturmadığı saptanan faaliyet, eylem ve işlemlerin yeniden yargılama konusu yapılamayacağı, bu durumun aksine bir uygulamanın hukuk devleti ilkesinin bir unsuru olan hukuki güvenlik ilkesini ve çifte cezalandırma yasağını ihlal ettiği, 26/05/2016 tarihli Millî Güvenlik Kurulu kararı ile FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak ilân edildiği, Millî Güvenlik Kurulu kararının hukuken geçerli olarak sayılması durumunda bu tarihten önceki yasal faaliyetlerin terör suçlaması bakımından suç delili olarak kabul edilemeyeceği, hakkında herhangi bir yargılama yapılmadan kanun hükmünde kararname ile terör örgütü üyesi olarak ilân edilip kamu görevinden çıkarılmasının masumiyet karinesine ve özel hayata saygı hakkına aykırı olduğu, davasının ceza mahkemesi önündeki yargılamadan bağımsız olarak ele alınıp incelenmesi gerektiği, irtibat ve iltisak kavramlarının muğlak bir kanun yazma tekniği ile oluşturulması nedeniyle öngörülebilir olmadığı, 23/07/2016 tarihinden önce hiçbir kanun maddesinde irtibat veya iltisak gerekçesiyle kamu görevlilerinin cezai yaptırımlara tabi tutulacağının öngörülmediği ve bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlâl edildiği, somut olayda yürütme organı tarafından konulmuş olan bir suç ve cezanın bulunduğu, ancak yürütme organı tarafından suç ve ceza ihdas edilmesinin hukuka aykırı olduğu, kişilerin temel hak ve hürriyetlerine müdahale oluşturan yaptırımları öngören normların erişilebilir ve uygulaması öngörülebilir olması gerektiği, Milli Güvenlik Kurulu kararlarına mahkemelerce bağlayıcı bir değer atfedilemeyeceği, bir oluşumun suç örgütü olup olmadığının ancak mahkemeler tarafından tespit edilebileceği, tamamen barışçıl nitelikte olan dini sohbetlere katılmanın toplanma ile din ve vicdan özgürlüğünün kapsamında olduğu, dini sohbetlere katılmanın davanın reddine gerekçe yapılmasının belirtilen haklara aykırılık teşkil ettiği, 19/07/2018 tarihi itibariyle olağanüstü hâl uygulamasına son verildiği ve bu nedenle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin yasal dayanağının kalmadığı, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tedbirin olağanüstü hâl süresiyle sınırlı olduğu, 15 Temmuz darbe girişimine doğrudan ya da dolaylı müdahil olduğunu gösteren herhangi bir delilin mevcut olmadığı, kamu görevlisi olduğu tarihten itibaren sadakat yükümlülüğünün bilincinde olarak hareket ettiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak hareket ettiğine dair herhangi bir somut delilin bulunmadığı, hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği, sonradan çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile geçmişteki eylemleri sebebiyle cezalandırılması nedeniyle suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, hiçbir mahkeme kararı olmadan özel hayatı ve aile hayatına ilişkin bilgilerin toplanması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, hiçbir yargılama yapılmadan kanun hükmünde kararname ile suçlu ilân edilmesi nedeniyle şeref ve itibara saygı hakkının, masumiyet karinesinden yararlanmada diğer bireyler ile arasında ayrımcılık yapılması nedeniyle ayrımcılık yasağının, eğitim, öğretim, staj ve benzeri faaliyetler sonucunda elde etmiş olduğu belgelerin geçersiz sayılması nedeniyle eğitim hakkının, maaş ve diğer ekonomik haklarından mahrum bırakılması nedeniyle mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.