11. Ceza Dairesi 2024/5289 E. , 2025/3816 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2022 tarihli ve 2022/10082 Soruşturma, 2022/34752 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.05.2022 tarihli ve 2022/3355 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelik…
**11. Ceza Dairesi 2024/5289 E. , 2025/3816 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2022 tarihli ve 2022/10082 Soruşturma, 2022/34752 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.05.2022 tarihli ve 2022/3355 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.05.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2022/25133 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/97210 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/97210 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında güveni kötüye kullanma suçundan verilen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 22/02/2022 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı şikâyetçi vekili tarafından 07/03/2022 tarihli dilekçeyle itiraz edilmesi üzerine, merci İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09/05/2022 tarihli ve 2022/3355 değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmesini müteakip, şikâyetçi vekili tarafından kesin nitelikte olan bu kararın kaldırılması talebini içerir 23/05/2022 tarihli dilekçenin sunulduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz niteliğinde olduğu değerlendirilen bu dilekçenin bu kez de İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğine gönderildiği, Mahkemenin 28/06/2022 tarihli ve 2022/5278 değişik iş sayılı kararıyla itirazın reddediliği anlaşılmış ise de; İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09/05/2022 tarihli ve 2022/3355 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildikten sonra, aynı hususta yeniden verilen İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin, 28/06/2022 tarihli ve 2022/5278 değişik iş sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu, Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58. maddesindeki "Avukatların avukatlık veya... Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır." şeklindeki hüküm karşısında şüphelinin üzerine atılı suçun avukatlık görevinden kaynaklanmadığı, bu nedenle Adalet Bakanlığı'ndan izin alınması gerekmediği hususları gözetilerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin beyanında, maliki olduğu taşınmazı şüpheliye kiraladığını, kira bedellerinin ödenmemesi üzerine şüpheli ile yapılan görüşmede şüphelinin kiralananda tadilat yapacağını söyleyerek ödeme yapacağını, tadilattan sonra avukatlık ve arabuluculuk ofisi olarak faaliyete geçireceğini beyan ettiğini, ancak kira bedellerini alamaması üzerine müştekinin taşınmazı tahliye ederek teslim etmesini ihtaren bildirdiğini, herhangi bir bilgi verilmemesi nedeniyle kiralanan yere gittiğinde, taşınmazın iç odaların, tuvaletlerin ve dış kapılarının, tuvaletlerde bulunan seramik, klozet ve lavaboların, musluk bataryalarının, bir kısım petek radyatörlerinin, mutfak dolap, tezgah, batarya ve musluklarının yerinde olmadığını gördüğünü beyanla şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, taraflar arasında kira sözleşmesi olması sebebiyle meselenin hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüphelinin kastının tadilata mı, yoksa taşınmazın sabit eşyalarının sökülerek götürülmesine yönelik mi olduğunun tespiti bakımından, varsa müştekinin tanıklarının dinlenilmesi, şüphelinin beyanının alınması, hukuk yargılamasındaki dosyanın getirtilmesi ile kira sözleşmesi ile taşınmazın zilyetliğini devralan şüphelinin, devraldığı taşınmazdaki demirbaş eşyaları yerinden söküp götürüp götürmediğine yönelik yapılacak bir değerlendirme sonucu hukuki durumun takdir ve tayin edilmesi gözetilmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde, şüpheli hakkında güveni kötüye kullanma suçundan verilen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2022 tarihli ve 2022/10082 Soruşturma, 2022/34752 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına şikâyetçi vekili tarafından 07.03.2022 tarihli dilekçeyle itiraz edilmesi üzerine, merci İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.05.2022 tarihli ve 2022/3355 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmesini müteakip, şikâyetçi vekili tarafından kesin nitelikte olan bu kararın kaldırılması talebini içerir 23.05.2022 tarihli dilekçenin sunulduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz niteliğinde olduğu değerlendirilen dilekçenin bu kez de İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğine gönderildiği, Mahkemenin 28.06.2022 tarihli ve 2022/5278 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddediliği anlaşılmış ise de; İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.05.2022 tarihli ve 2022/3355 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildikten sonra, aynı hususta yeniden verilen İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.06.2022 tarihli ve 2022/5278 Değişik İş sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; avukat olarak görev yapan ve hukuk bürosu açacağından bahisle şikâyetçiye ait taşınmazı 23.01.2021 tarihli kira sözleşmesine istinaden kiralayan şüphelinin, taşınmazda tadilat faaliyetlerine başlaması ve uzun süre boyunca kira bedellerini ödememesi üzerine tahliyesi sonrası yapılan kontrollerde, taşınmaz içerisinde bulunan demirbaş niteliğindeki birçok eşyanın yerinde olmadığının, şüpheli tarafından tahliye sırasında teslim edilmediğinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüphelinin ifadesinin alınması, taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/144 Değişik İş sayılı dosyası ile uyuşmazlığa ilişkin tespit edilebilecek diğer icra/hukuk dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra, kiralama öncesi taşınmazda bulunan demirbaş eşyaların mahiyeti, şüpheli tarafından yapılan tadilatın kapsamı ve niteliği ile 23.01.2021 tarihli kira sözleşmesi hükümleri de birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "...taraflar arasındaki uyuşmazlığın aralarında yaptıkları anlaşmadan kaynaklı (kira sözleşmesi) hukuki ihtilaf mahiyetinde bir uyuşmazlık olduğu, bu sebeple de Cumhuriyet Başsavcılığımızın özel hukuk uyuşmazlıklarında kullanılamayacağı, bu nedenle şüphelinin üzerine atılı herhangi bir suç unsuru bulunmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.05.2022 tarihli ve 2022/3355 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.