Başvuru, terör saldırısında uğranılan zararın tazmini için açılan davanın reddi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, terör saldırısında uğranılan zararın tazmini için açılan davanın reddi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Ankara'da bulunan tren garı önünde, çeşitli sivil toplum örgütlerinin çağrısı üzerine miting yapmak üzere toplanan kalabalığa yönelik olarak bomba kullanılması suretiyle gerçekleştirilen terör saldırısı sonucu 100'den fazla vatandaş hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır (olaya ilişkin detaylı aktarım için bkz. Hasan Kılıç, B. No: 2018/22085, 27/1/2021). Patlamanın meydana geldiği alanın yakınlarında olduğunu ileri süren başvurucu; saldırı nedeniyle şahit olduğu manzara karşısında şok geçirdiğini, yakınlarının cesedini gördüğünü, sağ kalan insanlara yardım etmeye çalışıp cesetlerin arasında akrabalarını aradığını, bunun bir sonucu olarak da travma yaşadığını belirterek İçişleri Bakanlığından uğradığı manevi zararın tazminini talep etmiştir. Başvurucu hakkında Tarsus Devlet Hastanesi tarafından travma sonrası stres bozukluğu tanısı ile olaydan iki ay sonra düzenlenmiş 11/12/2015 tarihli reçete bulunmaktadır. Tazminat talebinin zımnen reddi üzerine başvurucu, Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde manevi zararlarının tazmini için tam yargı davası açmıştır. 14/7/2017 tarihli ara kararı ile Tarsus Devlet Hastanesinden başvurucu hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri talep ettiği anlaşılan Mahkeme 14/3/2018 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Gerekçede öncelikle patlama nedeniyle fiziken yaralandığına dair hastane kaydı, resmî bir belge bulunmayan başvurucunun olaya ilişkin olarak başlatılan soruşturmada da adının geçmediği vurgulanmıştır. Hakkında sadece Tarsus Devlet Hastanesi tarafından travma sonrası stres bozukluğu tanısı ile düzenlenmiş 11/12/2015 tarihli reçete bulunan başvurucunun patlama sırasında travma geçirdiğini kanıtlayan bir bilgi/belgenin söz konusu olmadığının altının çizildiği gerekçenin devamında ölüme, yaralanmaya tanık olmanın tek başına tazmin sorumluluğu doğurmayacağı, aksi düşüncenin tazminat sorumluluğun alanını amacı dışında genişleteceği, başvurucu açısından tazminat koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun karara yönelik istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi tarafından reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 28/1/2019 tarihinde öğrenmesinin ardından 26/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.