T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/2182 KARAR NO : 2025/2170 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 15/12/2022 NUMARASI : 2016/813 Esas - 2022/936 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan m…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/2182 KARAR NO : 2025/2170 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 15/12/2022 NUMARASI : 2016/813 Esas - 2022/936 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/04/2015 tarihinde ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin maliki olduğu, diğer davalı ...tarafından ZMSS ile sigortalı, diğer davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile 04-04006 numaralı otoyolu takiben İstanbul istikametine seyir halinde iken olay mahallinde kendisiyle aynı istikamete seyir halinde olan kimliği belirsiz sürücü idaresindeki plakası belirsiz başka bir araçla çarpışmaları akabinde sağdan yol dışı kalması neticesinde yaralanmasına ve maddi hasarlı davaya konu trafik kazası meydana geldiğini, sürücü ..., 2918 sayılı KTK nun 56/1-c maddesini ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, davacı ...'in kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin kaza neticesinde diz kapağında kırıklar ve bu kırıklara bağlı ilik yırtılmasının meydana geldiğini, fayans ustası olup 150,00 TL günlük yevmiyesi olduğunu belirterek 500,00 TL maddi tazminatın davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve davalı sürücü ... yönünden olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle, davalı ... şirketi yönünden de sigorta şirketine başvuru tarihindin itibaren işletilecek avans faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı için 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...i ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 1.175,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50.177,87 TL kalıcı iş göremezlik tazmnatı, 800,00 TL tedavi ve ulaşım masrafı, 728,58 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 52.881,70 TL’nin davalılar ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 16.04.2015 tarihinden, diğer davalı ...yönünden 12.06.2015 Tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 10.000,00 TL’nin 16.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, davalı ...Ş vekili, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil meydana gelen trafik kazasında yolcu statüsünde olup herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren araçların KTK'nın 88. maddesi ve BK'nın 61. maddesi gereği davalılar müvekkilin uğramış olduğu zarardan kusur oranlarına bakılmaksızın müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi olan bilirkişilerden oluşan heyetin tanzim ettiği kusur raporuna göre sonuca gidilmesi gerekirken ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce tanzim edilen kusur raporuna değer verilmesi hatalı olduğunu, sorumluluklarının zararın tamamından ve müştereken ve müteselsilen olduğunu, mahkeme kararına dayanak yapılan hesap raporunda davacının ücreti eksik tespit edildiğini, Mahkeme tarafından hükmedilen bakıcı giderleri bu kapsamda dosyada alınan bilirkişi raporları ile de çeliştiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ...Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesi hukuka aykırı olduğunu, istinaf talebine konu hükmün eksik incelemeye dayalı olduğunu, mahkemece kusur raporu alınmadığını, hükümde belirtilen ceza dosyasında alınan kusur raporu tarafa tebliğ edilmediğini, tespit edilen arazların kazayla illiyeti bulunmadığından kabulü mümkün olmadığını, hesaba esas alınan gelirin kabulü mümkün olmadığını,dava konusu kaza açıkça iş kazası niteliğinde olduğunu, SGK tarafından hak sahiplerine peşin sermaye değeri ödeneği bağlanması muhtemel olmasına rağmen işbu tutar tazminattan indirilmediğini, bilirkişi raporunun progresif rant yöntemine göre hazırlandığını oysa 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kusur dağılımı yapılırken araç sürücüsünün ve görgü tanıklarının beyanlarına da itibar edilmesi gerektiğini, bilirkişi heyeti tarafından tüm bu ifadeler görmezden gelinerek plakası belirlenemeyen, firari araç sürücüsünün kurallara aykırı bir hareketinin bulunmadığı ve takip mesafesinin ihlal edildiği gerekçe gösterilerek sanki hiçbir şerit değiştirme olayı olmamış gibi kazanın çaprazlama değil de düz bir şekilde gerçekleştiği kabul edildiğini, tespit ve değerlendirmeler son derece hatalı olduğunu, 15/01/2022 E. bilirkişi raporunda, geçici iş göremezlik ve başkasının bakımına muhtaç olma süreleri ve oranı, kalıcı iş göremezlik oranı ile dava konusu trafik kazasının doğrudan illiyet bağının bulunduğu kanaati bildirilmişse de bu görüşe katılmak mümkün olmadığını, Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından ve işbu tarihli raporda illiyet bağına ilişkin olarak hiçbir gerekçe gösterilmediğini, 6111 sayılı Yasa ile getirilen değişiklik ile trafik kazası kaynaklı tedavi giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda olduğunu, manevi tazminat talepleri fahiş olarak belirlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 16/04/2015 günü saat 00:45 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile 04-04006 numaralı otoyolu takiben İstanbul istikametine seyir halinde iken olay mahalli olan mevkiye geldiği sırada kendisi ile aynı istikamette seyir halinde olan kimliği belirsiz sürücü idaresindeki plakası belirsiz başka bir araçla çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 15/01/2021 tarihli kusur raporunda ikili ayrım yapılarak 1.seçenekte davalı sürücünün önünde seyreden aracı farkedemeyerek çarpması sonucunda kazanın gerçeklemiş olması varsayımında davalı sürücünün %100 kusurlu olacağı, ikinci seçenekte ise dava dışı sürücüsü belirlenemeyan kamyonun ani şerit değiştirmesinden dolayı kazanın gerçekleşmiş olması varsayımında ise %80 dava dışı sürücüsü belirlenemeyen aracın, %20 davalı sürücünün kusurlu olacağı belirtilmiştir. Rapora karşı itirazlarının giderilmesi için İTÜ'den seçilen üç kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmış, bu raporda da kaza tespit tutanağındaki belirlemelerin dikkate alınması gerektiği ve davalının %100 kusurlu olduğu rapor edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince "Dava konusu kaza nedeniyle yürütülen soruşturma dosyasında ifadesi alınan davacı ve tanıklar beyanlarında özetle; "...biz yolun tam sağ şeridinde ilerliyorduk. Sol şeritte ilerleyen plakasını bilmediğim kırmızı renkli bir kamyonun sağa önüme bize ait şeride girmesi neticesi, içerisinde bulunduğum aracın sol ön tarafı ile kamyonun sağ ön tarafı çarptı, bizim sürücü olan ... hemen durdu ama kamyon durmadı ..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Davacının savcılık dosyasında bu şekilde beyanda bulunması ve daha sonra eldeki dosyada bu beyanının aksini iddia etmiş olması hayatın olağan akışına uygun değildir. Davacı ve tanıkların soruşturma dosyasındaki beyanlarının alınma aşamasında eldeki davanın mevcut olmadığı, o aşamada taraflar arasında herhangi bir ihtilafın söz konusu olmadığı hususları da dikkate alınarak tanıkların ve davacının soruşturma aşamasındaki beyanlarının olayın oluş şekline ilişkin samimi beyanları olduğu ve bu beyanlara itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, olayın plakası ve sürücüsü tespit edilemyen kamyonun ani şerit değiştirmesinden kaynaklı davalı sürücünün bu kamyona arkadan çarpması şeklinde olduğu, kontrolsüz şekilde şerit değişikliği yapması nedeniyle kamyon sürücüsünün asli kusurlu olduğu, davalı sürücünün ise, fren ve manevra davranışlarını doğru yapmaması nedeniyle tali kusurlu olduğu, davalının tali kusuru için ATK Tarafik İhtisas Kurulu raporunda belirlenen %20 kusurun olayın oluş şekline uygun olduğu kanaatine varılarak davalı sürücü %20 kusurlu olduğu" gerekçesiyle kaza tespit tutanağında yazılı olan olayın oluş şekli esas alınarak düzenlenen ATK Tarafik İhtisas Kurulu raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir belirleme bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazının; Davalı tarafça hatır taşıması iddiasını ispat bakımından hiçbir delil sunulmaması ve dosya kapsamına göre hatır taşıması olduğunun sübuta ermemiş olmasına göre hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinde, davacının fayans ustası olarak çalıştığını iddia edilmiştir. Dosya kapsamı ve özellikle davacıya ait SGK Hizmet Döküm Cetvelinden davacının meslek kodunun çalıştığı iş yerlerinde, "bina bakımcısı, diğer betonermeciler, şap işçileri ve mozaik, (terrazo) işçileri, inşaat işçisi, elektrik tesis işletme bakım işçisi, toprak/zemin tevfiye işçisi, alçı sıva uygulayıcısı" olarak belirtildiği anlaşılmakta olup davacının kaza tarihinde inşaat sektöründe nitelikli işçi olarak çalıştığı anlaşıldığından emsal ücretten fazla ücret alacağından dosya kapsamına göre emsal ücret araştırması yapılarak belirlenen ücreti üzerinden tazminat hesaplanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. SGK'dan gelen 29/03/2017 tarihli cevabi yazıya göre davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığının bildirildiğinden rücuya tabii ödemenin mahsubu gerektiğine; Trafik kazası sonucu cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ya da ölüme bağlı destekten yoksun kalma tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğinden 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da "... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; Somut olayda davalı sürücünün % 25 oranında ve dava dışı sürücünün % 75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu" yönünde karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan, kusuru ile sebebiyet veren davalı sürücü ve araç işleteni ile Sigorta Şirketi ile sürücüsü ve ve plakası belirlenemeyen karşı araç sürücüsü ve araç işleteni ile varsa Sigorta Şirketi zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Meydana gelen kazada davacı yolcu olduğu ve bir kusurunun olmadığı da sabittir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, davacının yolcu olması da gözetilerek davalıların zararın tamamından (davalı sürücünün kusuru oranında değil) sorumlu tutulması gerekirken davalı sürücünün kusur oranında tazminattan sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. İlk Derece Mahkemesince iki ayrı maluliyet raporu alınmıştır. ATK 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen maluliyet raporunda Çalışma gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybına ilişkin yönetmeliğe göre davacının %13 sürekli maluliyetinin bulunduğu, 9 ay süreyle geçici iş göremez olduğu tespit edilerek bildirilmiş; İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 05/10/2020 tarihli raporun ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı ve bu rapora göre davacının %10 sürekli maluliyetinin bulunduğu, 6 ay süreyle geçici iş göremez ve bu süre zarfında başkasının bakımına muhtaç olduğu yönünde rapor sunulduğu görülmüştür. Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği 01/09/2013 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 4.maddesinin k bendinde maluliyet tanımına yer verilmiştir. Buna göre " Maluliyet: Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetme hali" olarak tanımlanmış yine Yönetmeliğin sigortalıların çalışma gücü kaybı tespitini düzenleyen 9 ve 10 maddelerinde %60 maluliyet ve üzeri için maluliyet tespitine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle bu yönetmelik sadece %60 maluliyet ve üzeri için hükümler ve ekli cetvel içermekte olup %60'ın altında maluliyet bulunması halinde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir. Yine Yönetmeliğin 23.maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alan; çalışma gücü kaybı, vazife malullüğü, harp malullüğü ile erken yaşlanma durumlarının tespiti ile ilgili tüm hükümler yürürlükten kaldırılmış düzenlemesine yer verilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin tümden kaldırılmadığı anlaşılmaktadır. Keza ek cetveller ilişkin yeni bir düzenleme de yapılmamıştır. Sonuç olarak davacının maluliyetinin %60'ın altında olması ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin uygulanmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla birlikte davacı hakkında düzenlenen 2 ayrı maluliyet raporunda farklı maluliyet oranları ve geçici işgöremezlik süreleri belirlendiğinden çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.Aktüerya hesabınında maluliyet raporundaki bakıcı süresine itibar edilmemiş davacının 3 aylık süreyle bakıcı ihtiyacı olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa bakıcı gideri süresinin maluliyet raporu ile belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde belirlenmesi de doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden oluşturulacak aralarında adli tıp uzmanı da bulunan uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller kullanılarak) hükümlerine uygun olarak davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı geçici iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise süresi, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle tedavisinin devam ettiği geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı ve süresi, kalıcı işgöremezlik durum ve oranının ne olduğu ve tespit edilecek maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı konularında, dosya içerisinde bulunan tedavi evrakları ile dosyada mevcut olan taraflarca sunulan delilleri de irdeler biçimde denetime elverir nitelikte maluliyet raporu alınması ve tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan aktüerya rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Manevi tazminatın belirlenmesinde kriterlerden biri de yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile maluliyet oranıdır. Daire kararının kapsam ve şekline göre; maluliyet raporu alınması gerekmekte olup bu halde maluliyet netleşmeden manevi tazminatın belirlenmesi eksik incelemeye dayalı olduğundan manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ...vekili, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili, davalı ...Ş vekili, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı vekili, davalı ...Ş vekili, davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2025 .