TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ İKİNCİ BÖLÜM KARAR S.S.TEOS TAT İL KÖYÜ ALTYAPI KOOPERAT İFİ BAŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2017/20651) Karar Tarihi: 21/10/2020 Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : S.S. Teos Tatil Köyü Altyap ı Kooperatifi Vekili : Av. Tuncay AKINCI I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ta şınmaz ın kadastro mahke
TÜRKİYE CUMHUR İYETİ ANAYASA MAHKEMES İ İKİNCİ BÖLÜM KARAR S.S.TEOS TAT İL KÖYÜ ALTYAPI KOOPERAT İFİ BAŞVURUSU (Başvuru Numaras ı: 2017/20651) Karar Tarihi: 21/10/2020 Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 2İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : S.S. Teos Tatil Köyü Altyap ı Kooperatifi Vekili : Av. Tuncay AKINCI I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ta şınmaz ın kadastro mahkemesince tespit harici b ırak ılmas ı dolay ısıyla uğran ılan zarar ın tazmin edilmesi istemiyle aç ılan davan ın zamana şımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ği iddias ına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜREC İ 2. Başvuru 12/4/2017 tarihinde yap ılm ıştır. 3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yap ılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmu ştur. 4. Komisyonca ba şvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm taraf ından yap ılmas ına karar verilmi ştir. 5. Bölüm Ba şkan ı taraf ından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yap ılmas ına karar verilmi ştir. 6. Başvuru belgelerinin bir örne ği bilgi için Adalet Bakanl ığına (Bakanl ık) gönderilmi ştir. Bakanl ık görüş bildirmemi ştir. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildi ği şekliyle ve Ulusal Yarg ı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden eri şilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 38.İzmir'in Urla ilçesi Ya ğcılar köyü Yukar ı Demircili ve Ömerali mevkii 512 parsel numaral ı 14.880 m² yüz ölçümlü ve arsa niteli ğindeki taşınmaz, O.Y. ad ına kay ıtlı iken 5/12/1970 tarihinde ba şvurucu S ınırlı Sorumlu Teos Tatil Köyü Alt Yap ı Kooperatifi (başvurucu) taraf ından sat ın al ınm ıştır. 9. Başvurucuya ait Aral ık 1970 tarihli ve 7 s ıra numaral ı tapu kayd ı kadastro sıras ında revizyon görerek 392 parsel olarak ba şvurucu ad ına tahdit ve tespiti yap ılm ıştır. Kadastro tespitine itiraz üzerine Urla Kadastro Mahkemesinin 13/5/1982 tarihli karar ıyla taşınmaz sahil şeridinde olmas ı nedeniyle tespit harici b ırak ılm ıştır. Karar 17/8/1983 tarihinde kesinle şmiştir. 10. Başvurucu, ta şınmaz ın kadastro mahkemesince tespit harici b ırak ılmas ına karar verildiğini belirterek mülkiyet kayb ı nedeniyle fazlaya ili şkin haklar ı sakl ı kalmak kayd ı ile 20.000 TL tazminat ın tahsiline karar verilmesi istemiyle 22/11/2001 tarihli ve 4721 say ılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyar ınca 27/5/2011 tarihinde tazminat davas ı açm ıştır. 11. Urla Asliye Hukuk Mahkemesi 10/4/2014 tarihinde davay ı kabul etmi ştir. Mahkeme karar ında, mülkiyet hakk ı ve tapu kütü ğüne güven ilkesi gere ği bu tür davalarda zamanaşımı ve hak dü şürücü sürenin uygulanamayaca ğı belirtilmi ş; başvurucunun mülkiyet hakk ından mahrum b ırak ıldığına, bu hakla kamu yarar ı aras ında makul ve adaletli bir oran kurmak gerekti ğine işaret edilmi ştir. 12. Temyiz edilen karar Yarg ıtay 20. Hukuk Dairesince (Daire) 17/11/2015 tarihinde bozulmu ştur. Karar ın gerekçesinde özetle; i. Taşınmaz ın Urla Kadastro Mahkemesinin 13/5/1982 tarihli ve E.1978/41, K.1982/89 say ılı ilam ıyla tespit harici b ırak ılmas ına karar verildi ği belirtilmi ştir. ii. 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesine dayan ılarak aç ılan davalar için 11/1/2011 tarihli ve 6098 say ılı Borçlar Kanunu'nun 146. maddesindeki (22/4/1926 tarihli ve 818 say ılı mülga Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi) on y ıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanaca ğı, Urla Kadastro Mahkemesinin 13/5/1982 tarihli karar ının 17/8/1983 tarihinde kesinle ştiğinden on y ıllık zamana şımı süresinin dolduğu ifade edilmi ştir. 13. Karar düzeltme istemi Daire taraf ından 4/5/2016 tarihinde reddedilmi ştir. 14. Mahkeme, bozma karar ına uymu ş ve 16/12/2016 tarihinde davay ı zamanaşımından reddetmi ştir. Karar ın gerekçesinde 17/8/1983 tarihinden ba şlayarak on y ıllık zamanaşımı süresinin doldu ğu üzerinde durulmu ştur. 15. Karar ın temyizi üzerine Dairenin 13/6/2017 tarihli karar ı ile hüküm onanm ıştır. 16. Karar düzeltme talebi Daire taraf ından 28/6/2018 tarihinde reddedilmi ştir. 17. Nihai karar 13/7/2018 tarihinde tebli ğ edilmiştir. 18. Başvurucu 12/4/2017 tarihinde bireysel ba şvuruda bulunmu ştur. Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 4IV.İLGİLİ HUKUK 19.İlgili hukuk için bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 37-47. V. İNCELEME VE GEREKÇE 20. Mahkemenin 21/10/2020 tarihinde yapm ış olduğu toplant ıda başvuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddialar ı 21. Başvurucu; Kadastro Mahkemesince ta şınmaz ının haks ız bir şekilde tescil harici bırak ıldığını, parsel numaras ının değiştirildiğini ve yüz ölçümünün dü şürüldüğünü ileri sürmüştür. Başvurucu; Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli karar ı gözönünde bulundurularak açm ış olduğu davas ında zamana şımı süresinin 18/11/2009 tarihinden itibare n başlatılmas ı gerektiğini, açm ış olduğu davas ının zamana şımı nedeniyle reddedildi ğini belirtmiştir. Sonuç olarak ba şvurucu, mahkemeye eri şim hakk ının ve mülkiyet hakk ının ihlal edildiğini ileri sürmü ştür. B. Değerlendirme 22. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Anayasa Mahkemesi taraf ından 25/7/2017 tarihli kararda ortaya konulmu ştur (Yaşar Çoban, 54-75). Ba şvurucu, mülkiyet hakk ının ihlal edildi ğini ileri sürmü şse de bütün şikâyetleri adil yarg ılanma hakk ı kapsam ında mahkemeye eri şim hakk ı yönünden incelenmi ştir. 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 23. Aç ıkça dayanaktan yoksun olmad ığı ve kabul edilemezli ğine karar verilmesini gerektirecek ba şka bir neden de bulunmad ığı anlaşılan mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildiğine ilişkin iddian ın kabul edilebilir oldu ğuna karar verilmesi gerekir. 2. Esas Yönündena. Hakk ın Kapsam ı ve Müdahalenin Varl ığı 24. Anayasa'n ın 36. maddesinin birinci f ıkras ında herkesin yarg ı mercileri önünde davac ı veya daval ı olarak iddiada bulunma ve savunma hakk ına sahip oldu ğu belirtilmi ştir. Dolay ısı yla mahkemeye eri şim hakk ı, Anayasa n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan hak arama özgürlü ğünün bir unsurudur. Di ğer yandan Anayasa'n ın 36. maddesine adil yarg ılanma ibaresinin eklenmesine ili şkin gerekçede, Türkiye'nin taraf oldu ğu uluslararas ı sözleşmelerle de güvence alt ına al ınan adil yarg ılanma hakk ının madde metnine dâhil edildi ği vurgulanm ıştır. Avrupa İnsan Haklar ı Sözleşmesi'ni (Sözle şme) yorumlayan Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesi (A İHM), Sözle şme'nin 6. maddesinin (1) numaral ı fıkras ının mahkemeye erişim hakk ını içerdiğini belirtmektedir ( Özbak ım Özel Sa ğlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, 34). Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 525. Anayasa'n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan hak arama özgürlü ğü, bir temel hak olman ın yan ında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlan ılmay ı ve bunlar ın korunmas ını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bak ımdan davan ın bir mahkeme taraf ından görülebilmesi ve ki şinin adil yarg ılanma hakk ı kapsam ına giren güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak ki şiye iddialar ını ortaya koyma imkân ının tan ınmas ı gerekir. Di ğer bir ifadeyle dava yoksa adil yarg ılanma hakk ının sağlad ığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz ( Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, 33). 26. Anayasa Mahkemesi bireysel ba şvuru kapsam ında yapt ığı değerlendirmelerde mahkemeye eri şim hakk ının bir uyu şmazl ığı mahkeme önüne ta şıyabilmek ve uyu şmazl ığın etkili bir şekilde karara ba ğlanmas ını isteyebilmek anlam ına geldiğini ifade etmi ştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, 52). 27. Somut olayda ba şvurucu taraf ından aç ılan davan ın zamana şımından reddedilerek esas ının incelenmemesi nedeniyle ba şvurucunun mahkemeye eri şim hakk ına yönelik bir müdahalenin bulundu ğu görülmektedir. b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Olu şturmad ığı 28. Anayasa Mahkemesince Yaşar Çoban karar ında Yarg ıtay ın 18/11/2009 tarihinden önceki içtihad ının devletin tapu sicilinin tutulmas ından doğan sorumlulu ğunun tapu kütü ğünün olu şumu s ıras ında yap ılan hatalar ı kapsamad ığı yolunda oldu ğu, Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli karar ından sonra içtihad ın değiştiği belirtilmi ştir. Bu içtihatta 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde öngörülen sorumlulu ğun kadastro görevlilerinin dayanaks ız ya da gerçek hukuksal duruma uymayan kay ıt düzenlemelerini ve ta şınmaz ın niteliğinde yanl ışlıklar yapmalar ını da kapsad ığı belirtilmi ştir. Yarg ıtay hukuk daireleri de bu tarihten sonra Yarg ıtay HGK'n ın bu içtihad ı doğrultusunda karar vermi ştir. Nitekim Avrupa İnsan Haklar ı Mahkemesi (A İHM) de Yarg ıtay HGK'n ın bu içtihad ından sonra yeni bir iç hukuk yolu olu ştuğunu kabul ederek kabul edilemezlik kararlar ı vermiştir (Yaşar Çoban, 45, 46, 68). Anayasa Mahkemesi de daha önceki kararlar ında Yarg ıtay içtihad ına dayanarak 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde öngörülen tazminat yolunun kadastro tespiti aşamalar ındaki işlemlerden do ğan zararlar ın telafisi yönünden de etkili oldu ğu sonucuna ulaşmıştır (Nazmiye Akman , B. No: 2013/1012, 16/4/2013, 25; Ahmet Hilmi Serter , B. No: 2014/10954, 17/11/2016, 41, 42; Hatice Avc ı ve diğerleri , B. No: 2014/9788, 22/9/2016, 74-76). 29. Yarg ıtay 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesi uyar ınca aç ılacak tazminat davalar ının 11/1/2011 tarihli ve 6098 say ılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi (818 say ılı mülga Kanun'un 125. maddesi) gere ğince on y ıllık genel zamana şımı süresine tabi olduğunu kabul etmektedir. Buna göre kadastro tespiti nedeniyle mülkiyet kayb ının kesinleştiği tarihten itibaren on y ıl içinde tazminat davas ının aç ılmas ı gerekmektedir ( Yaşar Çoban, 69). 30. Somut olayda ba şvurucunun ta şınmaz ı Urla Kadastro Mahkemesinin 13/5/1982 tarihli karar ıyla tescil harici b ırak ılm ıştır. Daire, Urla Kadastro Mahkemesinin 13/5/1982 tarihli karar ının kesinle ştiği tarih olan 17/8/1983 tarihinden itibaren 6098 say ılı Kanun'un 146. maddesindeki (818 say ılı mülga Kanun'un 125. maddesi) on y ıllık genel zamana şımı süresi içinde dava aç ılmas ı gerekirken 2011 y ılında aç ılan davada genel zamana şımı süresinin geçtiğine ve bu nedenle davan ın reddi gerekti ğine hükmetmi ştir. Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 631. Başvurucu taraf ından taşınmaz ının tescil harici b ırak ılmas ından sonra dava açılmam ıştır. Dolay ısıyla Dairenin karar ına göre en son 1993 y ılında dava aç ılm ış olmas ı gerekmektedir. Ancak an ılan tarihteki Yarg ıtay içtihad ı 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinin tapu kütü ğünün oluşumu s ıras ında yap ılan hatalar ı kapsamad ığı biçimindedir. Diğer bir ifadeyle o tarihteki içtihat itibar ıyla 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde düzenlenen sorumluluk davas ı, başvurucular ın tazminat iddias ını incelemeye ve gerekirse başvurucular lehine tazminata hükmedilmesine elveri şli bir yol de ğildir. Bu dava, Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli içtihad ından sonra ba şvurucular ın tazminat talebinin incelenmesi bak ımından etkili ve elveri şli hâle gelmi ştir (Yaşar Çoban, 71). 32.Yaşar Çoban karar ında ifade edildi ği üzere 18/11/2009 tarihinde olu şan bu hukuki yol için zamana şımı süresinin bu tarihe kadar doldu ğunun tespit edilmi ş olmas ı 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesinde öngörülen tazminat yolunu etkisizle ştirmektedir. Sonradan olu şan bir hukuk yoluna ili şkin zamana şımı süresinin ki şinin bu yola ba şvurmas ını kesin olarak imkâns ız hâle getirecek bir tarihte ba şlayacağının kabulü, s ınırlaman ın istisn a olduğu ilkesiyle ba ğdaşmamaktad ır. Bununla birlikte 6098 say ılı Kanun'un 146. maddesi (818 say ılı mülga Kanun'un 125. maddesi) gere ğince on y ıllık zamana şımı süresinin hukuki güvenlik ve istikrar ın sağlanmas ı amac ına matuf oldu ğu gözetildi ğinde bu sürenin tamamen gözard ı edilmemesi gerekti ği de aç ıktır. Başvurucular ın dava açma hakk ını kullanabilmesindeki bireysel yarar ile hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sa ğlanmas ındaki kamu yarar ı aras ında dava açman ın süreye ba ğlanm ış olmas ını anlams ız k ılmayacak şekilde bir denge kurulmal ıdır. Bu denge kurma çabas ının on y ıllık zamana şımı süresinin bu hukuki yolun olu ştuğu 18/11/2009 tarihinden itibaren yeniden i şleyeme ba şlayacağının kabulün ü zorunlu k ılmad ığının alt ı çizilmelidir. Aksi takdirde zamana şımı süresinin öngörülmesi anlams ız hâle gelecek ve kamu yarar ı ile bireysel yarar aras ında gözetilmesi gereken denge kamu yarar ı aleyhine bozulmu ş olacakt ır. Önemli olan husus 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmu ş bulunanlar yönünden 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesi kapsam ında dava aç ılabilmesine imkân tan ınm ış olmas ıdır (Yaşar Çoban, 72, 73). 33.Yaşar Çoban karar ında 18/11/2009 tarihinden önce zamana şımı süresi dola n başvurucular ın dava açabilmelerini mümkün k ılacak makul bir süre öngörülmesi gerekti ği belirtilmiş ve bu sürenin ne kadar olaca ğının takdiri derece mahkemelerine ve Yarg ıtaya bırak ılm ıştır. Ancak an ılan karar sonras ında derece mahkemeleri ve Yarg ıtay taraf ından 18/11/2009 tarihinden önce zamana şımı süresi dolan ba şvurucular ın dava açabilmelerini mümkün k ılacak ve öngörülebilir makul bir süre belirlenmedi ği anlaşılmaktad ır. 34. Bu durumda yukar ıda aç ıklanan ilkeler do ğrultusunda 18/11/2009 tarihinde n önce zamana şımı süresi dolmu ş olan somut ba şvuruya konu davan ın bu tarihten sonra makul bir süre içinde aç ılıp aç ılmad ığının tespit edilmesi gerekmektedir. Belirlenecek bu sürenin dava aç ılmas ını mümkün k ılacak yeterlili ğe sahip ve öngörülebilir olmas ı gerektiğinde kuşku bulunmamaktad ır. Fakat bu süre, dava açma hakk ının kullanabilmesindeki bireysel yarar ile hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sa ğlanmas ındaki kamu yarar ı aras ındaki dengeyi de bozmamal ıdır. Hesaplamada uyu şmazl ığın dava edilebilmesini süreye tabi k ılan zamana şımı düzenlemesi de dikkate al ınmal ıdır. Nitekim uyu şmazl ık için belirlenen on y ıllık zamana şımı süresi kadar veya daha fazla bir sürenin öngörülmesi hâlinde hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin zedelenece ği aç ıktır. Ayr ıca bu dava, Yarg ıtay HGK'n ın 18/11/2009 tarihli içtihad ından sonra tazminat talebinin incelenmesi bak ımından etkili ve elveri şli hâle geldiğinden bu tarihten hemen sonra davan ın aç ılmas ını beklemek de hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Zira bu süre, Yarg ıtay HGK içtihad ının toplum taraf ından bilinebilir hâle geleceği bir zaman diliminden daha k ısa da olmamal ıdır. Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 735. Sonuç olarak 4721 say ılı Kanun'un 1007. maddesi kapsam ında 18/11/2009 tarihinden önce zamana şımı süresi dolmu ş bulunan tazminat talepleri hakk ında bu tarihten itibaren makul bir süre içinde dava aç ılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Bu sürenin ne kadar olaca ğının takdirinin derece mahkemelerine ve özellikle içtihat mahkemesi konumund a olan Yarg ıtaya ait oldu ğu kuşkusuz olmakla birlikte somut olayda derece mahkemelerinin bu yönde bir de ğerlendirmeye yer vermedikleri ve dava aç ılmas ını mümkün hâle getirebilecek şekilde makul bir süre tespiti yoluna gitmedikleri anla şılmaktad ır. Derece mahkemeleri başvurucu taraf ından 27/5/2011 tarihinde aç ılan davada 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresinin doldu ğunu tespit etmi şlerdir. Yukar ıda yer verilen de ğerlendirmeler de dikkate al ındığında 18/11/2009 tarihinden 1 y ıl 6 ay 8 gün sonra aç ılan davan ın makul kabul edilebilecek bir sürede aç ıldığı sonucuna var ılm ıştır. Bu nedenle ba şvurucu taraf ından aç ılan davan ın 18/11/2009 tarihinde etkili hâle gelen hukuk yolunun bu tarihten önce tüketilmesi gerektiği gerekçesiyle zamana şımından reddedilmesi suretiyle ba şvurucuya yüklenen külfet, kamu yarar ı ile bireyin mahkemeye eri şim hakk ı aras ında kurulmas ı gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozmu ş ve mahkemeye eri şim hakk ına yap ılan müdahaleyi orant ısız kılm ıştır. 36. Aç ıklanan gerekçelerle Anayasa n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ğine karar verilmesi gerekir. M. Emin KUZ bu görü şe farkl ı gerekçe ile kat ılm ıştır. C. 6216 Say ılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden 37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 say ılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yarg ılama Usulleri Hakk ında Kanun'un 50. maddesinin ilgili k ısm ı şöyledir: (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 38. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yarg ılamaya karar verilmesi talebinde bulunmuştur. 39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan karar ında ihlal sonucuna var ıldığında ihlalin nas ıl ortadan kald ırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmi ştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme di ğer bir karar ında ise bu ilkelerle birlikte ihlal karar ının yerine getirilmemesinin sonuçlar ına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devam ı anlam ına gelece ği gibi ilgili hakk ın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanaca ğına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 840. Bireysel ba şvuru kapsam ında bir temel hakk ın ihlal edildi ğine karar verildi ği takdirde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün oldu ğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmas ıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kayna ğı belirlenerek devam eden ihlali n durdurulmas ı, ihlale neden olan karar veya i şlemin ve bunlar ın yol açt ığı sonuçlar ın ortadan kald ırılmas ı, varsa ihlalin sebep oldu ğu maddi ve manevi zararlar ın giderilmesi, ayr ıca bu bağlamda uygun görülen di ğer tedbirlerin al ınmas ı gerekmektedir ( Mehmet Do ğan, 55, 57). 41.İhlalin mahkeme karar ından kaynakland ığı veya mahkemenin ihlali gideremedi ği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 say ılı Kanun un 50. maddesinin (2) numaral ı fıkras ı ile İçtüzük ün 79. maddesinin (1) numaral ı fıkras ının (a) bendi uyar ınca, ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yeniden yarg ılama yap ılmak üzere karar ın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. An ılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farkl ı olarak, ihlali ortadan kald ırmak amac ıyla yeniden yarg ılama sonucunu do ğuran ve bireysel ba şvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi taraf ından ihlal karar ına bağlı olarak yeniden yarg ılama karar ı verildiğinde, usul hukukundaki yarg ılaman ın yenilenmesi kurumundan farkl ı olarak ilgili mahkemenin yeniden yarg ılama sebebinin varl ığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktad ır. Dolay ısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülü ğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ı nedeniyle yeniden yarg ılama karar ı vererek devam eden ihlali n sonuçlar ını gidermek üzere gereken i şlemleri yerine getirmektir ( Mehmet Do ğan, 58-59; Aligül Alkaya ve di ğerleri (2) , 57-59, 66-67). 42.İncelenen ba şvuruda 18/11/2009 tarihinde etkili hâle gelen hukuk yoluna ili şkin makul bir süre içinde dava aç ıldığı hâlde davan ın zamana şımından reddedilmesinden dolay ı mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ği sonucuna var ılm ıştır. Dolay ısıyla ihlalin mahkeme karar ından kaynakland ığı anlaşılmaktad ır. 43. Bu durumda mahkemeye eri şim hakk ının ihlalinin sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmaktad ır. Yap ılacak yeniden yarg ılama ise bireysel ba şvuruya özgü düzenleme içeren 6216 say ılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaral ı fıkras ına göre ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ına yöneliktir. Bu kapsamda yap ılmas ı gereken i ş yeniden yarg ılama karar ı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ula ştıran nedenleri gideren, ihlal karar ında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple karar ın bir örne ğinin yeniden yarg ılama yap ılmak amac ıyla dosyan ın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. 44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden olu şan toplam 3.257,50 TL yarg ılama giderinin ba şvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Aç ıklanan gerekçelerle; A. Mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ğine ilişkin iddian ın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 9B. Anayasa n ın 36. maddesinde güvence alt ına al ınan mahkemeye eri şim hakk ının İHLAL ED İLDİĞİNE, C. Karar ın bir örne ğinin mahkemeye eri şim hakk ının ihlalinin sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yeniden yarg ılama yap ılmak üzere Urla Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2016/328 ve K.2016/792) GÖNDER İLMESİNE, D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden olu şan toplam 3.257,50 TL yarg ılama giderinin ba şvurucuya ÖDENMES İNE, E. Ödemenin, karar ın tebliğini takiben ba şvurucunun Hazine ve Maliye Bakanl ığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yap ılmas ına; ödemede gecikme olmas ı hâlinde bu sürenin sona erdi ği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA, F. Karar ın bir örne ğinin bilgi için Yarg ıtay 20. Hukuk Dairesine GÖNDER İLMESİNE, G. Karar ın bir örne ğinin Adalet Bakanl ığına GÖNDER İLMESİNE 21/10/2020 tarihinde OYB İRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Kadir ÖZKAYA M. Emin KUZ R ıdvan GÜLEÇ Üye Üye Y ıldız SEFERİNOĞLU Basri BA ĞCI Başvuru Numaras ı: 2017/20651 Karar Tarihi : 21/10/2020 10FARKLI GEREKÇE Taşınmaz ın kadastro mahkemesince tescil harici b ırak ılmas ından dolay ı uğran ılan zarar ın tazmin edilmesi talebiyle aç ılan davan ın zamana şımından reddedilmesi sebebiyle mahkemeye eri şim hakk ının ihlal edildi ğine karar verilmi ştir. Karar ın gerekçesinde; Yarg ıtay ın 18/11/2009 tarihli karar ından önceki içtihad ı devletin tapu sicilinin tutulmas ından doğan sorumlulu ğunun tapu kütü ğünün olu şumu sıras ında yap ılan hatalar ı kapsamad ığı yolunda iken içtihat de ğişikliği ile 4721 say ılı Kanunun 1007. maddesinde öngörülen tazminat yolunun bunlar yönünden de etkili hâle geldiği, on y ıllık zamana şımı süresinin bu içtihat de ğişikliği ile oluşan hukukî yol için 18/11/2009 tarihinde yeniden i şlemeye ba şlayacağı söylenemese de, bu tarihten önce zamanaşımı süresi dolan ba şvurucular ın dava açmalar ını mümkün k ılacak makul bir süre öngörülmesi gerekti ği belirtilerek, somut olayda ba şvurucular ın mezkûr içtihat değişikliğinden 1 y ıl 6 ay 8 gün sonra açt ıklar ı davan ın makul kabul edilebilecek bir sürede açıldığı sonucuna var ılm ış ve davan ın zamana şımından reddedilmesinin kamu yarar ı ile bireyin mahkemeye eri şim hakk ı aras ında kurulmas ı gereken adil dengeyi ba şvurucu aleyhine bozarak an ılan hakka yap ılan müdahaleyi orant ısız k ıldığı gerekçesiyle ihlal karar ı verilmiştir ( 28-36). Oybirliğiyle al ınan ihlal karar ına kat ılmakla birlikte, somut olayda zamana şımından reddedilen davan ın mezkûr içtihat de ğişikliğinden 1 y ıl 6 ay 8 gün sonra aç ıldığı ve bu sürenin makul oldu ğu belirtilerek ihlal sonucuna var ılmas ının isabetli olmad ığını düşünüyorum. Bilindiği gibi, konuya ili şkin ilke karar ımızda, 18/11/2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolan davalar bak ımından, Yarg ıtay ın içtihat de ğişikliğinden sonra ortaya çıkan ve A İHM ile Anayasa Mahkemesi taraf ından da etkili bir hukuk yolu oldu ğu kabul edilen 4721 say ılı Kanunun 1007. maddesi kapsam ında tazminat davas ı aç ılmas ını mümkün kılacak makul sürenin ne kadar olaca ğının takdirinin derece mahkemelerine ve özellikle içtihat mahkemesi konumunda olan Yarg ıtaya ait oldu ğunda kuşku bulunmad ığı belirtilmi ştir (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, 73). İncelenen ba şvuruya konu red karar ının, yukar ıda belirtilen ilke karar ımızdan önce verildiği (16/12/2016) ve onand ığı (13/6/2017) dikkate al ındığında, makul sürenin belirlenmesinde takdir yetkisinin derece mahkemelerine ve özellikle Yarg ıtaya ait oldu ğuna ilişkin tespitten ayr ılman ın uygun olmad ığı aç ıktır. Somut ba şvuruda da içtihat de ğişikliğinden başvuruya konu davan ın aç ılmas ına kadar geçen sürenin makul olup olmad ığı Mahkememizce de ğerlendirilmeden, bu değerlendirmenin derece mahkemelerince yap ılmas ı gerektiği ve bu süreye ili şkin bir inceleme yap ılmadan zamana şımı sebebiyle davan ın reddine karar verilmesinin mahkemey e erişim hakk ına yap ılan müdahaleyi orant ısız k ıldığı gerekçesiyle ihlal karar ı verilmesinin ilke karar ımıza uygun olaca ğı düşüncesiyle ço ğunluğun karar ına farkl ı gerekçeyle kat ılıyorum. Üye M. Emin KUZ