Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5895 E. , 2024/5021 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5895 Karar No : 2024/5021 Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) ... Vekili : Av. ... 2- (Davalı) ... İl Özel İdaresi Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Davalı tara
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5895 E. , 2024/5021 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5895 Karar No : 2024/5021 Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacı) ... Vekili : Av. ... 2- (Davalı) ... İl Özel İdaresi Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Davalı tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; davacı tarafından, Kırklareli İli, Merkez İlçe, ... Beldesi ile ... Köyü arasında bulunan köy yolunda davacının eşi tarafından kullanılan aracın kaza yapması neticesinde davacının kızı ...'in vefat etmesinin idarenin hizmet kusuru sebebiyle yol zemininde oluşan bozukluğa ve uyarcı levha bulunmamasına bağlı olarak gerçekleştiği ileri sürülerek, 19.285,86 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 119.285,86 TL tazminatın olay tarihi olan 03/06/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, 6.428,62 TL maddi tazminatın, 1.000,00 TL kısmı yönünden görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı 13/12/2013 tarihinden itibaren, 5.428,62 TL kısmı yönünden ise ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 18/12/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın, görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı 13/12/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat isteminin kalan kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olup; temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır. Yukarıda aktarılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihi, idareye başvuru yapılmadan açılan davalarda ise dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda; temyize konu Mahkeme kararında "6.428,62 TL maddi tazminatın, 1.000,00 TL kısmı yönünden görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı 13/12/2013 tarihinden itibaren, 5.428,62 TL kısmı yönünden ise ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 18/12/2015 tarihinden itibaren" kısmının, "toplam 6.428,62 TL maddi tazminatın görevli olmayan yargı merciinde davanın açıldığı 13/12/2013 tarihinden itibaren" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın ıslah ile artırılan kısma yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihinin yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Davaya konu uyuşmazlık, hukuka aykırı haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilden doğan tazminat borçlarında temerrüt, haksız fiil tarihinde kendiliğinden gerçekleşir. Bu itibarla ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek yoktur. Bu durumda, davacı tarafından da talep edildiği üzere, hükmedilen tazminata olay tarihinden (03/06/2012) itibaren yasal faiz işletilmesi ve temyize konu kararın tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının belirtilen şekilde düzeltilmesi gerektiği görüşüyle, bu kısma yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum.