Başvuru, yargılama aşamasında hukuka aykırı olarak tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi nedeniyle anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yargılama aşamasında hukuka aykırı olarak tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi nedeniyle anayasal hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/12/2013 tarihinde Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuş, Bölüm tarafından verilen 12/3/2014 tarihli ara kararı ile başvurucunun adli yardım talebi kabul edilmiştir. Bölüm tarafından 13/03/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 14/4/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 15/5/1990 doğumlu olup hakkındaki ceza soruşturmasına ve yargılamasına konu eylemlerin işlendiği 10/7/2007 tarihi itibarıyla 18 yaşından küçüktür. Başvurucu 25/7/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun “kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs, mala zarar verme ve ruhsatsız silah taşıma” suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesinin 24/2/2010 tarihli ve E.2007/125, K.2010/71 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs ve mala zarar verme” suçlarından mahkûmiyetine “ruhsatsız silah taşıma” suçundan ise beraatına karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Ceza Dairesinin 3/10/2011 tarihli ve E.2011/1014, K.2011/5638 sayılı ilamı ile yargılama sürecindeki usule ilişkin eksiklikler nedeniyle bozulmuştur. Bozma sonrasında yargılamaya devam eden Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi, 24/2/2012 tarihli ve E.2011/317, K.2012/60 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten insan öldürme” suçundan 10 yıl hapis, “(2 ayrı) kasten insan öldürmeye teşebbüs” suçundan toplam 10 yıl 12 ay 40 gün hapis, “mala zarar verme” suçundan 040 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemece hüküm ile birlikte “hükmedilen ceza miktarı, tutuklu kaldıkları süre" dikkate alınarak başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesinin 16/4/2013 tarihli ve E.2013/1379, K.2013/3231 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında “kasten insan öldürmeye teşebbüs” ve “mala zarar verme” suçları yönünden verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına, “kasten insan öldürme” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise “cezasının eksik tayin edildiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya konu olan suç bakımından yargılamaya devam eden Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesi 6/12/2013 tarihli ve E.2013/391, K.2013/451 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten insan öldürme” suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemece hüküm ile birlikte “tutuklulukta geçen süre ve aynı zamanda hükümlü olması dikkate alınarak” başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir. Başvurucu 16/12/2013 tarihinde Mahkemeden tahliye talebinde bulunmuştur. Başvurucunun talebi, Mahkemenin 19/12/2013 tarih ve E.2013/391 sayılı (ek) kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, bu karara karşı itiraz yoluna başvurmamıştır. Başvurucu 23/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu hakkında Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesinin 6/12/2013 tarihli kararı ile “kasten insan öldürme” suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay Ceza Dairesinin 30/4/2014 tarihli ve E.2014/1635, K.2014/2775 sayılı ilamı ile onanmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),...” 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama kararı” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”