Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) uygulanan cezai şartın (işlem) iptali için açılan davada, cezai şart uygulanmasına dayanak olan bilgi ve belgelerin dava açılmadan önce temin edilememesi nedeniyle savunma imkânının kısıtlanması, dava konusu işlemin dayanağı olan sözleşme maddesinden farklı bir maddeye dayanılarak hüküm kurulması ve duruşmada dinlenen tanık beyanları dikkate alınmaksızın davanın reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) uygulanan cezai şartın (işlem) iptali için açılan davada, cezai şart uygulanmasına dayanak olan bilgi ve belgelerin dava açılmadan önce temin edilememesi nedeniyle savunma imkânının kısıtlanması, dava konusu işlemin dayanağı olan sözleşme maddesinden farklı bir maddeye dayanılarak hüküm kurulması ve duruşmada dinlenen tanık beyanları dikkate alınmaksızın davanın reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 26/6/2013 tarihinde Eskişehir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 25/11/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ile SGK arasında, SGK kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin eczane protokolü bulunmaktadır. Anılan protokolün maddesine göre eczanelerce fatura edilen reçetelerde bulunması gereken reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespiti hâlinde SGK’nın ilgili eczane hakkında cezai şart uygulama yetkisi mevcut olup bu kapsamda başvurucu tarafından SGK’ya fatura edilen 38 hastaya ait 79 reçetede, bahsedilen durumların tespit edildiği gerekçesiyle Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından başvurucu hakkında protokolün anılan hükmüne dayanılarak cezai şart uygulanmıştır. Başvurucu, bu işleme karşı iptal davası açmış, aynı tarihte Eskişehir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne itiraz başvurusunda bulunarak cezaya dayanak reçetelerin kimlere ait olduğu, tutarları ve tarihleri ile ilgili bilgi talebinde bulunmuştur. Başvurucunun bu talebi anılan kurum tarafından reddedilmiştir. Başvurucu tarafından açılan davaya bakan Eskişehir Asliye Hukuk Mahkemesi, yargılama sürecinde bilirkişi incelemesi yaptırıp tanık ifadelerine başvurduktan sonra 3/5/2012 tarihli ve E.2011/214, K.2012/220 sayılı kararla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “Dava, esasen taraflar arasındaki protokolün sözleşmeye aykırı olarak cezai şart tahakkuk ettirilmek suretiyle ihlal edildiği iddiası ile açılmış menfi tespit ve bilahare istirdada ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin maddesi “Eczanenin kuruma fatura ettiği reçetelerde bulunması gerekli ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespit edilmesi hâlinde reçete bedelinin beş katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı hâlinde reçete bedelinin 5 katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve bir ay süre ile sözleşme yapılamaz.” hükmünü amirdir. Yine 3 maddesinde ise “Eczane protokolünün 3 maddesine göre ilacı alan kişinin reçete sahibi olması gerekli olmamakla birlikte hasta yakını, birinci dereceden yakını harici olan kişilerden TC kimlik numarası alınması veya ibraz edilen belgenin numarasının alınmasının yeterli olacağı ...” hükmü mevcuttur. İhtilaf bu maddelerin ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Deliller toplandıktan sonra dosyada 3'lü bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Bilirkişi kurulu raporlarının sonuç bölümünde; her ne kadar muhakkik raporunda dava dilekçesinde belirtilen reçetelerle ilgili olarak ilaç alan kişilerin imza inkarında bulundukları ve TC kimlik numaralarının alınmadığı vakıa ise de; protokol ile davacı eczacıya ilaç alan kişilerin kimlik bilgilerinin sorgulanması görevinin verilmesinin yasalara aykırı olduğunu, protokol hükümlerinin yasalara aykırı olamayacağı gerekçesiyle bu kapsamda protokol hükümlerinin ihlal edilmiş sayılamayacağı ifade edilmiştir. Protokol hükümleri taraflar arasında sözleşme serbestisi ilkesine uygun olarak oluşturulmuştur. Sözleşme hükümleri yasa ve ahlaka aykırı olmadığına göre, taraflar arasındaki ihtilafta öncelikle uygulanmalıdır. Dosya kapsamına göre davaya konu edilen reçetelerde belirtilen ilaçları alan kişilerle ilgili sözleşmede ifade edildiği şekilde kimlik tespiti ya da belirlenmesi yapılmadan davacı tarafından ilaç verildiği belirlenmiş olduğundan; protokol hükümleri ihlal edilmiştir ve davalının sözleşmeye göre yapmış olduğu uygulama yerindedir. Dava bu nedenle reddedilmiştir.” Başvurucu tarafından temyiz edilen bu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/11/2012 tarihli ve E.2012/17023, K.2012/25479 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 13/5/2013 tarihli ve E.2013/5116, K.2013/12133 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Karar 18/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 26/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili hükümleri şöyledir: “Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: … f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.” 6100 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.”