1. Hukuk Dairesi 2013/19360 E. , 2014/8973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTAL VE TESCİL- OLMAZSA TENKİS Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.04.2009 gün ve 2006/1 esas 2009/193 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 28.03.2013 gün ve 16102-4430 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuks
**1. Hukuk Dairesi 2013/19360 E. , 2014/8973 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTAL VE TESCİL- OLMAZSA TENKİS Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 02.04.2009 gün ve 2006/1 esas 2009/193 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 28.03.2013 gün ve 16102-4430 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaz ise tenkis isteğine ilişkindir. Mahkemece, muris tarafından yapılan satış işleminin gerçek satış olduğu, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, Dairece; onanmasına karar verilmiş, davacılar vekilince karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın 01.12.1947 tarih 4 sıra numarası ile miras bırakan .... adına tapuda kayıtlı iken, 04.03.1983 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları esnasında, miras bırakan .... adına Tespit gördüğü, yapılan tespite miras bırakan tarafından davalı oğullarına haricen sattığı açıklanmak suretiyle itiraz edildiği, 15.06.1988 tarihli tapulama komisyon kararı ile davalılar adına tespit ve tescilinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi, gerek 01.04.1974 gün 1/2, gerekse 16.03.1990 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararlarında açıkça vurgulandığı üzere "muris muvazaası, miras bırakanın danışıklı olarak mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacı ile gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz mal hakkında, tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklaması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki satış sözleşmesinin B.K'nun 18.maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinde şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, dava açabilmelerine olanak veren hukuki bir olgu olarak tanımlanmaktadır." Çekişmeli taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydı, tapulama esnasında komisyona yapmış olduğu itiraz üzerine oluşmuştur. Davacılar, murisin yaptığı bu tasarrufun bedelsiz olduğunu ve kendilerinden mal kaçırma amacına yönelik bulunduğunu, taşınmazların davalılar üzerine geçirilmesinde satışın değil, bağışın üstün tutulduğunu, mülkiyetin devrinin muvazaa ile illetli olduğunu, bu itibarla geçersiz olduğundan asıl amaçlanan bağış sözleşmesinin de bu konuda açık bir beyan taşımadığı için biçim koşulundan yoksun olması sebebi ile geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Hemen belirtilmelidir ki, tapulu taşınmazlarda mülkiyeti nakleden akitlerin resmi şekilde yapılması T.M.K.'nun 706, B.K'nun 213 ve Tapu Kanununun 26.maddesi hükmü gereğidir. Ne var ki, gerek 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/B maddesi, gerekse 09 Ekim 1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-a maddesinde bu yasaların genelde bir tasfiye yasası olmaları nedeniyle T.M.K'nun 706 ve B.K'nun 213.maddesinde mülkiyetin naklinde öngörülen buyurucu nitelikteki hükümlere ayrık bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre kayıt sahibinin tapulama sırasında kadastro teknisyeni huzurunda, taşınmazın zilyedi adına tesbit ve tesciline muvafakatıni bildirmesi, mülkiyetin zilyet adına geçirilip, onun üzerine tesbitinin yapılabilmesi için yeterli kabul edilmiştir. Eş anlatımla kadastro teknisyeni huzurunda verilen muvafakat bildirimi, resmi memur önünde serbest irade ile belirtilen tescil isteme beyanına eşdeğer olarak görülmüştür. Kayıt sahibinin zilyet adına tesbite muvafakat beyanının haricen satış gibi ya da başka bir nedene dayandırılarak ileri sürülmüş olması da bu kabulde sonuca etkili değildir. Öte yandan, H.G.K.'nun 29.11.2006 gün 2006/1-734 Esas, 2006/761 Karar sayılı yine H.G.K'nun 16.06.2010 gün 2010//1-282 Esas ve 2010/323 Karar sayılı içtihatlarında "Bir konunun İçtihadı Birleştirme Kararı ile aydınlanması, ameli sonuç bakımından o konuda yeni bir yasa çıkarılması anlamına gelmektedir. Nasıl ki, yasa hükümleri uygulanırken tefsirleri ve asıl amacının belirlenmesi gerekmekte ise yine yasa hükmünde olan İçtihadı Birleştirme Kararının da tefsiri mümkün olup, bu durum sonuçları ile bağlayıcı olan İçtihadı Birleştirme Kararının genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelmemektedir. Bu nedenle İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde muris muvazaasının oluşabilmesi için taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı olması yanında murisin tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olması koşulunun ne anlama geldiğinin saptanması gerekmektedir. Burada kastedilen irade açıklaması murisin bizzat tapu memurunun önüne giderek beyanda bulunması değil, her ne biçimde ve her ne yolla olursa olsun murisin iradesinin resmi memura ulaştırılması ve bu iradenin tapudaki muvazaalı devir işlemine esas olmasıdır, yani iradenin hangi vasıta ile değil, hangi amaçla tapu memuru önüne geldiği önemlidir."denilmektedir. Görüleceği üzere butlan sonucunu doğurarak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan bu tevhidi içtihat kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda iradesini satış doğrultusunda açıklaması yada yukarıda tarih ve sayısı yazılı H.G.K. Kararlarında da açıklandığı gibi eşdeğer sonuç doğuran Kadastro Kanununun 12/B-a maddesi uyarınca kadastro tekniksiyeni huzurunda bu doğrultuda beyanda bulunması gerekir. Somut olayda, ortak miras bırakan tapulama komisyonuna verdiği ve imzası ile tasdik ettiği dilekçesi ile bu yeri haricen davalılara sattığını ve davalı adına tesbitine muvafakat ettiğini beyan etmiştir. Kadastro Kanunu 13/B-a maddesine göre Kadastro teknisyeni huzurunda verilen muvafakat bildirimi, resmi memur önünde serbest irade ile belirtilen tescil isteme beyanı olarak görüldüğüne, H.G.K.nun yukarıda bildirilen kararlarına göre de murisin bizzat tapu memurunun önüne giderek beyanda bulunması şart olmadığına, her ne şekilde ve her ne yolla olursa olsun murisin iradesinin resmi memura ulaştırılması ve bu iradenin tapudaki muvazaalı devir işlemine esas olması önemli olduğuna göre, kadastro tutanağına karşı yapılan işlemlerin 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında kalmadığı söylenemez. Bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde, ortak miras bırakan tarafından tapulama komisyonuna verdiği ve imzası ile tasdik ettiği dilekçesi ile dava konusu taşınmazı haricen davalılara sattığını ve davalılar adına tesbitine muvafakat ettiğini beyan etmek suretiyle yaptığı işlemin, 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği şekilde mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun kanıtlanamadığı anlaşıldığından, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Anılan bu hususlar, davalı vekilinin karar düzeltme isteği sonucu yeniden yapılan inceleme üzerine belirlendiğinden, Dairenin, 28.03.2013 tarih, 2012/16102 Esas, 2013/4430 Karar sayılı onama kararının gerekçesinin ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemenin 02.04.2009 tarih, 2006/1 esas, 2009/193 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan ONANMASINA, karar düzeltme dilekçesinde yazılı nedenler HUMK.'nun 440.maddesinde gösterilen dört halden hiçbirine uymamaktadır. Bu nedenle, 6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollamasıyla davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin REDDİNE, 30.04.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dairenin, 28.03.2013 tarih, 2012/16102 Esas, 2013/4430 Karar sayılı onama ilamında belirtilen nedenlerle karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne gerekçesi bakımından katılmamaktayız.