T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/964 - 2025/1120 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/964 KARAR NO : 2025/1120 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.06.2023 NUMARASI : 2022/53 Esas 2023/468 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 02.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİH…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/964 - 2025/1120 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/964 KARAR NO : 2025/1120 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.06.2023 NUMARASI : 2022/53 Esas 2023/468 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 02.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 08.10.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 11.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı kamyonet ile davacı ...’ın eşi, diğer davacıların babası olan ... idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada ...’ın vefat ettiğini, ceza soruşturmasındaki Adli Tıp Kurumu raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tali, müteveffanın asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, müteveffanın sağlığında elektrik tamircisi olarak çalıştığını, eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldığını, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabulculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her davacı için 50,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için talebini 447,24 TL, ... için talebini 1.526,56 TL, ... için talebini 3.196,01 TL, ... için talebini 11.022,11 TL, ... için talebini 21.755,48 TL ve ... için talebini 89.406,13 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağında kural ihlali bulunmadığının belirtildiğini, kusura ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanmış ve hesaplamanın Genel Şartlar hükümlerine uygun olarak yapılması gerektiğini, müteveffanın ehliyetsiz ve koruyucu tertibatsız olarak motosiklet kullanması nedeniyle müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, usule uygun başvuru bulunmadığından dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, 12.08.2022 tarihli raporda kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 15 oranında, müteveffa sürücünün % 85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 04.04.2023 tarihli raporda müteveffanın kaza anında kask takmamış olmasının sonuç üzerinde etkisinin olmadığı ve sonucu ağırlaştırılmadığının belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 12.08.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile davacı ... için 447,24 TL, ... için 1.526,56 TL, ... için 3.196,01 TL, ... için 11.072,11 TL, ... için 21.755,48 TL, ... için 89.406,13 TL olmak üzere toplam 127.403,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12.01.2022 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, destekten yoksun kalma tazminatı talepli davada hüküm altına alınan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın kaza sırasında kask ve koruyucu tertibat kullanması halinde sonucun bu derece ağır olmayacağını ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, esasen müteveffanın ehliyetsiz olduğunun belirlendiğini, ayrıca müteveffanın kaza sırasında alkollü olup olmadığının araştırılmadığını, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, davacılara SGK tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmadan karar verildiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararığnın somut uyuşmazlık bakımından uygulanma olanağının bulunmadığını, tazminat hesabının Genel Şarttlar hükümlerine göre yapılması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak devrebaşı ödemeli belirli süreli rant formülüne göre yapılmadığını, bu hususlar gözetilmeden yapılan hesaplamanın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için destek durumunun ispat edilmediğini, tazminat hesabının aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup müteveffanın başkaca hak sahiplerinin göz önünde bulundurulmadığını, poliçe teminat limitinin gözetilmediğini, hüküm altına alınan tazminata avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu, aracın hususi araç olması nedeniyle yasal faiz uygulanabileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacılar vekili, 11.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacılardan ...'ın eşi, diğer davacıların babası ...'ın idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada ...'ın vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece 12.08.2022 tarihli raporda kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 15 oranında, müteveffa sürücünün % 85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 04.04.2023 tarihli raporda müteveffanın kaza anında kask takmamış olmasının sonuç üzerinde etkisinin olmadığı ve sonucu ağırlaştırılmadığının belirtildiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Somut olayda 11.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı çekici ile müteveffa idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada 12.08.2022 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün % 15 oranında, müteveffanın % 85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, müteveffa ...'ın eşi ve çocukları olan davacılar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada, toplanan deliller ve nüfus kayıtlarına göre hak sahibi olduğu anlaşılan davacılar için gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 2-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün olmadığı gibi davalı sigorta şirketi davacıların gerçek zararından sorumlu olup gerçek zarar hesabının Yargıtay uygulamaları ile belirlenen ilkelere göre yapılması gerekir. Somut olayda müteveffanın eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı yönünden hükme esas alınan 12.08.2022 tarihli raporda Yargıtay uygulamalarına uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmış olmasının doğru olduğu, öte yandan SGK Başkanlığı 16.03.2022 tarihli cevabi yazısına göre ...'ın vefatı nedeniyle davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirildiği ve bu hususun bilirkişi raporunda nazara alındığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yönlere değinen istinaf gerekçelerinin yerinde değildir. 3-Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Davalı vekili, motosiklet sürücüsü müteveffanın kaza esnasında kaskının olmadığını, bu durumun zararın artmasına neden olduğunu ileri sürerek belirlenen zarardan müterefarik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de; yargılama sırasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 04.04.2023 tarihli raporda, ölü muayene tutanağında ölüme sebebiyet verecek derecede kafa travması belirtilmediğinden müteveffanın kask takmamasının sonuca etkisinin olmadığı ve sonucu ağırlaştırmadığı belirlendiğine göre müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 4-Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihi ve türüne yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde; 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 30.12.2021 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 12.01.2022 olarak belirlenmesinin ve sigortalı ... plakalı çekicinin ticari araç olduğu nazara alınarak hüküm altına alınan tazminata avans faizi uygulanmasına karar verilmesinin doğru olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı taraftan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 8.702,93 TL istinaf harcından peşin alınan 2.175,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.527,08 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5- Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.