Başvuru, Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yabancı uyruklu başvurucular hakkında N-82 tahdit kodu uygulanması ya da bu işlem nedeniyle başvurucuların ikamet izinlerinin iptal edilmesi, sınır dışı işlemi uygulanması veya vize taleplerinin reddedilmesi nedeniyle din özgürlüğü ve sınır dışı etme işlemlerindeki usul güvenceleri kapsamında yerleşme hürriyetleriyle bağlantı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yabancı uyruklu başvurucular hakkında N-82 tahdit kodu uygulanması ya da bu işlem nedeniyle başvurucuların ikamet izinlerinin iptal edilmesi, sınır dışı işlemi uygulanması veya vize taleplerinin reddedilmesi nedeniyle din özgürlüğü ve sınır dışı etme işlemlerindeki usul güvenceleri kapsamında yerleşme hürriyetleriyle bağlantı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular çeşitli tarihlerde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Konu yönünden hukuki irtibatları nedeniyle 2021/48869, 2022/97954, 2021/30567, 2020/36401, 2020/38989, 2020/34365, 2022/97949, 2021/27995, 2021/34813, 2022/97959 ve 2021/53666 bireysel başvuru numaralı dosyaların 2019/40761 sayılı dosya üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucuların bir kısmı Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. İkinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Benjamin Charles McLure ve Nathan James Bradtke Avustralya, Helmut Frank ve R.F. Almanya, diğer başvurucular ise Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıdır. Başvurucuların tamamı kısa dönem ya da uzun dönem ikamet izinleriyle yasal olarak Türkiye'de ikamet etmekteyken haklarında Göç İdaresi Başkanlığınca ülkeye girişlerinin ön izin şartına bağlanması anlamına gelen N-82 tahdit kodu uygulanmıştır. Başvurucular hakkında anılan kodun uygulanmasına dair kararlar,Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanlığının raporları doğrultusunda kamu düzeni, güvenliği veya sağlığı gerekçesiyle verilmiştir. Daha sonra başvurucuların bir kısmının söz konusu kod nedeniyle ikamet izinleri iptal edilmiş, bir kısmı hakkında sınır dışı kararı alınmış ve tatil için yurt dışına çıkan bir kısım başvurucu ise vize taleplerinin reddi nedeniyle tekrar Türkiye'ye giriş yapamamıştır. Başvurucular Amanda Jolyn Krause, Benjamin Tyler Wood, Helmut Frank, Matthew Vern Black ve Nathan James Bradtke'nin Göç İdaresi Başkanlığı tarafından haklarında N-82 tahdit kodu uygulanması işlemine karşı açtıkları iptal davalarında ilk derece mahkemeleri; seyahat hürriyetini düzenleyen Anayasal hüküm ile Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi'nin ilgili hükmü incelendiğinde her iki metnin de benzer düzenlemeler içerdiği, seyahat hürriyetinin herkese tanınan bir hak olduğu, vatandaşın yurda girme ve yurttan çıkma hakkının istisnalar haricinde sınırlanamayacağı üzerinde durulduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte her iki metinde de yabancıların yurda girme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmadığını da ifade etmiştir. Bu doğrultuda ilk derece mahkemeleri, MİT Başkanlığının ilgili yazıları uyarınca kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması bağlamında devlet güvenlik birimlerinin raporları dikkate alınmak suretiyle hükümranlık yetkisi dâhilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemlerde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır. Başvurucu Nathan James Bradtke tarafından açılan iptal davasında karar veren ilk derece mahkemesi yukarıda yer verilen gerekçelerin yanında başvurucu hakkında uygulanan N kodlu Türkiye'ye girişinin ön izne tabi tutulması işleminin başvurucunun Türkiye'ye girişinin tamamen yasaklanmasına ilişkin bir işlem olmadığını, başvurucununönceden başvurmak suretiyle alınan amacına uygun özel izin veya vize ile Türkiye'ye girmesinin mümkün olduğunu da belirtmiştir. Anılan başvurucular ilk derece mahkemelerinin ret kararlarına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf mahkemeleri başvurucuların talebini, kararların hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmalarını gerektiren herhangi bir neden bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucular bu ret kararlarının kendilerine tebliğ edilmesinden sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucular Benjamin Charles Mclure ve Amanda Jolyn Krause'nin kısa dönem ikamet izinleri iptal edilmiştir. Başvurucular bu işleme karşı açtıkları iptal davaları sürecinde ikamet izinlerinin iptal edilmesinin sebebinin haklarında Göç İdaresi Başkanlığınca N-82 tahdit kodu uygulanması olduğunu öğrenmişlerdir. Anılan başvurucuların, ikamet izinlerinin iptal edilmesi işlemlerine karşı açtıkları iptal davalarında ilk derece mahkemeleri MİT Başkanlığının ilgili yazıları uyarınca başvurucuların kamu düzeni ve güvenliği yönünden sakıncalı olduklarının belirlendiğini, bu belirleme doğrultusunda ikamet izinlerinin iptal edilmesi işlemlerinin hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu Benjamin Charles McLure ile ilgili kararı veren ilk derece mahkemesi, kararda ayrıca ilgili MİT yazısında başvurucunun millî güvenlik aleyhine faaliyette bulunduğunun saptandığı bilgisine de yer vermiştir. Başvurucu Amanda Jolyn Krause hâlen Türkiye'de bulunmaktadır. Başvurucu R.F. nin ise uzun dönem ikamet izni iptal edilmiştir. Anılan başvurucunun ikamet iznininiptal edilmesi işlemine karşı açtığı iptal davasında ilk derece mahkemesi; başvurucu hakkında uygulanan ikamet izninin iptal edilmesi şeklindeki işlemin sebebinin kendisi hakkında uygulanan N-82 tahdit kodu olduğunu, başvurucunun daha önce bu tahdit kodunun uygulanması işlemine karşı dava açtığını ve davasının reddedilerek kesinleştiğini belirtmiştir. Bu durumda söz konusu tahdit kodunun yargı mercii denetiminden geçerek hukuka uygunluğu saptandığından başvurucunun ikamet izninin iptal edilmesi hususunda idareye bir takdir hakkı tanınmadığını ifade eden ilk derece mahkemesi, başvurucunun ikamet izninin iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı kanaatine vardığını ifade etmiştir. İkamet izinlerinin iptali işlemine karşı açtıkları davaları reddedilen başvurucular istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucuların istinaf talepleri de ilk derece mahkemelerinin ret kararlarının usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmalarını gerektirecek neden bulunmadığı gerekçeleriyle reddedilmiştir. Başvurucular bu ret kararlarının kendilerine tebliğinden itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Kısa dönem ikamet izniyle Türkiye'de ikamet eden başvurucular Robert Andrew Hoard ve Benjamin Tyler Wood tatil için yurt dışına çıkmaktayken haklarında N-82 tahdit kodu uygulandığı belirtilmiş ve bu bilgi uçuş kartılarına işlenmiştir. Başvurucular Türkiye'ye tekrar giriş yapabilmek için bulundukları ülkelerin konsolosluklarından vize talebinde bulunmuş, başvurucuların talebi Göç İdaresi Başkanlığı tarafından uygun görülmediği gerekçesiyle konslosluklar tarafından reddedilmiştir. Başvurucu Robert Andrew Hoard tarafından vize talebinin reddi işlemine karşı açılan iptal davasını reddeden ilk derece mahkemesi ulusal ve uluslararası mevzuat uyarınca yabancıların yurda girme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olmadığını belirtmiş ve başvurucunun daha önce hakkında uygulanan N-82 tahdit kodu aleyhine açtığı iptal davasının reddedilerek kesinleşmesi nedeniyle vize talebinin reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır. Başvurucu Benjamin Tyler Wood tarafından vize talebinin reddi işlemine karşı açılan iptal davasını reddeden ilk derece mahkemesi ise ilgili MİT yazısı uyarınca ülke güvenliğinin korunması bağlamında güvenlik birimlerinin raporları da dikkate alınarak devletin hükümranlık yetkisi uyarınca başvurucu hakkında N-82 tahdit kodu uygulanması, başvurucunun ülkeye girişinin ön izne bağlanması ve vize başvurusunun reddedilmesine dair işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını ifade etmiştir. Her iki başvurucunun bu kararlara karşı istinaf talepleri, kararların usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucular, istinaf ret kararlarının kendilerine tebliğ edilmesinden sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Uzun dönem ikamet izniyle Türkiye'de ikamet eden başvurucu R.F. yurt dışına çıkmak istemiş, hakkında N-82 tahdit kodu uygulandığı başvurucuya bildirilmiş ve başvurucu İstanbul Havalimanı Emniyetine götürülmüştür. Başvurucu burada kendisine ülkeyi terk etmek için otuz günü olduğuna dair bir tutanak imzalatıldığını belirtmiştir. Emniyet tarafından İstanbul Valiliğiyle iletişime geçilmesi üzerine başvurucu hakkında aynı gün sınır dışı ve terke davet işlemleri uygulanmıştır. Başvurucunun sınır dışı edilmesine dair alınan kararın iptal edilmesi istemiyle açtığı davada ilk derece mahkemesi başvurucunun daha önce hakkında N-82 tahdit kodu uygulanmasına ilişkin işleme karşı açtığı iptal davasının reddedildiğini ve kesinleştiğini, bu durumda ilgili mevzuat uyarınca hakkında N-82 tahdit kodu uygulanması nedeniyle başvurucunun sınır dışı edilmesine dair alınan kararda hukuka aykırı bir yön bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucunun bu karara karşı istinaf talebi reddedilmiştir. Başvurucu, istinaf ret kararının kendisine tebliğ edilmesinden sonra süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu R.F. hâlen Türkiye'de bulunmaktadır. Başvurucu Jeremy Lauren Lambert'ın, sınır dışı edilmesi ve kısa dönem ikamet izninin iptal edilmesine ilişkin işlemlere karşı açtığı iptal davasında ilk derece mahkemesi; öncelikle devletlerin egemenlik hakları kapsamında kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu sağlığının gerekli kıldığı hâllerde yabancı kişilerin ülkeye girişlerine sınırlama getirebileceği gibi ülkeye girişine izin verilen yabancıların sınır dışı edilmesine de karar verebileceğini ancak bu hususta idareye mutlak ve sınırsız bir takdir yetkisi tanınmadığını, söz konusu takdir yetkisinin kamu yararı çerçevesinde haklı gerekçelerin bulunması hâlinde yasal düzenlemelere uygun biçimde ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülükler ihlal edilmeksizin kullanılmasının asıl olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, başvurucu hakkında N-82 tahdit kodu uygulanmasına sebep olan MİT yazısında Türkiye Evanjelik (Protestan) Kiliseler Birliği tarafından Protestanların devlet nezdinde muhatap kabul edilebilmeleri amacıyla federasyon çalışmaları yapıldığının belirlendiği, Türkiye'deki Protestan kiliselerinin çatı oluşumu niteliğindeki söz konusu Dernek tarafından düzenlenen Aile Konferansı'nın 30/1/2019-2/2/2019 tarihleri arasında ABD, İngiltere ve Almanya uyruklu misyonerlerin aralarında bulunduğu yaklaşık 120 kişinin katılımıyla Antalya'da gerçekleştirildiği, konferansta misyonerlik faaliyetlerine yönelik kararlar alındığı ve başvurucunun da bu konferansa katılım sağladığı yönünde bilgilere yer verildiğini ifade etmiştir. Başvurucunun MİT yazısında yer alan faaliyetleri dolayısıyla kamu düzeni ve güvenliği bakımından tehdit oluşturduğu kanaatine ulaşan ilk derece mahkemesi, bu nedenle başvurucunun sınır dışı edilmesi işlemi ile bu işlemin sonucu olarak ikamet izninin sonlandırılmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığını kabul etmiştir. Başvurucu, ilk derece mahkemesince kesin olarak verilen bu kararın kendisine tebliğ edilmesinden sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu Jeremy Lauren Lambert hâlen Türkiye'de bulunmaktadır. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:"Kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı sebebiyle Genel Müdürlükçe; idari para cezaları ve kamu alacakları sebebiyle ise valiliklerce yabancıların ülkeye kabulü ön izin şartına bağlanabilir.” 17/3/2016 tarihli ve 29656 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ü) bendi şöyledir:" (1) Bu Yönetmelikte geçen;... ü) Ön izin şartı: Ülkeye giriş için Genel Müdürlükten alınması zorunlu olan izni,...ifade eder." 6458 sayılı Kanun'un kısa ve uzun dönem ikamet izinlerinin iptal edilmesiyle ilgili olarak 7, 15, 32, 33 ve maddelerinde öngörülen hükümlerin ilgili kısmı şöyledir:" Türkiye’ye girişlerine izin verilmeyecek yabancılarMADDE 7 – (1) Aşağıdaki yabancılar, Türkiye’ye girişlerine izin verilmeyerek geri çevrilir:...c) 15 inci maddenin ikinci fıkrası saklı kalmak kaydıyla, vize muafiyeti kapsamında olsalar dahi, 15 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan yabancılar...Vize verilmeyecek yabancılarMADDE 15 – (1) Aşağıda belirtilen yabancılara vize verilmez:...c) Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından sakıncalı görülenlerç) Kamu sağlığına tehdit olarak nitelendirilen hastalıklardan birini taşıyanlar...Kısa dönem ikamet izninin şartlarıMADDE 32 – (1) Kısa dönem ikamet izinlerinin verilmesinde aşağıdaki şartlar aranır:...b) 7 nci madde kapsamına girmemek...Kısa dönem ikamet izninin reddi, iptali veya uzatılmamasıMadde 33 – (1) Aşağıdaki hâllerde kısa dönem ikamet izni verilmez, verilmişse iptal edilir, süresi bitenler uzatılmaz:a) 32 nci maddede aranan şartlardan birinin veya birkaçının yerine getirilmemesi veya ortadan kalkması...ç) Hakkında geçerli sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunması...Uzun dönem ikamet izninin iptaliMadde 45 – (1) Uzun dönem ikamet izinleri;a) Yabancının, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturması,... hâllerinde iptal edilir." 6458 sayılı Kanun'unsınır dışı etmeyle ilgili olarak ve maddelerindeöngörülen hükümlerin ilgili kısmı şöyledir:" Sınır dışı etme kararıMADDE 53 – (1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır....(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası kapsamındakiler hariç yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.Sınır dışı etme kararı alınacaklarMADDE 54 – (1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:...d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar...f) İkamet izinleri iptal edilenler... " İlgili Yargı Kararları Danıştay Onuncu Dairesinin 13/10/2015 tarihli ve E.2012/5665, K.2015/4303 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:" ABD vatandaşı olan davacı tarafından, yurda girişinin yasaklanmasına ve hakkında istizan kararı alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Ankara İdare Mahkemesince; davacı hakkında MİT Müsteşarlığınca yazılan 2010 tarihli yazıda, 2009 yılında ülkemize gelerek İnsan Hakları Derneği Diyarbakır şubesinde gönüllü olarak çalıştığı, Kongra-Gel (PKK) yanlısı şahıslarla irtibatının bulunduğu, KCK operasyonları, Demokratik Özerklik Projesi ve Kürtlere yönelik politikalar hakkında bilgi derlemeye çalıştığı, Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde yazdığı makalelerin Kürtçü internet sitelerinde yayımlandığı, bölge illeri hakkında bilgi toplayarak bu bilgileri Amerika'da bulunan bir kısım makamlara servis ettiğinin anlaşıldığı, örgüt çevresi kanalıyla kendisine Irak'ta yardım sağlayabilecek irtibatlar aradığı yönünde bilgiler istihbari olunduğunun bildirilmesi üzerine 2010 tarih ve 140380 sayılı yazı ile, '' İçişleri Bakanlığından sorulmadan ülkemize girişine izin verilmemesi'' anlamına gelen istizan kararı alındığı ve tespiti halinde ülkemizden çıkışının sağlanması için Valiliklere talimat verildiği, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce de hakkında adli işlem yapılan yabancılardan olması nedeniyle 2010 tarihi itibariyle Ç-114 tahdit koduyla 1 yıl süreli Türkiye'ye giriş yasağı kapsamına alındığı anlaşılan davacının ülke güvenliğini ihlal edebilecek faaliyetler içinde olduğunun anlaşılması karşısında, kamu düzeni ve güvenliğinin riske atılmaması amacıyla idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile ..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Larissis ve diğerleri/Yunanistan (B. No: 140/1996/759/958-960, 24/2/1998) kararında, hava kuvvetlerinde asker olan başvurucuların askerî hiyerarşiye tabi olarak astları konumunda bulunan askerler yönünden gerçekleştirdikleri misyonerlik faaliyeti nedeniyle cezalandırılmalarının gerekli olabileceğini kabul etmiş ve din özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir. AİHM burada askerî hiyerarşi gereği alt rütbede bulunan askerler üzerinde haksız bir baskı oluşabileceğini ve bu durumun anılan kişileri daha hassas bir etkiye maruz bırakacağını, bu nedenle kamu otoritelerinin askerî hiyerarşi kullanılarak misyonerlik faaliyeti gerçekleştirilmesini engellemeleri yönünden meşru bir amaçları bulunduğunu kabul etmiştir (Larissis ve diğerleri/Yunanistan, §§47-55). AİHM, bir yabancının ülkeye girişi ya da orada ikametinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) tarafından garanti edilmediğini kabul etmekle birlikte göç ve sınır kontrollerinin Sözleşme'den doğan yükümlülüklerle uyumlu şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini de vurgulamıştır (Abdulaziz, Cabales ve Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 15/1983/71/107-109, 28/5/1985, §§ 59,60). Özellikle Sözleşme'nin maddesinde öngörülen din özgürlüğü yönünden kendi başına din özgürlüğüne müdahale oluşturacağından bahsedilemeyecek olmasına rağmen sınır dışı işleminin din özgürlüğünü engellemek ve bir dinin ya da felsefenin mensupları tarafından yayılması faaliyetlerini bastırmak amacıyla gerçekleştirilmesi hâlinde din özgürlüğüne müdahale oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Omkarananda and the Divine Light Zentrum/İsviçre, B. No: 8118/77, 19/3/1981, § 118). AİHM Ljatıfı/Makedonya Yugoslav Cumhuriyeti (B. No: 19017/16, 17/5/2018) kararında, kamu otoriteleri tarafından gerçekleştirilen bir işlemin Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün maddesinin sağladığı korumadan yararlanmasına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Karara konu olayda Makedonya Yugoslav Cumhuriyeti'ne iltica eden, ikâmet izni alan ve ikâmet izinleri 1 yıllık sürelerle 2005'ten 2014 yılına kadar yenilenmiş olan başvurucunun mülteci statüsü, ilgili Bakanlığın işlemiyle milli güvenliğe tehdit oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiş ve başvurucu 20 gün içinde ülkeyi terke davet edilmiştir. Başvurucu ülkeden zorla çıkarılmamış ve AİHM'deki bireysel başvuru sürecinde dahi hala ülkede bulunmaktadır. Hatta başvurucuya ilgili karardaki 20 günlük süre geçtikten sonra bir kereye mahsus olmak üzere evlenebilmesi için gerekli belgeleri alması amacıyla Sırbistan'a gidiş ve tekrar ülkeye dönüş için izin de verilmiştir (Ljatıfı/Makedonya Yugoslav Cumhuriyeti, §§7-13). Anılan karara konu olayda hükümet,başvurucu hakkında sınır dışı etme işlemi uygulanmadığını, yalnızca başvurucunun ülkeyi gönüllü bir şekilde terke davet edildiğini, bu nedenle Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün maddesinin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığını savunmuştur. Hükûmet ayrıca başvurucu gibi 1999 yılında Kosova'da yaşanan kriz nedeniyle mülteci statüsü verilen kimsenin ülkeden zorla sınır dışı edilmediğini de ileri sürmüştür (Ljatıfı/Makedonya Yugoslav Cumhuriyeti, § 19). Bu doğrultuda AİHM öncelikle Bakanlık tarafından gerçekleştirilen mülteci statüsünün sona erdirilmesi ve başvurucunun ülkeyi terke davet edilmesi işlemininSözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün maddesi kapsamında sınır dışı işlemi olarak yorumlanıp yorumlanamayacağını tartışması gerektiğini ifade etmiştir. AİHM öncelikle söz konusu işlemle başvurucunun yasal şekilde2005 yılından beri ülkede ikamet etmesini sağlayan tek dayanağın yani mülteci statüsünün iptal edildiğini vurgulamıştır. Bunun yanında ilgili kararda başvurucunun ülkeyi terke davet edildiği belli bir sürenin öngörüldüğünü dikkate almıştır. Ayrıca Bakanlığın söz konusu kararının uygulanabilmesi için başka bir işleme ya da sürece gerek olmadığını da belirtmiş, dolayısıyla başvurucunun her an zorla ve fiilî olaraksınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda başvurucunun hâlihazırda sınır dışı edilmemesinin ve hatta bu süreçte ülkeden çıkıp geri dönebilmiş olmasının Bakanlığın kararının artık geçerli olmadığı ve başvurucunun ileride sınır dışı edilmeyeceği sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığını belirtmiştir. Aynı şekilde başvurucuyla aynı durumda bulunan kimsenin henüz sınır dışı edilmemiş olduğuna ilişkin itirazın da bu değerlendirmeyi değiştirmeyeceğine, bu nedenlerle Bakanlığın başvuru konusu işleminin ve bunun iptaline ilişkin yargısal sürecin Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'ün maddesi kapsamında kaldığına karar vermiştir(Ljatıfı/Makedonya Yugoslav Cumhuriyeti, §§ 21-23). Daha fazla ilgili uluslararası hukuk için bkz. Wisam Sulaiman Dawood Eaqadah ([GK], B. No: 2021/2831, 15/2/2023, §§ 36-41).