Başvuru, bir haber sitesinde yayımlanan köşe yazısında kullandığı ifadelerin hakaret kabul edilerek adli para cezasına mahkûm edilmesi nedeniyle başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir haber sitesinde yayımlanan köşe yazısında kullandığı ifadelerin hakaret kabul edilerek adli para cezasına mahkûm edilmesi nedeniyle başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Yazar ve vaiz olan N.Y., dinî konularda yazılı eserleri ve sosyal medyada video yayınları bulunan bir kişidir. N.Y., kendisine ait olan ve tespit edilebildiği kadarıyla bir kısmı milyonlarca kez izlenen videolarını yüz binlerce takipçisi olan bir vakfın medya hesaplarından yayınlamaktadır. N.Y., "Çocuk Evliliği İstismardır" başlıklı 30 dakika kadar süren bir videosunda İslam dininde evlilik yaşı konusunda bazı açıklamalar yapmıştır. Söz konusu videonun 23/1/2013 tarihinde kayda alındığı ancak sosyal medyaya 2015 yılında yüklendiği anlaşılmaktadır. Bahse konu videoda N.Y. özetle, İslam dininde evlilikle ilgili olarak bir yaş sınırının bulunmadığını, bir çocuğun büluğ çağından önce de (örneğin 6-7 yaşında da) evlendirilebileceğini, kişi reşit değilse velisi tarafından evlendirilebileceğini, ancak bu tür küçük yaşta evliliklerin bir tavsiye olmadığını, zorunluluk hâllerinde uygulanması gerektiğini ifade etmiştir. N.Y.nin bu konuşması nedeniyle hakkında halkı kanunlara uymamaya tahrik ve suç işlemeye alenen tahrik suçlarından soruşturma yürütülmüş ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/3/2015 tarihinde, konuşmadaki sözlerin ifade özgürlüğü ve bilgi verme sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Söz konusu kararda yer alan değerlendirmeler şöyledir:"...Konuşmanın 'Kadın Fıkhı Okulu' isimli programda yapıldığı, 23/1/2013 tarihli programın 'Çocuk Evliliği İstismardır Bölüm' ibarelerinin alt yazı olarak program boyunca görüntülerde yer aldığı, program bir bütün olarak ele alındığında erken yaşta çocukların evlendirilmesinin doğru olmadığının anlatıldığı, şeriat hükümlerine göre buluğ çağından önce de evlilik olabileceğini, ancak istismarın önlenmesi için ulemanın evliliğe alt sınır getirmeyi uygun bulduklarını, mal uğruna, cinsellik uğruna çocukların heder edilmemesi için küçük yaşta evliliklerin önüne geçildiğini belirttiği anlaşılmıştır." Başvurucu ise olayların meydana geldiği tarihte haber.sol.org.tr isimli internet sitesinde köşe yazarı olup yukarıda bahsedilen konuşmanın sosyal medyada yayınlanmasından bir yılı aşkın bir süre sonra 21/5/2016 tarihinde "Tuhafazakar Süslümanlığın Ekonomi Politiği" başlıklı bir yazı yazmıştır. Söz konusu yazısında başvurucu, muhafazakâr yaşamı benimseyen insanların tesettür anlayışının bir tarz hâline dönüşmesini konu almış ve bazı muhafazakâr yazarların görüşlerine de yer vermiştir. Yazının ilgili kısmı şöyledir:"Kanlı Pazar kahramanı [Ş.E.] duruma şöyle tepki gösteriyordu geçtiğimiz hafta: 'O kadınlara soruyorum: Fahişe olmadığınız halde niçin fahişe kıyafeti giyiyorsunuz? Yine soruyorum: Fahişe olmadığınız halde niçin fahişeler gibi davranıyorsunuz?' Okuyanlar [E.nin] bunu tesettüre uygun giyinmeyen kadınlar için yazdığını sandı ama takip eden cümle 'fahişe gibi giyinmekle suçlananların' 'Müslüman kadınlar' olduğunu ele veriyordu. Şöyle diyordu [E.]: 'Süslüman kadın herkesin içinde deliler gibi çıngıraklı kahkahalar attı, civardaki herkes başını çevirip ona baktı. O utanmadı, bendeniz onun namına utandım, yerin dibine geçtim'. 'Süslüman' dediği, tesettüre uyuyormuş gibi yapıp onu kendi tarzına dönüştüren kadınlar... 5-6 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesini caiz bulan pedofil [N.Y.] de şöyle yakınıyordu: 'Önce tesettür mücadelesi yapıldı. Sonra o mücadele başörtü olarak küçüldü. O küçülme daha sonra türban adını aldı. Şimdi ise modası konuşuluyor'." Başvurucunun köşe yazısında geçen "pedofil" ifadesi nedeniyle N.Y., Cumhuriyet başsavcılığına şikâyet dilekçesi vermiş ve başvurucunun basın ve yayın yoluyla hakaret suçunu işlediğini belirtmiştir. Söz konusu şikâyet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı 12/10/2016 tarihinde anılan suçtan iddianame düzenlemiştir. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesindeki (Mahkeme) yargılama sırasında N.Y.nin vekili; müvekkilinin 6 yaşındaki bir çocuğun evlenebileceği yönünde bir beyanı olmadığını, böyle bir beyanı bulunsun ya da bulunmasın bunun kimseye hakaret etme hakkı vermeyeceğini, N.Y. hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararında da konuşma içinde herhangi bir suç unsuru bulunmadığını, aksine küçük yaştaki çocukların evlendirilmesinin önüne geçmeye yönelik bir konuşma olduğunun belirtildiğini, bu konuşmaya atfen müvekkiline hakaret edilemeyecğini ifade etmiştir. Başvurucu ise yargılama sırasındaki savunmalarında; pedofil kelimesinin tıbbi bir terim ve psikoseksüel bir hastalık olduğunu, ergen veya henüz ergen olmayan çocuklara cinsel anlamda ilgi duymak anlamına geldiğini, tanınmış bir ilahiyatçı kimliği bulunan N.Y. gibi kişilerin toplumda bir sorumluluğu olması gerektiğini, çocuk haklarını koruyan sözleşmeler ve yasalar gereğince 18 yaşından küçük herkesin çocuk kabul edildiğini, N.Y.nin ise küçük yaştaki çocuklarla evlenilebileceği şeklindeki görüşlerinin toplumda infial yarattığını, kendisinin de suça konu edilen yazıyı bu tür sözleri eleştirmek amacıyla yazdığını ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca kendisinin bu konuşmalardan yola çıkarak eleştiri amaçlı tıbbi bir nitelemede bulunduğunu, toplumun belli bir kesimince tanınan ve sözüne itibar edilen kişilerin özellikle basın yayın organlarının ağır, rahatsız edici ve tahammül edilemez boyutlarda eleştirilerine katlanmaları gerektiğini, N.Y.nin toplumsal tepki nedeniyle söz konusu konuşmalarını internetten kaldırdığını ve kendisinin yazmış olduğu köşe yazısının da N.Y. üzerinde etki yapmış olması nedeniyle daha fazla buna benzer yayın yapmadığını belirtmiştir. Mahkeme 31/10/2017 tarihinde basın ve yayın yoluyla alenen hakaret suçundan başvurucunun 900 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"...sanık Orhan Gökdemir'in [başvurucu] 21/5/2016 tarihinde haber.sol.org.tr isimli internet sitesinde 'Tuhafazakar Süslümanlığın Ekonomik Politiği' başlıklı yazısında katılan [N.Y.nin] çocukların evlilik yaşı ile ilgili sözleri nedeniyle eleştirdiği, ancak eleştiri sınırını aşarak '...5-6 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesini caiz bulan Pedofil [N.Y.] de...' şeklindeki sözlerle ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı cinsel ilgi duyan kimse anlamında 'Pedofil' demek suretiyle onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir olgu isnat etmek suretiyle hakaret ettiği ve bu şekilde isnat edilen suçu işlediği sanık tarafından yazılan yazı içeriği, katılanın konuşmasını içerir bilirkişi raporu, katılanın beyanları, sanığın aşamalardaki suça konu edilen yazıyı yazdığı yönündeki ifade ve savunması ve dosyada yer alan yukarıda belirtilen delillerden sübut bulduğu..." Başvurucu hakkında 31/10/2017 tarihinde hükmedilen adli para cezası miktarı itibarıyla kesindir. Başvurucu 29/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır... (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.... (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. "