T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1553 KARAR NO : 2025/1937 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : 2025/155 Esas - 2025/829 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 31/12/2025 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/09/2025 tarih 2025/155 …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1553 KARAR NO : 2025/1937 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : 2025/155 Esas - 2025/829 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 31/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 31/12/2025 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/09/2025 tarih 2025/155 Esas 2025/829 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : 04/11/2019 günü sürücü ....'ın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracıyla .... köy yolundan takiben D-300/03 yolunu kullanarak .... ilçesi istkametine seyrettiği sırada, yola çıkıp sol şeride geçerken aracının sağ arka kısımlarına.... ilçesinden ... ilçesine sol şeritte seyreden.... plakalı ve sürücü .....'in kullandığı otomobilin sol ön kısımları ve kamyoetin sağ arka kısımlarının çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, davacı meydana gelen kazada yolcu konumunda olduğunu, söz konusu kazaya ilişkin Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının dosyası ile soruşturması yürütüldüğünü, .... plaka sayılı aracın davalı .... A.Ş. nezdinde, .... plakalı aracın .... A.Ş. nezdinde kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalması kaydı ile 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile davacı ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, davalı şirketin poliçe kapsamında hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, davanın esastan reddini, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan davalı şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmesini , masraf ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava 6102 sayılı TTK'nun m.4'de belirtilen mutlak ticari dava niteliğinde olup, 01/01/2019 tarihinden sonra açıldığını, zira işbu dava TTK'nun altıncı kitabı olan Sigorta Hukuku bölümünde düzenlenmiş hükümlere tabidir ve bu haliyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, dava şartı yokluğu nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini talep etmiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay nedeni ile davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI : "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki ölçüt kapsamında tam karşılığı bulunmamakla birlikte en yakın karşılık alınarak özürlü ve engelli ölçütlerine göre daha önce yapılan sekel oranında kıyasen indirim yapılarak" maluliyet oranı belirlenmiş ise de 20.02.2019 tarihinden sonraki kazalarda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre sürekli iş göremezlik oranı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri hükümlerine göre davacının mevcut yaralanması nedeni ile iş göremezlik oranının konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp ADB Başkanlığı'ndan kurul halinde düzenlenecek açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli maluliyet raporu dosyaya kazandırılmasını müteakip, dosyanın aktüerya hesap bilirkişine yeniden tevdi ile yaralanan kişinin aylık geliri, maluliyet raporu, rücuya tabi ödemeler ve tarafların kazanılmış hakları dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve ( progresiv rant usulü ) % 10 artırm % 10 iskonto edilmesi yöntemi esaslınmak suretiyle davacının hak kazanacağı tazminatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davalıların sorumlu olduğu poliçe limiti açıkça belirtilerek tazminat talebi hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir İLK DERECE MAHKEMESİNİN KALDIRMA KARARI SONRASI VERDİĞİ KARARIN ÖZETİ: : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı .....'ın 04/11/2019 tarihli trafik kazası nedeniyle kazaya karışan .... plaka sayılı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı .... A.Ş. 'den, .... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen .... A.Ş.'den sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporuna göre davacının engellilik oranının %0 (yüzde sıfır) olarak bulunduğu, tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 2 (iki) ay olarak kabul edildiği, sürekli bakıma muhtaç olmadığı, geçici olarak bakıcıya muhtaç olunan süre ile ilgili olarak yönetmelikte bir değerlendirme olmamakla birlikte olaya bağlı yaralanmaları nedeniyle yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin 2 (iki) hafta olarak kabul edildiği, davacının tazminat talebine ilişkin iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının maluliyetinin tespiti için öncelikle haricen Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden maluliyet raporu alındığı, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 11.11.2020 tarihli raporuna göre davacının sağ radius distal kırığı sonucu %4,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybının oluştuğu, raporda davacının saü el bileği ve ön kolda hareket kısıtlılıklarının bulunduğunun tespit edildiği, buna karşınn Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nce hazırlanan 18.10.2021 tarihli raporda atalı olarak %0 maluliyet oranı belirlendiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin 30.01.2025 tarih 2022/1077 Esas 2025/143 Karar sayılı bozma kararı sonrasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden alınan 20.06.2025 tarihli raporda engel oranının yüzeysel şekilde %0 olarak gösterdildiği, raporda Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi raporu ve ortopedik bulgularının değerlendirme dışı bırakıldığı, ilk derece mahkemesinin rapora dayanarak davayı hatalı biçimde reddettiği, istinaf bozma ilamında gösterilen usule uygun olarak rapor düzenlenmediği hususları istinaf sebepleri olarak gösterilmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, bedeni zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Mahkememiz kaldırma kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade ettiği belirtilmiş olsa da, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde; Yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel gereksinim” çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmelik'in 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi aynı zamanda Yönetmelik'in EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20 nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmelik'in amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK'nın 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” belirlenerek küçüğün sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararları tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, her ne kadar düzenlenen bilirkişi raporunda; "Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki ölçüt kapsamında tam karşılığı bulunmamakla birlikte en yakın karşılık alınarak özürlü ve engelli ölçütlerine göre daha önce yapılan sekel oranında kıyasen indirim yapılarak" maluliyet oranı belirlenmiş ise de 20.02.2019 tarihinden sonraki kazalarda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre sürekli iş göremezlik oranı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD'nin 10.03.203 tarih ve 2023/3420 E. - 2023/10672 K. ) Türk Medeni Usul Hukukuna yön veren en önemli ilkelerden biri teksif ilkesidir. Teksif ilkesi tarafların bütün iddia ve savunma sebeplerini belli bir usul kesitine kadar mahkemeye sunmalarını öngörmektedir. Bu ilke uyarınca taraflar dava malzemelerini yargılamanın herhangi bir aşamasında değil, ancak kanunca öngörülen süre dâhilinde mahkemeye hasredeceklerdir. Teksif ilkesiyle davaların gereksiz ve kötü niyetli olarak uzamasının önlenmesi ve yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Teksif ilkesi hem tarafları hem de Hâkimleri kanunda belirtilen süreye uymaya zorlayarak yargılanmanın hızlanmasını sağladığından usul ekonomisi ilkesinin gerçekleşmesine de hizmet etmektedir. Teksif ilkesinin yargılamadaki en önemli yansıması iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağıdır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 141/1. maddesinde tarafların yargılamada iddia ve savunmalarını ne zamana kadar değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Bu düzenleme ile kural olarak dilekçeler aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını sunmaları istenmektedir.(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 25.01.2023 tarih 2021/23884 Esas 2023/1032 Karar sayılı ilamı) İlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararı sonrasında davacı küçüğün Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yeniden sevk edildiği, Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden teşekkül ettirilen heyetçe 29.04.2025 tarihinde gerçekleştirildiği kayıtlı olan fiziki muayenede el bileği, dirsek ve omuz eklem hareket açıklıklarının olağan olduğu ve üst ekstremite kas gücünün 5/5 olarak tespit edildiği gözetilerek sürekli maluliyetinin bulunmadığının 16.06.2025 tarihli raporda tespit edildiği görülmekle kaza tarihi 04.11.2019 itibariyle uygulanması gereken Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre yapılan değerlendirmenin fiziki muayene bulgularına dayalı olması, dava dilekçesinde delil olarak dayanılmadığı anlaşılan ve dosyaya ilk kez 05.08.2025 tarihinde maluliyet raporuna itiraz dilekçesi ekinde sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 11.11.2020 tarihli kurul raporunda %4,20 oranında sürekli maluliyet tespitinde bulunulmuş ise de bu rapora davacı tarafça delil olarak dayanılmadığı gibi raporun kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlendiği, teksif ilkesi gereğince tarafların iddia ve savunmalarını serbestçe değiştirebileceği dilekçeler aşaması dışında dosyada yeni bir delile dayanılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne yeniden sevk edildiği, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunun 29.04.2025 tarihli fiziki muayene bulgularına dayandığı ve kaza tarihi ile fiziki muayene tarihi arasında geçen 5 yıllık süre dikkate alındığında davacı küçüğün eklem hareket açıklıklarının normal düzeye gelmiş olduğunun tespit edildiği ve bu husus tek başına bir çelişki oluşturmadığından muayene bulgularına dayalı olarak tespit edilen maluliyet bulunmadığına dair raporun hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde yer alan istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 31/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.