9. Ceza Dairesi 2021/19197 E. , 2025/944 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlend…
**9. Ceza Dairesi 2021/19197 E. , 2025/944 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun, mağdurenin dudağından öpüp cinsel bölgelerine dokunduğunun kabulü ile atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde suça sürüklenen çocuğun, mağdurenin on altı yaşında olduğu hususunda hataya düştüğünün kabulü ile aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, suça sürüklenen çocuğun yaş hususunda hataya düştüğüne dair soyut beyan dışında başkaca bir delil bulunmadığına, aksinin kabulünde dahi tehdit suretiyle işlenen eylemden ötürü çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet hükmü yerine beraat hükmü kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Suça sürüklenen çocuğun 03.11.2016 tarihli celsedeki savunmasında yer alan "...Havvanur okuyordu ancak okulunu bilmiyordum, 8.sınıftaydı, 16 yaşında olduğunu biliyorum, kendisi bana 16 diye söyledi..." şeklindeki beyanı karşısında, suçun oluşumuna etkisi bakımından mağdurenin aşamalardaki beyanları sırasında kaydedilen tüm görüntülü beyan CD'leri dosya arasına alınıp duruşmada taraflarla birlikte izlenerek görüntü üzerinden mağdurenin suç tarihindeki fiziksel görünümüne dair bir gözlem yapılması ile mağdure ve suça sürüklenen çocuğun duruşmada hazır edilerek mağdureye suça sürüklenen çocuğa yaşı hususunda beyanda bulunup bulunmadığının sorulması, suça sürüklenen çocuğa ise mağdurenin yaşı ve sınıfına dair anlatımları arasındaki çelişkinin sorulup giderilmeye çalışılmasının ardından toplanan delillere göre olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılarak karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın üye ...'ın farklı bozma gerekçesiyle karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Suça sürüklenen çocuğun, mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılamada hata hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı görüşünde olduğumdan, bozma sebebinde yer verilen eksik inceleme ve araştırmaya dair hususların yerine getirilmesi sonrasında suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesindeki hata hükümlerinin değerlendirilmesi sebebine dayanılarak hükmün bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim. Şöyle ki; Mağdure ile suça sürüklenen çocuğun alınan beyanlarından anlaşıldığı üzere 2015 yılı Kasım ve Aralık aylarına tekabül eden zaman diliminde tanışıp devam eden süreçte birden çok kez yüz yüze görüşmelerin gerçekleşmesi ile 2016 yılı Şubat ayı içinde ilişkilerini sona erdirmeleri karşısında üç dört aylık bir zamana yayılan duygusal arkadaşlık süresi, mağdurenin 11.04.2016 tarihinde çocuk izlem merkezinde alınan ifadesi sırasında hazır bulunan sosyal hizmet uzmanı ile 06.09.2016 tarihli celsedeki beyanı sırasında hazır bulunan pedagogun mağdurenin fiziksel görünümü, bilişsel kapasitesi ile kendisini ifade etme becerisinin yaşı ile uyumlu olduğuna dair görüş bildirilmeleri, dosya muhteviyatında mevcut nüfus kaydına göre ebenin düzenlediği 01.03.2002 tarihli doğum raporuna göre 05.03.2002 tarihinde nüfus kayıt sistemine kayıt edildiği anlaşılan mağdurenin 06.09.2016 tarihli celsedeki beyanı sırasında kayıt edilen görüntüsünü içerir CD'nin izlenmesinden nüfus kaydı ve uzman görüşü ile aynı doğrultuda yaşı ile uyumlu fiziksel görünüme sahip olduğunun görülmesi, suça sürüklenen çocuğun 03.11.2016 tarihli celsede mağdurenin kendisine on altı yaşında olduğunu söylediğine dair beyanda bulunurken diğer yandan mağdurenin, örgün eğitime göre on üç - on dört yaş aralığındakilerin eğitimine devam ettikleri sekizinci sınıfa gittiğini beyan ederek kendi içinde çelişkili anlatımlarda bulunması ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde kayden ilk eylem tarihinde on üç yıl on aylık olan mağdurenin yaşı hususunda fazlaca fark oluşturacak şekilde on altı yaşında olduğu hususunda hataya düştüğüne dair suça sürüklenen çocuğun suçtan kurtulmaya matuf beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği ve hata hükmünün uygulanmaması gerektiği görüşünde olduğumdan, hata hükümlerinin değerlendirilmesinde eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle anılan hükmün bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. 10.02.2025