Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5956 E. , 2024/2293 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5956 Karar No : 2024/2293 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... 10- ... 11- ... 12- ... 13- ... 14- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ... DİĞER DAVALI: ... Valiliği / ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5956 E. , 2024/2293 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5956 Karar No : 2024/2293 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... 10- ... 11- ... 12- ... 13- ... 14- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ... DİĞER DAVALI: ... Valiliği / ... İSTEMLERİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'ün 09/09/2016 tarihinde Tunceli ili, Hozat ilçesi ile Yenibaş Jandarma Karakolu arası karayolunda sivil plakalı aracın geçişi sırasında bölücü terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucunda hayatını kaybetmesi üzerine uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık müteveffanın babası ... ve annesi ... için ayrı ayrı 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi; eşi ... için 150.000,00 TL, çocukları ... ile ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL, diğer davacılar olan kardeşleri için ise ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .. İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, müteveffanın eş ve çocuklarının uğradığı maddi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında tahsili yoluna gidildiği ve davacılar vekili tarafından bu hususa ilişkin sulhname imzalandığı, davacı anne ve babanın 5233 sayılı Kanunda öngörülen sürede maddi tazminat istemli herhangi bir başvuruda bulunmadıkları görüldüğünden, terör olaylarına ilişkin maddi zararlarının tazmini amacıyla düzenlenmiş ve özel nitelikte olan 5233 sayılı Kanunda öngöülen sürede maddi tazminat istemli başvuruda bulunmayan davacıların maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, davacıların uğramış olduğu manevi zararın sosyal risk ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... ve ...'ün maddi tazminat istemlerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile, ... için 100.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 575.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 05/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı, kararın davacı ... ve ...'ün maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına gelince, olayın terör olayı olması ve olayda idareyi kusurlandıracak herhangi bir ihbar, istihbari bilgi ve belgenin bulunmaması hususlarının birlikte değerlendirilmesinden idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğu bulunmayan olay nedeniyle maddi tazminat istemi yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacıların ve davalı İçişleri Bakanlığının istinaf başvurularının açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, idarenin vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak adına gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu, terör olayı nedeniyle oluşan zarardan idarenin sosyal risk ilkesine göre sorumluluğunun bulunduğu, hükmedilen manevi tazminatın duyulan acı ve elem karşısında yetersiz olduğu, genel hükümlere göre maddi tazminat ödenmesi gerektiği iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğu, 5233 sayılı Kanunda manevi tazminatın düzenlenmediği, manevi tazminata hükmetmek için ağır hizmet kusuru ve ağır hasar şartlarının bulunması gerektiği, olayda idarelerinin kusurunun bulunmadığı açık olduğundan manevi tazminata hükmedilemeyeceği, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, davacıların yakını olan ...'ün 09/09/2016 tarihinde Tunceli ili, Hozat ilçesi ile Yenibaş Jandarma Karakolu arası karayolunda içinde bulunduğu sivil plakalı aracın geçişi sırasında bölücü terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucunda hayatını kaybettiği, müteveffanın murisi olan müteveffanın eşi ...'ün kendisi ve çocukları adına 23/03/2017 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi tazminat istemiyle Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvuruda bulunduğu ve anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı kararı üzerine başvuranlara 33.620,30 TL tazminat ödenmesine yönelik kararın alındığı ve taraflar arasında sulhname imzalandıktan sonra ödemenin yapıldığı, akabinde davacılar tarafından 05/09/2017 tarihli dilekçeyle İçişleri Bakanlığına başvurularak meydana gelen ölüm neticesinde müteveffanın murisi olan davacı anne ve baba için maddi ve tüm davacılar yönünden manevi tazminat isteminde bulunulduğu, İçişleri Bakanlığının bu talebi bir yazıyla Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonu gönderdiği ve Komisyonca yapılan değerlendirme sonucunda söz konusu olaya ilişkin olarak vefat edenin eşi ve çocukları adına 33.620,30 TL tazminatın ödendiği, taraflar arasında sulhname imzalandığı, manevi tazminatın da 5233 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmediğinden bahisle başvurunun reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan Pazarcık Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaraları mirasçılık belgesine göre müteveffa ...'ün yasal mirasçılarının eşi ... ile çocukları ... ve ... olduğu görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un, 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 8. maddesinin 1. fıkrasında, ''7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Cumhurbaşkanı, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.''; 12. maddesinde, "Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir. Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir. Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır. Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir. Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.'' hükümleri bulunmaktadır. Anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın Davacıların Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın ... ve ...'ün Maddi Tazminat İstemine Yönelik Kısmının İncelenmesi: Davacılar ... ve ... tarafından, terör örgütünce gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucu çocuklarının vefat ettiğinden bahisle zararlarının genel hükümlere göre tazmininin istenmesi karşısında, olayda öncelikle davalı idarelerin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Nitekim, Dairemizin yerleşik içtihadı da; terör eylemi sonucu bir zarar ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idareye atf-ı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığının ortaya konulması, idarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme yapılarak karar verilmesi gerektiği yönündedir. Dava konusu olayın terör olayı olduğu, güvenlik hizmetinin yürütülmesinde idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunu doğuracak bir hususun da bulunmadığı tüm dosya içeriğiyle sabittir. Bu nedenle, davacıların söz konusu terör olayına ilişkin maddi tazminat istemlerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 5233 sayılı Kanuna göre terör olayı sonucu gerçekleşen vefat nedeniyle ödenecek tazminatın hak sahipleri müteveffanın mirasçılarıdır. Yukarıda değinilen veraset ilamına göre müteveffanın babası ... ve annesi ... müteveffanın mirasçısı değildir. 5233 sayılı Kanun kapsamında vefat sebebiyle ödenecek tazminatın hak sahipleri olan müteveffanın eşi ve çocuklarına Komisyon tarafından Kanun çerçevesinde ödeme yapılmıştır. Bu itibarla 5233 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta müteveffanın babası ... ve annesi ...'ün maddi tazminat isteminin müteveffanın mirasçısı konumunda bulunmadıkları için reddedilmesi gerekmekte ise de temyize konu karar ile davalı idarenin olayda kusurlu veye kusursuz sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle anılan davacıların maddi tazminat isteminin reddedilmesinde sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığının temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıların manevi tazminat istemine yönelik kısmının ONANMASINA, ... ve ...'ün maddi tazminat istemine yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.