Başvuru, konutu terk etmemeye ilişkin adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması ve sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, konutu terk etmemeye ilişkin adli kontrol tedbirinin hukuka aykırı olması ve sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı (Batı Başsavcılığı) tespit edilemeyen bir tarihte, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) avukat yapılanması içinde yer aldığı ve böylece sözü edilen silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla aralarında başvurucunun da olduğu bazı avukatlar hakkında soruşturma başlatmıştır. Soruşturmanın ilerleyen aşamasında Batı Başsavcılığı, soruşturma görevinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Ankara Başsavcılığı) ait olduğu gerekçesiyle bir fezleke düzenlemiş ve soruşturma evrakını Ankara Başsavcılığına göndermiştir. Bahsi geçen soruşturmada sulh ceza hâkimliğinden alınan kararlarla başvurucunun telekomünikasyon yoluyla kurduğu iletişimler bir süre tespit edilip dinlenmiş, kayda alınmış ve başvurucuya ait cep telefonunun sinyal bilgileri değerlendirilmiştir. Ayrıca başvurucunun kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ile çalıştığı işyeri, teknik araçlarla izlenip sesli veya görüntülü kayda alınmıştır. Ankara Başsavcılığınca verilen karar nedeniyle 14/9/2020 tarihinde gözaltına alınanbaşvurucu, kollukça alınan 16/9/2020 tarihli ifadesinde kendisine isnat edilen suçu kabul etmemiştir. İfade sırasında başvurucuya özetle haklarında silahlı terör örgütü üyeliği nedeniyle soruşturma yürütülen başka avukatlarla olan ilişkisine, bu avukatlarla telekomünikasyon yoluyla kurduğu iletişimlere, kurduğu iletişimlerle diğer şüphelilerin kurduğu iletişimlerin ortak noktalarına, cep telefonunun başka şüpheli avukatlara ait cep telefonu ile aynı zaman diliminde aynı baz istasyonu çevresinden sinyal vermesine, savunmasını üstlendiği şüpheli veya sanıklardan ücret alıp almadığına, başka avukatlarla dava dosyaları veya soruşturmalar hakkında görüşmesine, müvekkilleriyle ve arkadaşlarıyla yaptığı bazı görüşmelere dair sorular sorulmuştur. Ankara Başsavcılığı 22/9/2020 tarihinde sulh ceza hâkimliğinden başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olmasuçundan tutuklanmasını talep etmiştir. Başvurucu; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince (Hâkimlik) yapılan sorgusunda bazı meslektaşlarıyla bir araya gelişinin örgüt faaliyeti olarak değerlendirildiğini ancak terör örgütüyle bir ilgisinin olmadığını, takip ettiği 36 dosyadan 20'sinin ceza davası olduğunu ve bunlardan dördü için baro tarafından müdafi olarak görevlendirildiğini beyan etmiştir. Hâkimlik; telekomünikasyon yoluyla kurulan iletişimin denetlenmesine ilişkin kararlara istinaden yapılan işlemler sebebiyle düzenlenen tutanaklarda yer alan konuşmaların mesleki yardımlaşma kapsamında kaldığını, bazı şüphelilerle olan irtibatın mesleki faaliyet kapsamında olduğunu ve tutuklamadan beklenen faydanın adli kontrolle de sağlanabileceğini dikkate alarak başvurucunun tutuklanması yönündeki talebi reddetmiş ancak başvurucunun konutu terk etmeme ve yurt dışına çıkmamaya ilişkin yükümlülüklere tabi tutularak adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu, hakkında verilen karara müdafii aracılığıyla itiraz etmiştir. İtirazda müdafi özetle soruşturma dosyasında suç unsuru bulunmadığını, isnat edilen fiillerin avukatlık mesleğinin ifasıyla ilgili hususlar olduğunu, eşinin tutuklu olması ve çocuğunun bulunması nedeniyle başvurucunun çalışmak zorunda olduğunu ancak tabi tutulduğu yükümlülüklerden birinin çalışmasını imkânsız hâle getirdiğini, başvurucunun kaçma şüphesinin bulunmadığını, kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan yükümlülüklere neden tabi tutulmadığınınaçıklanmadığını ve verilen kararın ölçüsüz olduğunu iddia etmiştir. Bu itiraz, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 2/10/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, Ankara Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince yargılaması yapılan bir davada suça sürüklenen çocuğun müdafii olduğunu ve bu davanın 13/10/2020 tarihinde yapılacak duruşmasında hazır bulunması gerektiğini bildirerek adli kontrol kararının bir günlüğüne kaldırılması için müdafii aracılığıyla Hâkimlikten talepte bulunmuştur. Hâkimlik, talebin Ankara Başsavcılığınca değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle dilekçeyi Ankara Başsavcılığına göndermiştir. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı başvurucunun talebini yerinde görmemiştir. Başvuru formunun eklerine göre başvurucu 17/10/2020’de e-YDS’ye girecek olması nedeniyle adli kontrol kararının bir günlüğüne kaldırılması için 12/10/2020 tarihinde müdafiinin yardımıyla Hâkimliğe müracaat etmiştir. Bu müracaata ilişkin dilekçesine sınav başvurusu kaydına dair belge örneğini eklemiştir. Sözü edilen dilekçede dilekçe ile ekinin Hâkimliğe fiziki olarak ya da Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden gönderildiğine ilişkin hiçbir ibare bulunmamaktadır. Başvurucu 4/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 28/1/2021 tarihinde, başvurucu müdafiinin başvuruya konu adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına veya tabi olunan yükümlülüğün değiştirilmesine yönelik talebine ve Cumhuriyet savcısının adli kontrol tedbirinin değiştirilmesine ilişkin olumlu görüşüne dayanarak konutu terk etmeme şeklindeki yükümlülüğü kaldırmış ancak adli kontrol tedbiri kapsamında başvurucunun hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yükümlülüğüne tabi tutulmasına karar vermiştir. Sözü edilen adli kontrol tedbiri de 16/3/2022 tarihinde Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince kaldırılmıştır. Başvuru dosyasındaki belgelere göre başvurucu hakkındaki soruşturma henüz sonuçlandırılmamıştır. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.