1. Ceza Dairesi 2023/4617 E. , 2024/369 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 …
**1. Ceza Dairesi 2023/4617 E. , 2024/369 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 ... maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2019/154 Esas, 2021/8 Karar sayılı kararı ile; Sanıklar hakkında ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 35 ... maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.05.2021 tarihli ve 2021/1093 Esas, 2021/1131 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekili, sanıklar müdafiileri, Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 ... maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, 3. Hükümlerin katılan ... vekili, sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27.04.2022 tarihli ve 2021/11768 Esas, 2022/3233 Karar sayılı kararı ile "sanıklar hakkında uygulanan haksız tahrik hükümlerinde indirim oranının fazla olduğu, sanıklar hakkında eksik ceza tayin edildiği" belirtilerek bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 4. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2022 tarihli ve 2022/183 Esas, 2022/339 Karar sayılı kararı; Sanıklar hakkında ...'a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81 ... maddesinin birinci fıkrası, 35 ... maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, Karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz sebepleri; sanıkların suça katılmadıklarına, mahkumiyetlerine dair somut delil bulunmadığına, mahkûmiyet kararının hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Temyiz dışı sanık ...'in yanında daha önce çalışan ...'yı iddiaya göre rahatsız ettiği, ...'nın durumu eşi maktul ...'a bildirdiği, ... ve eşinin ...'i bir bağ evine çağırmaya karar verdikleri, maktulun durumu akrabaları olan ... ve ...'a bildirdiği, birlikte bağ evine giderek beklemeye başladıkları, ...'in yanında sanık ... ile geldiği, araçtan indiklerinde maktul, ..., ...'in ...'i çekerek eve götürmek istedikleri, ...'nın oradan kaçtığı, ...'i araca bindirip oradan kaçırmak istedikleri, bu sırada olayların başında oradan kaçan sanık ...'nın durumu ...'in yeğeni sanık ...'a haber verdiği, ... ve ...'ın olay yerine gelmesi ile ...'in kendisini tutan şahısların ellerinden kaçarak maktulu, ...'yı, ...'i bıçakladığı, ...'in ... tehlike meydana gelecek şekilde yaralandığı, ...'in eylemine sanıklar ... ve ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi gereğince iştirak ettikleri kabulü ile atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. 2. Sanık savunmaları, katılan ... tanınk beyanları, adlî raporlar, nüfus ve adlî sicil örneği, bozma öncesi ve sonrası yargılama sürecine ait evraklar dosya arasında bulunmaktadır. 3. Hukukî süreç başlığı altında (3) numarada gösterilen bozma ilâmının gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükmün denetime olanak verecek şekilde yeterli gerekçeyi içerdiği, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından ... ile iştirak iradesi altında gerçekleştirildiğinin saptandığı, katılandan sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu anlaşıldığından ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2022 tarihli ve 2022/183 Esas, 2022/339 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Suça iştiraki için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar. Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulduğunda; Sanıklar ... ve ... olay yerine ...'ya cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla darp edildikten sonra parasının yağması ve hürriyetinden zorla yoksun bırakılması söz konusu olan sanık ...'i kurtarmak için gelmişlerdir. Olay yerine gelirken herhangi bir silah kullanmamışlardır ve üzerlerinde herhangi bir silah bulunduğuna dair delil de bulunmamaktadır. Sanıklar maktul ... diğer mağdurlar ile daha önce tanışmamaktadırlar. Dolayısıyla onları öldürme veya ağır bir şekilde yaralamaları için bir sebepleri de bulunmamaktadır. Olay gece vakti gerçekleşmiş olup olay yeri karanlık durumdadır. sanıklar ... ve ...'nın geldikleri beyaz renkli araç sanık ...'in bulunduğu araçtan 5-10 metre uzakta park edilmiş durumdadır. Sanıklar ... ve ... araçtan indikten sonra ...'a bu sanıklardan birisinin "ben polisim Metin'i bırak " dediği, ...'ın da "polis ve jandarmayı çağırdık gelecekler dediği" bu şahsın " ben polisim" dediği ve sanıkların ...'ın yanına giderek kollarından yakalayarak geldikleri aracın yanına çektikleri, bu sırada ...'in bulunduğu araçtan indikten sonra ne şekilde ele geçirdiği belirlenemeyen bıçakla mağdur ...'in üzerine gidip onun bıçakladığı anlaşılmaktadır. Bu sanıklar aracında tutulmakta olan ...ile herhangi bir telefon görüşmesi yapmadan fikir ve eylem birliği oluşturmaları mümkün değildir. Sanıklar ...'i kurtarmak amacıyla değil, başka bir amaçla gelmiş olsalardı olay yerine silahla gelmeleri, gelir gelmez ...'i tutanlara ateşli silah veya kesici delici herhangi bir aletle saldırmaları gerekirken böyle yapmamaları göz önünde bulundurulmalıdır. Sanıklar ...'a ...'i bırakmasını söyleyip bırakmaması üzerine ...'ı kollarından tuttukları sırada araçta bulunan ...'in sanıkların farkında olamayacakları bir şekilde bulunduğu araçtan inip önce ...'e saldırıp onu yaralaması kendisinin ani bir kararıyla gerçekleşmiştir. Sanıkların ...'ı tutarlarken ...'in araçtan inerek ...'i bıçaklayacağını bilmeleri mümkün olmadığı gibi engellemeleri de mümkün değildir. ...'in fırsattan istifade bu eylemi gerçekleştirmesinden dolayı sanıkların bu eylemden sorumlu tutulmaları TCK'nın 37 veya 39 maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun değildir. Ayrıca bu sanıkların mağdur ...'e yönelik eylemini kolaylaştıracak davranışta bulunmalarının da gerekeceği, hangi eylemle sanık ...'i suç işlemeye teşvik ettikleri, hangi eylemle suç işleme kararını kuvvetlendirdikleri veya hangi eylemle fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacaklarını vaat ettikleri ya da hangi eylemle suçun nasıl işleneceği hususunda yol gösterdikleri, hangi eylemle fiilin işlenmesinde kullanılan bıçağı sağladıkları (bıçağı ...'in nasıl edindiği belirlenememiştir) ve yine hangi eylemle suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında( ...'ı kollarından tutmalarının nedeni ...'i bırakmasına yönelik olup, ...'in bulunduğu araçtan indikten sonra ne şekilde ele geçirdiği belirlenemeyen bıçakla önce ...'e sonra ...'ya saldırılarında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığı dosya kapsamından belli olmadığı, Bu itibarla sanıkların üzerine atılı kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli derecede her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı somut deliller elde edilemediğinden sanıkların üzerine atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması sebebiyle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. K A R Ş I O Y Sanık ....'ın katılan ...'a karşı kasten adam öldürmeye teşebbüs suçundan hakkında verilen mahkumiyet kararını diğer iki sanık ... ve ...'ın da Türk Ceza Kanunu 37. maddesi kapsamında asli fail olarak katıldıkları kabul edilerek haklarında verilen mahkûmiyet kararı Dairemizin çoğunluğu tarafından onanmış olup asli fail ...'in katılan ...’i bıçakla vurarak öldürmeye teşebbüs ettiği olayda diğer iki sanık ... ve ...'nın Türk Ceza Kanunu’nun 39. maddesi kapsamında bu suça yardım eden olarak katıldıklarının kabul edilmesi gerektiğini düşündüğümüzden Dairemizin bu iki sanığında müsnet suçun asli faili olduklarına dair şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; Sanık ...katılan ... tarafından olay gecesi telefonla aranarak kendisine cinsel ilişkiye girebileceği imasında bulunarak olay mahaline çağrılmış ve eşi ... ile yakınları ..., ... ve ... tarafından tuzağa düşürülen ...ve yanındaki ... araçları ile olay yerine geldiklerinde maktul ... yanındakiler sanık ...'i yakalayarak onu darp etmeye başlamış bunu gören ... karanlıktan istifade ederek kaçıp kurtulmuş ve olayı ...'in yeğeni ...'a telefonla arayarak haber vermiş, bu sırada maktul ... ve yanındakiler sanık ...'in ...'ya cinsel tacizde bulunduğu mizanseni içerisinde ele geçirdikleri ...’i darp ederek paralarını yağmalamaya çalışmış nitelikli şekilde darbedilen ...'in yakınlarının polise haber verebileceğinden endişe duymaları üzerine darp ettikleri ...’i kendisine ait aracın arka koltuğunda oturtarak ...'nın kolluğu araması sağlanmış ve birkaç kişinin kendisine tacizde bulunduğunu kolluğa bildirerek suç ihbarında bulunmuş, bu sırada ...'in yeğeni ...’la ona haber veren ... da birlikte beyaz bir jipe binerek olay yerine gelmiş ve olay mahalline geldiklerinde kendilerini polis olarak tanıtıp araçta oturan ...’i bırakmalarını maktule söylemiş, maktulün siz polis değilsiniz ve ben gerçek polisleri çağırdım onlar gelecek bekliyorum demesine rağmen sanıklar ... ve ... maktul ...'ı kollarından tutarak olay yerinde duran bir arabanın arkasına doğru uzaklaştırmış, maktul ...'ın yanında bulunan yakınları polis geldi zannederek ve korkarak buna müdahale edememiş, bu sırada kendi aracın içerisinde dövülmüş vaziyette zorla tutulan sanık yeni gelişen durum karşısında fırsat bularak aracın içerisinden çıkıp ne şekilde ele geçirdiği belirlenemeyen bıçakla önce orada bulunan ...’e, sonra ...'ya saldırarak bıçaklamış, daha sonra da ... ve ... tarafından kollarından tutulmakta olan ...'a saldırarak bıçaklamak suretiyle ...'ı öldürmüştür. Olayın kronolojik açıdan bu sıralamayla gerçekleştiği dosyada ifadesine başvurulan ... ... ve ...'nın beyanları ile sabittir, olay mahallinde bulunan katılan ... kolluk aşamasındaki ifadesinde ... ... ve ...'in ne zaman bıçaklandığını görmediğini söylemiş, sanıklar da müsnet suçu işlediklerini kabul etmeyerek inkara yönelik savunmada bulunmuşlardır. Katılan ...’in kendisinin bıçaklanma anı ile ilgili kollukta verdiği ilk ifade olayın ne şekilde gerçekleştirdiğini belirten en net beyandır, ...’in kolluk beyanına göre olay mahalline beyaz renkli Jeep geldiğinde bu jipten iki kişinin indiğini ve bir tanesinin kendisinin polis olduğunu söyleyerek bu iki kişinin ...'ın kollarından tutup oradan uzaklaştırdıklarını, bu sırada aracın arka koltuğunda oturmakta olan ...'i araçtan inerek kendisini bıçakladığını söylemiştir. Katılanlar ..., ... ... ve ...'nın genel hatlarıyla birbiriyle örtüşen anlatımları doğrultusunda sanık ...bir şekilde kandırılarak olay yerine getirip dövülerek kendisine ait aracın arka koltuğunda zorla tutulduğu sırada ...’in yakınları ... ve ... olay yerine gelip kendilerini polis olarak tanıtıp ... kurtarabilmek amacıyla ve ...’in zorla tutulduğu aracın yanında beklemekte olan ...'ın kollarına girerek oradan uzaklaştırmış bunu fırsat bilen ...de araçtan inerek ... ile ...'in ayrı ayrı yanındaki bıçakla yaralamış ve daha sonra ... ve ... kollarından tuttuğu ...'a giderek bıçaklamak suretiyle ...'ı öldürmüştür, sanık ...'in ...’i bıçakla vurduğu o sırada ...'ı kollarından tutup oradan uzaklaştıran ... ve ...'nın fiil üzerinde herhangi bir katkıları bulunmamaktadır. Sanıklar ... ve ...'ın ...’in ...tarafından bıçaklanması eyleminde olay anında ...’ın kollarından tutulup aracın başından uzaklaştırarak onun cesaretini artırıp böylece manevi destek verme anlamında ...’e manevi katkıları vardır ve bu durum Türk Ceza Kanunu’nun 39. maddesi anlamında yardım eden olarak düzenlenmiştir ancak sanıklar ... ve ...'nın ...’in yaralanması olayı sırasında maktul ...'ın kollarından tutar vaziyette olay mahalinden bir miktar uzakta onunla mücadele ettikleri esnada sanık ...’in ...’i yaralanması olayında asli fail olarak sorumlu tutulmalarını gerektirecek herhangi bir durum söz konusu olmadığından bu iki sanığın ...’in yaralanmasından asli fail olarak sorumlu tutulmasına yönelik yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan ... bu kararı onayan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.