4. Hukuk Dairesi 2023/8493 E. , 2024/2401 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/418 E., 2021/1402 K. DAVACILAR : ... (kendi adına asaleten ..., ... ve ... adına velayeten) vekilleri Avukat ..., Avukat ... Avukat ... DAVALILAR : 1. ... 2. ... vekili Avukat ... MÜTEVEFFA : ... DAVA TARİHİ : 22.06.2015 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/611 E., 2019/50 K. Taraflar arasındaki…
**4. Hukuk Dairesi 2023/8493 E. , 2024/2401 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/418 E., 2021/1402 K. DAVACILAR : ... (kendi adına asaleten ..., ... ve ... adına velayeten) vekilleri Avukat ..., Avukat ... Avukat ... DAVALILAR : 1. ... 2. ... vekili Avukat ... MÜTEVEFFA : ... DAVA TARİHİ : 22.06.2015 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/611 E., 2019/50 K. Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.04.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Av. Sıla Gül Balin Kaplan geldiler. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 04.03.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan Nazlı'nın eşi ...'ın davalılardan ...'ın alkollü olarak kullandığı araçta yolcu olarak seyir halinde iken 30/09/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonrasında 14.10.2014 tarihinde vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı ...'ın tam kusurlu olduğunu, diğer davalı ... şirketinin de trafik sigorta poliçesi nedeniyle teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu belirterek öncelikle adli yardım taleplerinin kabulüne, davanın belirsiz alacak davası olduğunun tespitine, 200.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsili ile talep edilen alacaklara kanuni faiz yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Adli Tıp Kurumu ve Trafik İhtisas Dairesi tarafından kusur tespitinin yapılmasından sonra müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda; yine aktüer sıfatına sahip bir bilirkişi kanalı ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasını, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda sorumluluğunun azami limit ile sınırlı olması gerektiğini, emniyet kemerinin kullanılmaması durumunda mütefarik kusur indiriminin uygulanmasını, hatır taşımasının varlığı halinde hatır taşıması indiriminin uygulanmasını, tazminat talebinin kabulü halinde %25 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasını, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporları denetime elverişli kabul edilerek; davacı tarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... açısından 119.362,63 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren (30.09.2014), davalı ...Ş. yönünden dava tarihi olan 09.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... açısından 19.103,08 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren (30.09.2014), davalı ...Ş. yönünden dava tarihi olan 09.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... açısından 10.642,92 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren (30.09.2014), davalı ...Ş. yönünden dava tarihi olan 09.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... açısından 7.115,00 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren (30.09.2014), davalı ...Ş. yönünden dava tarihi olan 09.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacılar Nazlı, Tuğba, Buket ve ... için ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren (30.09.2014) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; desteğin gelirinin hatalı belirlendiğini, son işverenin tanık olarak gösterilmesine rağmen dinlenilmediğini, dava konusu kazada müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılamayacağını, bu durumun ispatlanmadığını, %40 indirim yapılmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın ise az belirlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; manevi tazminatın fahiş belirlendiğini, sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; desteğin diğer kazaya karışan kişiler ile alkol alıp eğlenmeye gitmesi karşısında olayda hatır taşımasının bulunduğu, menfaat karşılığı bir taşımanın bulunduğunun da ispatlanamadığı, bu nedenle %20 oranında indirim yapılmasının doğru olduğu, yine 1972 doğumlu olan desteğin yaşı ve hayat tecrübesi gözönünde tutulduğunda 200 promil alkollü bulunan araç sürücüsünün alkollü olduğunu anlayabilecek yaş ve tecrübede olduğu, alkollü sürücünün aracına binen desteğin bu nedenle müterafik kusurlu bulunduğu, müterafik kusur nedeniyle de %20 oranında indirim yapılmasının doğru olduğu gerekçeleriyle; usul ve yasaya uygun olan karara yönelik davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporundaki ücrete ilişkin hesaplamaların gerçeği yansıtmadığını, ücret tespiti konusundan yerel mahkemenin 09.12.2016 tarihli 5. celsesinde (1) nolu ara kararından, 10.03.2017 tarihli 6. celsede ara karardan rücu edilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, hatır taşıması indirimi yapılmaması gerektiğini, davalı lehine %40 indirimin fahiş ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, araç tek kapılı olduğundan (2 kapı mevcut değil) ve müteveffa ... arka koltukta oturduğundan emniyet kemerinin takılmamasının bir etkisi bulunmayacağını, müteveffanın araçtan fırlamadığı ve araç içerisinde emniyet kemerini takmadığına dair hiçbir delil bulunmadığını, yine mütevaffanın araca binerken davalının alkollü olduğunu bilmediğini, %100 kusurla ve 200 promil alkolle kazaya sebebiyet veren davalı ...'ın; kişi başı 10.000,00 TL tazminata mahkum edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek re'sen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazasında ölüm nedeniyle, ölenin desteğinden yoksun kalanların davalı sürücü ve aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen şirketten destekten yoksun kalma tazminatı ve davalı sürücüden manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52, 53 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacılar desteğinin içinde bulunduğu araçta bulunan kişiler ile arkadaş olup, alkol alıp eğlenmeye gitmesi karşısında olayda hatır taşımasının bulunmasına, desteğin yaşı ve hayat tecrübesi gözönünde tutulduğunda 200 promil alkollü bulunan araç sürücüsünün alkollü olduğunu anlayabilecek yaş ve tecrübede olduğu, alkollü sürücünün aracına binen desteğin bu nedenle müterafik kusurlu bulunduğu kabulü ile indirim yapılmasının doğru olmasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47 nci maddesi) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu olayda; davalı sürücü ...'ın kullanımında olan davacılar desteğinin yolcusu olduğu araçla seyir halinde iken makas tabir edilen hareketle tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet vermesi, davalı araç sürücüsünün yapılan alkol ölçüm sonucuna göre 2,00 promil alkollü olduğunun belirlenmiş olması ve ceza yargılamasında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme eylemi sabit kabul edilerek cezalandırılması ile yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacılar yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.