T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1059 KARAR NO : 2026/99 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2024 NUMARASI : 2023/65 Esas 2024/104 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf vekilleri KARAR TARİHİ : 28/01/202…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1059 KARAR NO : 2026/99 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2024 NUMARASI : 2023/65 Esas 2024/104 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Taraf vekilleri KARAR TARİHİ : 28/01/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 28/01/2026 Mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında 10.08.2018 tarihinde karşılıklı edimleri kapsayan karma nitelikte bir takas sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davacının ... ilçesinde toplam 4 dairenin yapımı ile bunların tescili ve zilyetliğin devrini üstlendiğini, davalının ise karşılığında 400.000,00 TL nakit, bir adet ... marka 2013 model aracın devir ve tescili ve ... ilçesinde bulunan taşınmazın sınırlamalardan ari devir ve tescilini kararlaştırdıklarını, sözleşmenin kurulmasından sonra davalının davacıya 400.000,00 TL ücreti iki farklı tarihte 200.000,00 TL+200.000,00 TL şeklinde ödediğini, yine bu doğrultuda aracın pert olması sebebiyle buna karşılık 80.000 TL ödeme yapıldığını ancak ... ilçesindeki taşınmazın devir ve tescilinin gerçekleştirilmediğini, davacının ihtarname üzerine üç iş günü içerisinde taşınmazları devir etmeye hazır olduğunu beyan ettiğini, TBK 123 uyarınca davalıyı aynı süre içerisinde aynen ifaya davet etmek suretiyle bu ihtarnameyi karşı tarafa tebliğ ettiğini ancak davalının aynen ifaya yanaşmadığını, davalı tarafın cevaben gönderdiği ihtarname ile aralarında geçerli bir sözleşme bulunmadığını belirttiğini, hatta davacı tarafça zarar belirtilmediğinden temerrüt olgusunun oluşmadığını ifade ettiklerini, aksine sözleşmedeki edim yerine getirilmediği için 500.000,00 TL cezai şart talep ettiklerini, bu kapsamda davalının sözleşmeye aykırı davranarak edimini yerine getirmediğinin açık olduğunu, oluşan bu zararın tazmin edilmemesi karşısında bu davanın açılma gereğinin hasıl olduğunu, davalı tarafça devredilmesi gereken dubleks dairenin ve davacı tarafın karşı edimlerinin miktarının ve gerçekleştirilmeyen edimler arasındaki miktar farkının tespit edilerek davacı tarafın zararının hesaplanıp tazminat alacağı olarak hüküm altına alınması gerektiğini belirterek, HMK 107 uyarınca şimdilik 100.000,00 TL olan olumlu zararın muacceliyet tarihi olan 22.04.2021 tarihinden itibaren işeyecek ticari avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından talep edilen bedelin tespit edilebilir likit alacak niteliğinde olduğunu, taraflar arasında geçerli şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş bir trampa sözleşmesinin bulunmadığını, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu düşünülse bile, davacının edimini üstlendiği taşınmazlardan bir kısmını devir ve teslim etmediğini, davacı tarafın karşılıklı edimlerin ifası talebinin iyiniyetten uzak olduğunu, ayrıca davacı tarafın olumlu zararının oluştuğunu kabul etmemekle birlikte, zararın ne olduğunun veya ne kadar olduğunun da dava dilekçesinde açıkça belirtilmediğini, karşılıklı yerine getirilmeyen edimler arasında da bedel olarak fark bulunduğunu, dolayısıyla asıl mağdur durumda olanın davalı taraf olmasına rağmen davacı tarafın müspet zararı bulunduğunu iddia etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:Mahkemece, taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin resmi şekil şartlarına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı süresi içerisinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taşınmazın kendisine satılacağı konusunda davalıya güven duyduğunu, mahkemece sözleşme öncesi sorumluluk hükümleri konusunda herhangi bir değerlendirme yapmadan eksik ve hatalı karar verildiğini, Yargıtay içtihatları ve doktrinde benzer olaylarda sözleşme öncesi sorumluluk hükümleri gereğince, sözleşmenin yapılmamasında kusuru olan tarafın, sözleşmenin gerçekleşmemesinde kusuru olmayıp zarar gören tarafın zararını gidermesi gerektiğinin belirtildiğini, sözleşmenin davalının ağır kusurlu ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmayan davranışları yüzünden gerçekleşmediğini, sözleşmenin olacağı konusunda davalıya güven duyan davacının maddi külfet altına girdiğini, sözleşmenin gerçekleşmemesinden doğan zarardan davalının sorumlu olduğunu, bu zararın üstüne bırakılmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını belirterek, hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece reddedilen tutar üzerinden davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi ve takdir edilmesi gerekirken, davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, taraflar arasındaki adi yazılı trampa sözleşmesinden kaynaklanan davacının uğradığını iddia ettiği müspet zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir. TMK’nun 706. maddesi, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ve Tapu Kanunu’nun 26. maddesi gereğince taşınmazlara ilişkin resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler geçersizdir. Geçersiz sözleşmede herkes verdiğini geri alır ve geçersiz sözleşme nedeniyle uğranılan zararın tazmini istenemez (HGK'nun 16/03/2011 tarih ve 2011/13-744 E-195 K.) Geçersiz sözleşmeler, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda taraflar, verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler. Sebepsiz zenginleşme kurumunun en önemli özelliği "Şahsilik prensibi" gereğince kime karşı ödeme yapıldıysa, o kişiden talepte bulunulması gerekir. Müspet zarar, sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararı, menfi zarar ise sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından kaynaklanan zararı ifade etmektedir. (HGK’nun 29/09/2010 gün ve 2010/14-386 E. 2010/427 K.).Yani, müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durum ile eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; bu durumda sözleşme ortadan kalkmamakta, yalnızca alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Diğer bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Somut olayda; taraflar arasındaki sözleşmede taşınmaz mülkiyetinin devri borcunu içeren karşılıklı edimler bulunmaktadır. Ancak bahsi geçen adi yazılı nitelikteki trampa sözleşmesi resmi şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmediğinden geçersizdir. Bu durumda, taraflarca geçersiz sözleşmeye dayanılarak müspet zarar talep edilemeyip, ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak tarafların birbirlerine verdiklerini talep edilebileceklerinin anlaşılması karşısında mahkemece; davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle istinaf olunan ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı Esastan Reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili Hazine'ye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsili Hazine'ye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin başvuranlar üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK.'nın 361/1.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır