1. Hukuk Dairesi 2008/3877 E. , 2008/5856 K. "" MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/12/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları H.’nın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava konusu 15219, 15228 ve 5981 parsel sayılı taşınmazlarının 1/2 payını davalılara temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapuların iptal ve tescili isteğinde bulunmuşlardır. Davalılar, muvazaanın söz konusu olmadığın…
**1. Hukuk Dairesi 2008/3877 E. , 2008/5856 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/12/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları H.’nın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak dava konusu 15219, 15228 ve 5981 parsel sayılı taşınmazlarının 1/2 payını davalılara temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapuların iptal ve tescili isteğinde bulunmuşlardır. Davalılar, muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, miras bırakan tarafından davalılara yapılan temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıların miras payı oranında tapunun iptal ve tesciline, davacı S.yönünden feragat ettiğinden davasının reddine, 5981 parsel yönünden de mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dosyanın tefriki ile Bağcılar Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.'nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.'nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.